12 Ekim 2009 Pazartesi

her insanin bir ismi, her yazinin bir basligi olmali mi?

Ayni anda kac duyguyu yasayabilir insan? Ozlem, yalnizlik (maddeten), korku, endise, pismanlik , hirs, ve benzeri… (bir de, nasilsa kimse okumuyor neden yazip duruyorum dusuncesinden hasil olan duygu hali var ki bunu ifade etmeye lugatimizdan bir kelime uygun gorulemedi!)tabi bir de uzerine icerden bir ses gelmese paranoyasi (ki bu noktada bana aciyip kucak acmaniz gerekmekte). Kafamda bir sahne canlandi birden: yine yillar yillar once, ama kucucuk ufacikken degil de gencken bir zaman. Yaz okulu bitmis, kampus ve cevresi alisilmadik bir seyreklige burunmus. Tabi el mecbur staj baskentinden ve tabi annesiz-babasiz evimden ayrilamamaktayim. Ama yalnizim (maddeten) ve korkmaktayim (ki o yillar o sehirde kapkaccilik olsun, gasp olsun, hepsi saltanat surmekte, bu darbe yiyip duran beden de bundan nasibini coktan almis, o sahneleri tekrar ve tekrar yasamakta). Kafamdan istemeden yazdigim senaryolar da hep kotu sonla bitmekte, sanki Çaki'yi (Chucky) yeni izlemisim gibi bir odadan diger odaya gecememekteyim. Iste oyle bir gun, bir dost eli yardimima kosuyor ve bana sirli bir kitap hediye ediyor. Nokta. Canlanan sahne burda öldü. Yani neymis, korkuya care bulunurmus. Peki ozleme care bulunur mu? Hele bu saat olmus da hala aramamissa? Sonra pismanliga? Her gecen gun aleyhime islemekteyken, her gunun aksaminda kendi kendime sozler vermekteyken? Zamanin hizli akisina ve cildirticiligina karsi sabrim tukenmekteyken?

Gece-gunduz, gece-gunduz, gece-gunduz, gece-gunduz, gece-gunduz.....
Tik-tak, tik-tak, tik-tak, tik-tak, tik-tak…..

2 yorum:

Seda Öz dedi ki...

etiket ilginç olmuş, "özgür takılanlar" ama bu çaki mevzuu gerçekten bir ritüel oldu ...

birinci tekil şahıs dedi ki...

tabi bu arada, seda oz'e burdan paket yapilmis tesekkurleri gonderiyoruz ayni anda yasanan duygularin bir tanesini eksiltip, su sahs-i maddi ve maneviyeyi bir nebze olsun rahatlattigi icin. her ne kadar kendisini tanimasak da.. taniyor muyuz yoksa?