18 Şubat 2011 Cuma

JOKER HAKKIMI KULLANMAK, MUSTAFA ULUSOY’A DANISMAK ISTIYORUM

Allah’im sigamadim bi yere, durunamadim durdugum yerde. Sabahtan beridir sirtimda cantam dort ayri mekan gezdim calismak ugruna. Oysa dun ihtiyacim olan tek seyin “pencere” ve “arkasinda akip giden hayat” olduguna karar vermistim, ama bugun pencerenin yetmedigini aynelyakin gordum. Oysa, cikolatam da vardi yanimda ve hatta sicakti kahvem.

Bugun beni yoldan cikaran Mustafa Ulusoy oldu. Sen de sever misin Mustafa Ulusoy’u benim kadar? Onun 17.5 yildir “bizim esas derdimiz ne?” sorusuna cevap aradigini ogrenince ister istemez yakin hissediyorum kendime. Bir de anlatis tarzi oyle hos ki alip beni gencligime goturuyor, bilmem belki de ondan seviyorum bu kadar. Hatta “unlu kisileri onemsememe”yi gaye haline getirmis kisiligimi ayaklar altina alarak iki uc hafta once yazdigi bir yazisindan oturu “Mustafa Ulusooooooooooooooy” tarzi bir bogurme olmasa da kendine olan begenilerimi bizzat ilettim (hic beklemiyordum ama cevap dahi aldim). Kendileri psikiyatristtir, okuyunuz okutunuz efendim. Neyse, iste ben ki hayatimda sadece bir kere bir arkadasimi yalniz birakmamak ugruna Osmanbey’deki bir psikiyatristin muayenehanesine gitmis, o aksam da tabi ki “anlatma” odasina girmemis, bekleme salonunda beklerken de elektriklerin gitmesiyle “bu bir tuzak mi?” endisesine kapilip kendi kendime heyecanlar yasamistim. “Musluman stres olmaz” ogretisini uygulamaya calismamdan oturu de simdiye kadar bir psikiyatriste “kucuk dunyam”i acmayi hic dusunmemistim. Oysa bugun icimde anlam veremedigim bir "psikiyatriste anlatma" istegi var. Yani ben otursam, elimde Turk kahvem olmasa, hatta cikolata bile yemiyor olsam, sadece anlatmaya odaklanmis olsam, ve Mustafa Ulusoy’a anlatsam, oylesine, icimden ne geliyorsa.. o da bana “abicim, niye Yaratici’na teslim olmuyorsun?" dese, sonra devam etse, rahatlatsa beni, bu rahatlama en az bir ay devam etse, bir ay gectikten sonra yine konussak, elimde Turk kahvem olmasa, hatta cikolatam bile olmasa, ama pencere olsa, disari bakarak anlatsam, oylesine, icimden ne geliyorsa.. o da bana, “abicim, niye Yaratici’na teslim olmuyorsun?” dese, devam etse. Sonra beyaz takim elbiselerini giymis olarak Salih Abi belirse yanibasimda Usta’yla beraber , su sekilde konussalar:

Usta: Kader hukmunu icra edecekse agizdan cikan ne ifade eder?
Salih Abi: Oyle ama insan da nefsine ram olunca burnunun dikine gidiyor.
Usta: Peki gidis nereye?
Salih Abi: Nereye olacak, kaderin hukmunu icra edecegi yere
Usta: Gidisi durdurmak mumkun degil, bari ilahi rizayi eksene alsalardi, o zaman vardiklari yerde hep hosgeldinlerle karsilanirlardi.

Sonra jenerik muzigi girse, yazilar pesi sira gecse…

14 Şubat 2011 Pazartesi

bence bu yazinin ana fikri "yazik bana" ama basligi "ARTEMA"

"7 cevizin var, 3'unu abine, 1 tanesini de kardesine verdin, kac cevizin kaldi?"

Iste benim bu sorularla buyudugumu bilir misin? Bir kere de "10 tane cikolatan var" diye baslanilip motivasyonum arttirilmadi! ya inek bacagi saydim, ya da hic canimin cekmedigi cevize maruz birakildim. Isyanim babama! canim babam.. seni ne cok seviyorum, ve ozluyorum (gozlerim doldu yazarken, neyse bana basarilar diliyoooor ve bu ailevi konuyu burda kapatiyorum).
Bu arada abimin yenice konusmaya baslayan guzeller guzeli kizina (ki canim olur kendileri) "kime benziyorsun?" sorusu yoneltilince "halamaaa" diye cevap vermesi ona pozitif ayrimcilik yapmama vesile oluyor, kendimi kontrol edemiyorum, surekli ona hediyeler alasim, beni sevsin diye mâli açık veresim geliyor. Neyse, bir ailevi konuyu daha burada kapatip, asil meramima geleyim:

Okul durumum -hocam her ne kadar anlamasa da- dibe batmakta! hem zaten uzun suredir sacma sapan seylerle ugrasmaktan ve dahi zamanin hizli akisindan ve bittabi benim vucudumu sinsice saran bunalim virusune yenik dusmemden ders mers calisamamaktayim. Mutemadiyen cips yemekte ve sabahinda potur potur sivilce cikarmakta, her seyi ertelemekte ve hipnoz olmuscasina internette vakit oldurmekteyim, yazik bana. Bildigin uzere makalemde sorun cikti, o kadar az calisirsam olacagi buydu, hocam taaaa aylar oncesinde bana okuyup donmesi gerekirken olaylarin su zamanda cereyan etmesi beni fazlaca sarsti. Doluya koyuyorum almiyor, bosa koyuyorum dolmuyor, ha bi yandan da okul disi olaylarda da seytan basrol oynuyor, gerdikce geriyor. Insanlar benden ne bekliyor hakkaten anlamiyorum. Cogu kisinin olaylara sadece kendi taraflarindan baktiklari gercegini kabullenmem gerek sanirim. Neyse,bu konuyu da kapatip kandilimizi kutlayayim. Hayirli kandiller:)

(www.phdcomics.com 'i severim, bir de basliktaki ARTEMA ne alaka? Ac-kapa Artema! hani konuyu acip kapatiyorum ya surekli! evet haklisin, ben de tiksindim..)
bir de "kucuk dunyam bininci tekil sahis" diye usenmeyip uzuuun uzun yazip da google'dan beni bulan sevgili okuyucu, seni bagrima basmak, uzuuun uzun konusmak istiyorum! ayrica, aranizdan bazilari var ki beni google'da "birinci tekil sahis" diye aratiyor, bir de uzerine buluyor, evet sen, ayyy neyse burda kesmek zorundayim, Badem okulun kapisinda, beni almaya geldi, seninle sonra hesaplasalim.

2 Şubat 2011 Çarşamba

ben bu parcayi su an bizi dinleyen anneme babama ve tum sevdiklerime yolluyorum

Ben hem sarki dinleyip hem ders calisabiliyorum ama hem sarki dinleyip hem blog yazisi yazamiyorum. Bence irdelenesi bi durum. Oysa hem sarki dinleyip hem konusabilme ozelligine sahibim. Neyse, fonda “horozdan korkan oglan” tamlamasini iceren nadide bir turku var. Hayatimda ictigim en guzel kahve aromasina sahip olan kahvecideyim. Memleket hasreti cekmemden oturu “turku dinlersem keyfim yerine gelir” hipotezini hayata gecireyim dedim ama hipotez yanlismis, huznume huzun kattim. Cam kenarinda “aman bulguru gaynaaadirlar, serinde yayladiiiirlaaaar” esliginde goz yasi dokucem nerdeyse. Tabi bu duygusal halimde disarda hizlanan karin da etkisi olsa gerek. (“disarda hizlanan kar” da ibretlik bir tamlama bence). Birileriyle “noruyon” , “hadi gidek laa”, “yapaq mi” (yapaq’taki q girtlaktan cikicak) tarzi cumlelerle anlasmak, Recep diye birilerini bulup “irebec” diye seslenmek, “kele baciiiim” diye sasirmak istiyorum. Badem batili oldugu icin kulturlerimiz cakisiyor. Onun en siveli konusmasi sadece “gari” barindirabiliyor. Anne tarafimdan batili olmam hasebiyle “edivermek, yapivermek” fillerini kullansam da buyudugum sehrin “agzi” daha bi sicak geliyor, hele ki okyanus otesindeyken.

Evet hep beraber soyluyoruz: “Makaram sari baglar loy, kiz soyler gelin aglar”. Bu turku “Loperde” diye kelime icermekte, ne demek oldugunu bir “tik”la bulabilirim ama bulmicam, birakayim o da gizemli kalsin, ben kendi anlamlarimi yukleyeyim.

Neyse dost, 2 haftadir dogru duzgun ders calismiyorum ben biliyor musun? Zaten bugun okuldan cikarken bolum baskani gordu beni “erken degil mi eve gitmek icin?” dedi, “sanki okulda kalinca ders mi calisiyorum” demedim, “labda pencere yok” deyip, zeytinyagligimi konusturdum. Ufff, kafamda milyon sey var ders disi. Zaten bende “surekli plan yapma” hastaligi var. yani tamam bi isi planliyorum, sonra ayni plani tekrar tekrar kafamdan gecirip duruyorum. Plan yapmakta ustume yoktur zaten. Lisede de hic uymayacagim calisma planlari yapardim. Bari harcadigin zamanin hurmetine bir haftacik uy, ama yok bir gun bile uymazdim. Bir de sanirim “bunalim oncesi asiri mutluluk” tepkisi vermekteyim bugunlerde. Icimde firtinalar koparken dingin bir tavir sergiliyorum ki ben bu halimden korkuyorum.

Son olarak, sizleri gunun anlam ve onemini belirten bir turkuyle ugurluyorum. Ve Kirac’tan tum hanimlara(!) geliyor: Hanimey.

esen kaliniz

28 Ocak 2011 Cuma

"X Turizmin sayin yolculari, otobusunuz 5 dakika icinde Istanbul istikametinde hareket edecektir. Yerlerinizi almaniz onemle rica olunur"

(Bence once bu yaziyi oku, biraz sonsuz donguye girecek ama, cikis yolunu bulursun diye tahmin ediyorum)

Yil iki bin bilmem kac, artik universiteliyim! Iki hafta sonra dersler baslayacak. Hem cok heyecanli hem de cok uzgunum.. Valizim coktan alinmis, her gece yatmadan valize baka baka agliyorum (ki hala aglarim), valize sirtimi donuyorum, ama aglamaya devam ediyorum. Oryantasyon icin Istanbul'a gidiyorum. Sabah saat 9’da evden cenaze kalkmiscasina aglaya sizlaya otobuse biniyorum. Babacigim asiri cana yakin, asiri sosyal bir kisilik oldugu icin ben otobuse binerken hemen soforle konusmaya basliyor “ben K.C. bilmemnerde bilmemneyim. Bu da benim kizim, bilmemnereye okumaya gidiyor. Aman yolda size emanet!” !!! (tum okul hayatim boyunca her seferinde yasandi bu konusma, zaten kucuk sehir, herkes bi sekilde babacigimi tanidigi icin soforler hemen kendi kizlari muamelesi yapiyorlar bana!) ben desen aglamaktan helak olmusum, zorla gonderiliyormusum gibi davranmaktayim. Tabi konusmaya muavin de sahitlik ediyor, neyse, ilk kolonyalar dokulurken, muavin abican tavriyla “bir seye ihtiyacin var mi bacim, cay kahve getireyim mi?” diyor. Neyse, bir saat gecmeden sofor benim halimi hatirimi soruyor, derken saatler geciyor, mola veriyoruz. Sofor amca “yegenim gel, tanirim ben senin babani, buyuk adamdir” diyor, pesi sira gidiyorum. Oturuyoruz masaya, illa yemek yediriyor. Simdi yazarken bile hislendim yani! Hakkaten boyle iste Anadolu insani, sicak sevecen. Universite hayatim boyunca ettigim yolculuklarin yarisinda sofor tarafindan yemek yedirilmisligim vardir. Hatta tek bana degil, yanimdaki insana da yedirirlerdi! Hatta bir keresinde gece yolculugu yapmaktayim, molada uyanmamisim, geri hareket saati gozlerimi acinca muavin beni goruyor “bacim, seni yemek yemek icin cagirmaya geldim ama uyuyordun, uyandirmak da istemedim kusura bakma” diye ozur diliyor, resmen mahcup oluyor:) burdan butun Anadolu halkina selam ve sevgilerimi yolluyorum.

Aksam oluyor, Istanbul'a variyoruz. Amcamlar Istanbul'da, aksam onlarda kalicam. Neden bilmem cep telefonlarimiz acik, amcam benim telefondan soforle konusuyor, beni nerde indirmesi gerektigini soyluyor. Sonra bi karisiklik, meger gecmisiz orayi. Ben “tamam” diyorum, “siz indirin beni, amcam gelip alir burdan”. Sofor “yok” diyor, “seni amcana teslim etmem gerek, amcan buraya gelinceye kadar da bekleyemeyiz, seni tek basina birakmam, bilmiyorsun buralari”. Hakkaten birakmiyor, taaaaaa Esenlere kadar goturuyor beni. Orda da zorla yedirilen aksam yemeginin ardindan, geri donecek olan gece otobusu soforune beni emanet ediyor, donus yolunda amcam aliyor. Bense bunun sadece bir baslangic oldugunu tahmin bile edemiyorum.

25 Ocak 2011 Salı

Eser miktarda ingilizce terim icerir

Bugun cok fena “gorsel basin” diyesim var! Gorsel basin, gorsel basin..

Bi de bugun sana da persembeymis gibi geliyor mu? Inanamiyorum henuz salida oldugumuza! Salida ya da persembede olmak benim icin bi sey degistirmiyor gerci.. yok yaa, nasil da uydurdum, degistirmez mi? bu persembe bi kere toplantim var, toplantidan sonra bi arkadasla alisverie cikacagiz Cumartesi icin! Cumartesi gunu bizim bolumdeki Cinli bir arkadasa “baby shower” organize ediyoruz da! Daha dogrusu organize edildiyorum! Ben ne anlarim babyshower’dan? Biz turkler kendi aramizda baby shower yapip egleniyoruz ama “converted baby shower” bizimkisi, oysa bu Cumartesi kelli felli 100% Amerikan baby shower’a imza atmam bekleniyor! Her kafadan da bi ses tabi! “yok” da diyemiyorum kimseye.. sonuc itibariyle, beklenen bebek oglan diye, oraganizasyona gelen herkesten acik mavi-beyaz kiyafetler giymesini istedik! Daha neler! Acik mavi bi seyim oldugunu hatirlamiyorum, ne giyecegim merak konusu! Cuma aksamindan itibaren de pogaca, kurabiye ve kisir yapicam yaklasik 20 kisi icin, gozumde buyuyor:( maksat gonul almak, tamam ama, yaa ben kendiligimden “ben yapariiiim” diye atlamayinca benimseyemiyorum bi turlu.. hem artik aklim da basima geldigi icin hicbir seye “ben yapariiiim” diye atlamiyorum. Benden gecmis artik! Boyle hakkaten evde oturmak istiyorum! Misal, yarin movie night var, simdiden kurdeşen dokuyorum resmen, alti ustu 2 saatlik bi sey, ama nasil buyuyor gozumde!!

Zaten “academic writing” diye bi ders aliyorum, aldiriliyorum demek daha dogru, resmen bolum baskani bir bir mail yolladi herkese, benim hoca da benim zamanimi ayarlamami istedigi icin ve ders almanin zaman ayarlama konusunda cok yardimci olacagini dusundugu icin ve dahi (“de” anlaminda, bu konuya donecegim, dur once cumlem bitsin) bu dersin zaman almayacagina inandigi icin aldirtti! Ne dicektim ya ben? Hah tamam, iste sabah dersteyim, hoca benim research’umu anlatan yaziyi incelemeye karar vermis bugun. Ben derse gec kayit oldugum icin, hoca da bana mail atip odev olarak bir sayfa academic research’unu yaz getir dedigi icin ve benim de o zaman pek vaktim olmadigi icin, tam 5 dakikada bir sayfa yazip vermistim, boyle incelenecegini bilmiyordum. Neyyyyse, iste bugun benim yazimi inceledik, valla basima agrilar girdi, karincalanma yasadim, kizardim bozardim, yerin dibine gectim. Ders cikisi bir arkadas, “olsun” dedi (nasil bozulduysam artik derste) “eminim benimkini okusa bu kadar yanlis da bende bulurdu”… elestiriye hic acik olmadigimi anladim, ama cok ustume geldi kadin da! Alti ustu bi sayfa sey! Yalniz ben cok hizli yazi yaziyorum, onu fark ettim..

Bi de ben kucukken baglac olan “de”yi ogreniyoruz, ogretmen “dahi anlaminda” deyip duruyor. Benim 8-9 yasindaki beynim de bunu bildigin “dahi” (ustun yetenek - genius) olarak algiliyor, ama herbir ayrintiyi bile soran ben bu durumu kabullenmeye calisiyorum ve “neden?” diye sormuyorum bi turlu.. ortaokula kadar bu boyle gitti, “dahi” anlamindaki “de” bana hicbir sey ifade etmedi… ben o “de”leri hep genius zannettim! oysa o zaman bana deselerdi, “baglac yavrucum bu, baglaclar ayri yazilir” her sey mis gibi olacakti..

Bak o kadar yazdim, “gorsel basin” diyesim gecmedi!

Ve sevgili BTS, biliyorum o analizi yapmamak icin yazdin bu kadar seyi ama, “ertelemek” sorunlari cozmuyor biliyorsun. Orda seni bekleyen sacma sapan bi suru isin var, hadi derin bi nefes al, hatta git sicak bi kahve bul kendine, bismillah de basla ise! Isini bitirmeden de gmail’mis, blog’mus, hatta gazeteymis okumak yok! Soz ver!

“soz ver” deyince aklima baska bi sey geldi…