15 Kasım 2009 Pazar

hata olustu (error! error! error!)

Az kopuklu kahvem elimde haftasonlarinin ne cabuk gectigini dusunuyorum. Sonra, sadece haftasonlarinin degil aslinda haftaiclerinin de cabuk gecisi karsisinda ufluyorum. Zaman geciyor ve elle tutulur hicbir icraat, kendimde hicbir gelisme goremiyorum. Oysa gercekten ucuk cikaracak kadar cok yoruluyor ve cok yogun gunler geciriyorum. Geceleri, gunduz kafam uykusuzluktan dusecek kadar ve sabahlari kahvesiz ayilamayacak kadar az uyuyorum. (Bi de 2 ayda 6 kilo alacak kadar cok yiyorum, ama onun konuyla alakasi yok!) .. Cozum uretmeye calisiyorum, ozellikle okulda bitirmem gereken isi bitirmeyip surekli bi kac siteyi tikladigimi fark ediyorum. Yani her bir yeni konuya, sayfaya gecerken gmailden baslayip muptelasi oldugum sitelere girdigimi fark ediyorum, surekli. Onlara da mi "yasak" koysam diye dusunuyorum. Sonra, asil olayi kafamda bitirmem gerektigini dusunuyorum. Dusunceden irak etmek gozden irak etmeyi, gozden irak etmek dusunceden daha rahat irak etmeyi getirecek biliyorum. Bunlar hep birbirini destekleyecek, ama bu loop sonsuza donmeyecek, n= kac bilinmez ama bir zaman gelecek, parantezden cikilacak, ve bu istekler hayattan irak edilmis olacak...

11 Kasım 2009 Çarşamba

Far Far Away'de bir aksam daha yasanmakta

Fonda hafif bir muzik akla takilmayan, uzaktan kahveci kizin musteriyle muhabbeti, tum masalari doldurmus laptoplu insanlar, icerdeki kahve kokusuna alismis burunlar, kapinin acilip kapanmasiyla iceriye dolan hafif serinlik, laptopumun yaninda sogumaya yuz tutmus kahve, hic motivasyonu ve boylece calisasi da olmayan ama calismak zorunda olan ben, guzel bir kasim aksami sanki haftasonuymus gibi gelen, ve hayaller...

10 Kasım 2009 Salı

yazmis olmak icin yazmak

Sevgili blogumun kesinlikle bir yemek blogu olmadigini savunmakta idim fakat bugunlerde kucuk dunyamda yemek yapmaktan baska bir aktivite yok [yani yazilabilecek olanlarindan, yoksaaaa cok yogun gunler gecirmekteyim -bknz. biryani (!), Hint stili kina gecesi, mahkeme stili dugun:)- ] Gecen Pazar gunu de cok sevdigim bir arkadasim ve esi bize yemege geldiler ben de onlara cooooooooook sahane bi yemek yaptim [ :) ] ama iste burasi tarif blogu olmadigi icin yazamicam nasil yapildigini.. oyle seyler yazinca benim entellektuel kardesim yorum yazmiyor, onun yorum yazmasi icin illa gecmisten dem vurmak gerekiyor. Dur hemen gecmise yolculuk yapayim: ben 4 yasindayim, kardesim de 1 yasinda. Annem ne cesaret bilinmez [caresizlik de denebilir, ya da bana asiri guvenmesi, bendeki olgunluk halini sezmesi, vb :) ] kardesimi bana emanet ediyor ve okula gidiyor [her gun.. en fazla bir saatmistir ama yalniz kaldigimizi hatirliyorum]. Iste ben kucuk anne, obeziteye yaklasmis kardesimi ayagimda salliyorum, ve kardesim bacagima sigmadigi icin bacaklari yanlardan disari cikiyor [tasiyor:) ]… sandalyeye cikip bulasik yikadigimi da hatirliyorum ama yazmicam onu cunku cocukken daha olgunmusum da, yillar gectikce kuculuyormusum gibi hislere kapiliyorum sonra!

5 Kasım 2009 Perşembe

çalışkan bir akşamdan bloga düşen notlar*

Bir tarifimsi daha! Ama bu tarifimsiyi yapabilmenin ön kosulu caninizin cok fena pirasa cekmis olmasi ama son 5 aksamdir eve cok gec geldiginiz icin bi turlu yapamamis olmaniz. Ve iste 6. gunun aksami okuldan donunce ozene bezene aldiginiz kol kalinligindaki pirasalari pisirme azmi ve istegi duymalisiniz. Atayurttan getirdiginiz tamamen orjinal zeytinyaginin icine iki tane minik sogani kesmelisiniz, kavurmalisiniz kavurmalisiniz, sonra salca atmadan dilimlenen pirasalari ve havuclari icine atmalisiniz, yaklasik 10 dakika daha kavurmalisiniz. Sonra bir bardak pirinc (ki boylece yemek pirasali pilava donmeli!) bir kasik salca ve 2.5 bardak kaynamis su eklemelisiniz, sonra tuzdur, kirmizi biberdir, karabiberdir sanatci kimliginizi gosterecek ne varsa eklemelisiniz, ve ocak ayarini 3’e, saat ayarini da 20 dakikaya ayarlamalisiniz. O 20 dakikada da bos durmamalisiniz, bulasiklara girismelisiniz, makinaniz da size yardim etmeli tabi:) o arada zaten hep ihmal ediyor oldugunuz kurtariciniz eve gelmeli, onun icin sofra hazirlamali bir de guzel salata yapmali, gunah cikarmalisiniz:) yemekten sonra da durmamali, taze patlicanli, ki o patlican da tombulca bir bebek bacagi kalinliginda olmali benzetmek gibi olmasin, kiyma-kofte’li patatesli yemek yapmalisiniz. Sonra kendinizi alamamali banyoyu temizlemelisiniz. Sonra cosmus halinizle bi de evi supureyim demelisiniz, tam sazi elinize aldiginizda kurtariciniz gelmeli “ben yaparim” demeli. “Yok yok ben yaparim” demelisiniz. “Yok yok ben yaparim, sen git dinlen” demeli, “iyi” deyip gitmelisiniz. Sonra kurbanla ilgili bir video izlemelisiniz, iciniz yanmali, kara kitaya ulasmak uzere yollara dusesiniz gelmeli..

3 Kasım 2009 Salı

kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı

Dogumgunu pastasinin uzerine iki tane mum dikilmis, (yanina da iki bardak sut konmus!) biri dunyanin en tatli-yakışıklısı digeri de dunyanin en tatli-guzeli icin.. ikisi de kutlamadan habersiz. Tatli-yakışıklı uzun uzun incelemistir mumlari, anlam vermeye calismistir gozlerini kirpmadan. Tatli-guzel de parlak bi sey gordu ya sevincten ciglik atmistir “uuu uuu” diye, gulumsemistir sonra gevrek gevrek :) ya da bilmem artik bir yasina girdi kocaman kiz oldu ya, hanimligini takinmistir.. ya da bilmem noldu.. ben yine yoktum..
Onlar buyuyecekler (Allah kismet ederse) ben dogumlarini goremedigim gibi ilk adim atislarini, ilk konusmalarini da goremeyecegim, resimlerle avunacagim, msn’de saat tutturmaya calisacagim. Ve bir gun beni karsilarinda gorduklerinde amcalarina gosterdikleri yakinligi gostermeyeceklerini bilecegim, ama ebedi beraberligi tercih edecegim ve sabredecegim (ins).

GUNUN ANLAM VE ONEMINI BELIRTEN NOT: her ne kadar ozledigim insan sayisini arttirmis da olsaniz, iyi ki dogdunuz! yoksa nasil hala olurdum ben, sabah aksam kimin videolarini deli gibi izlerdim:)