7 Ekim 2010 Perşembe

yil 1992, aylardan eylul

Yine yillar yillar evvel, yine Burak apartmani gunleri... okullarin acildigi ilk gun. Gunesli bir ogleden sonra, babam, kardesim ve ben Allaaddin kitapevindeyiz (Sulukculerde degil). icerisi los, uzunlamasina bi dukkan, yerler koyu ahsap. Benim elimde odev defterimden bir sayfa, babama uzatiyorum. Babam benim icin 2 tane 3 ortali kareli harita method defteri istiyor. Sonra 90 yaprakli cizgili defter. Bir duzine Alligator kirmizi kalem, 2 duzine Faber Castell kursun kalem de defter ve kitaplarin ustune konuluyor. Babam eeeen kalitelisi diye hepimize Pelikan yesil silgiden alacak oluyor, ama benim gozum pembe Ari Mayali silgide, babam hadi oyle olsun diyor silgiler de aliniyor. sonra pahali olmasina ragmen yine heeeer seyin en iyisini cocuklari icin isteyen babam Monami'nin 24luk pastel boyasindan aliyor, su canta gibi olanlardan. cetvel, gonye, aciolcer, pergel, hepsi siyah naylon posete giriyor. Aslinda kalp seklinde olan kalemliklerden istiyorum, ama babam "cok basit onlar, benim kizima yakismaz" diyor, babamin benden beklentisini bosa cikarmamak icin ona hak vermis gibi yapiyorum ama aklim o kalemlikte kaliyor. Defter kaplari tahta cubuklara asilmis, kagit kaplardan aliyorum cunku onlar hem daha guzel hem de digerlerinin zaman gectikce boyasi cikiyor direk parlak gumus renge burunuyor. Kagit kaplarin uzerine yirtilmasin diye seffaf kaplik almayi ihmal etmiyorum. Walt Disney karakterli etiketlerle beraber evin yolunu tutuyoruz. evdekilere aldigimiz defter kaplarini gostermek icin sabirsizlaniyorum.

Eve gidince, butun kardesler alinan seylere bakiyoruz. aksam yemegini beklerken hemen pergeli cikariyorum, ucuna kalem sokup daire cizmeye calisiyorum. ama elimden kaymasin diye sivri ucunu oyle bastiriyorum ki kagit deliniyor resmen, ama sonuc yine husran, havada kalan uca hakim olamiyorum. Abim defterlere hor davraniyor, gicik oluyorum. Derken aksam yemegi yeniyor ve ben gorev basina geciyorum, oturma odasinda yerde oturmusum, tum defterler kitaplar yanimda. ustadim ablam, bir yandan o kapliyor defterleri bi yandan da ben. bi kac ortali olanlar ve kitaplar zor, mutlaka birinin tutmasi gerek, kardesim uysal, tutuyor ucundan, ben o kadar ciddiyim ki isimde, biraz kaydirsa hemen mudahele ediyorum. defteri kitabi iyice kapatir vaziyette kapliyoruz ki cekmesin sonra. biten defterlere uzun uzun bakiyorum, seviyorum resmen. en son etiketleri yapistiriyorum, en ortasina yapistirmak cok siradan (!) sag alt kosesine koyuveriyorum. Yazim guzel ya isimleri de ben yaziyorum. ozenle cantalara yerlestikten sonra "yatma vakti" geliyor, yatiyorum, sabahi iple cekiyorum!

3 yorum:

ebru dedi ki...

Ya canim
Bu kadar ayrintiyi nasil hatirliyorsun! Sen anlattikca ben de taa eskilere gidiyorum. Atayurdu ne kadar ozledigimi farkedip aglamakli oluyorum!

Emre dedi ki...

Abin dedi ki;
Ben de şaşırıyorum nasıl hatırladığına..??
Ben de varım o sahnelerde ama..

bininci tekil şahıs dedi ki...

insanin cocuklugu "harika"gecmeye gorsun..