19 Temmuz 2012 Perşembe

Eksik bir sey mi var hayatimda?

Benim baglanma sorunum var vahdettin, bak baglanamama degil, direk baglanma, cabucak baglanma sorunum (sorunsal mi desem yoksa, daha mi havali olur acaba). Insan harici her turlu varliga cok cabuk baglaniyorum, ve o kadar icsellestiriyorum ki bazen onlarin canli olmadiklarini, canli olsalar da beni pek de sallamadiklarini unutuyorum. Mesela dunden beri Rifki'ya uzuluyorum, ama ne uzulmek, dun onu oylece bir basina vakfin bahcesinde gorunce gozlerim bildigin doldu, yanimda Badem olmasaydi aglayacaktim da, Badem benim icin endiselenmesin diye aglamamak icin konuyu degistirdim, zaten normalde de bi konudan bi konuya saniyenin binde biri bir zaman diliminde gectigim icin dikkat cekmedi. Rifki, 3 yildir kahrimizi ceken, benzini su gibi icen ama benzin ucuz oldugu icin "helal olsun" dedigimiz, deri koltuklari nedeniyle kisin donduran, yazin yakan, surebildigim ilk goz agrim, canim arabamiz. Ama biz bu emekciye ne yaptik? yeni bir araba alinca (mertcan), Rifki'ya vefasizlik edip onu vakfin bahcesine terk ettik! Tamam sitemize sadece bir araba park edebiliyoruz ama madem oyle Mertcan'i biraksaydik vakfin bahcesine di mi?

Bu baglanisim ilk degil ki! Mesela Emrah, terk edilmis minik kedi. Ben onun kedi oldugunu unutmustum sanirim. Sonra Tirbuson, kucukluk yillarimdaki ilk ve son ev hayvanim, beyaz minik bir tavsan, ki bu ismi abim koymustu sanirim, cunku bir tavsana tirbuson ismini koymak pek de benim tarzim degil. Sonra Gulnaz, can cekisen cicegim. Salih'im, ilk laptop'im. Neslisah ve Meliksah, Badem'le bir ara ayni anda kullandigimiz ikiz laptoplar. Cafer'i (sincabim) de atlamayayim, uzun bir birlikteligimiz oldu sonucta. haaa Suha da var, ismi hak eden irilikte bir bocekti kendileri sonucta. 

Ben kucukken, kendi kendimeyken bile cok guzel oynarmisim oyuncaklarimla, onlari konustururmusum hep, hic zararim yokmus masallah. Hayal dunyam cok kuvvetliymis. Bu insan harici varliklara baglanma sorunsalimi (evet evet, daha havali oluyor kesinlikle) halletmek icin belki de cocukluguma inmek gerek. Uff kardesime o kadar dedim benim isime yarayacak bir tibbi uzmanlik alani sec kendine diye (gerci psikiyatriyi onermemistim o aralar, cok daha buyuk(!) sorunlarim vardi) hatta ailede cok buyuk baskilar yasandi, herkes cocugu kendine hizmet ettirmeye calisti, ama o yilmadi, hayallerinin pesinden gitti ve genetik tercih etti. Gerci babam da bizim navigasyon aletine "Dilbaz" ismini takmisti, annem ilk bulasik makinasina "leydi kizim" derdi. Bendeki durum genetik de olabilir yani:)))

Neyyyssse, belki de sorunun kaynagi isim takmakla alakalidir Vahdettin.

5 yorum:

neval dedi ki...

isimler güzelmiş,hayal gücün de öyle.en güzeli de süha ayol

bininci tekil şahıs dedi ki...

Ayni zamanda en korkuncuydu kendileri, killi bacaklar falan!

per dedi ki...

:)))
İsimleri çok beğendim yaa:)
Bence de az biraz "tiki" ismine sahip mertcanı, ceza olarak vakfın bahçesine park etmeliydiniz! ya yaa..rıfkıya da ayrıca bi üzüldüm..
o değil de,geniş hayal gücü iyidir yaa..bende de var bi tane,senelerdir kahrımı çeker,bi zararı olmadı şimdilik,takılıyoruz işte;)

mihriban emir dedi ki...

Simdi,Vahdettin kim oluyor onu merak ettim?
Birde hayirli,bereketli ramazanlar :)

bininci tekil şahıs dedi ki...

@pervanem: Mertcan tikinin onde gideni, simarik genc bi sey!

@Mihriban emir: Allah razi olsun! Cumlemize ins:)
Vahdettin de blogumun adidir ins, hayali arkadasim olmasin da:/