11 Ekim 2009 Pazar

küçüktüm ufacıktım

Sabah namazini muteakip saatin kac oldugu umursanmadan edilen kahvaltinin ardindan gunes yakmaya baslamadan yeterli olcude mesafe alabilme gayesiyle ve gayretiyle hizli, telasli ve heyecanli, atayurdun yazlari da serin olan sehrine, amcamlari ziyarete gidiyoruz. Gunes yeni dogmus. Abim on koltuga oturmaya hak kazanacak kadar buyuk degil, arkayi ucluyoruz. En bencil ben oldugum icin yatma pozisyonunu almisim coktan. Sessizlik icinde, bir kac saat yol aliyoruz, bas sehire gelmeden benim de uyesi oldugum arkadaki kardes grup uykusunu alip yolculuga konsantre olmaya basliyor. Benim midem her zamanki gibi bulaniyor. Servis isinden sorumlu annem, bastirsin diye bana cubuk kraker veriyor. Babamin nesesi her zamanki gibi yerinde, coskulu. Arabamiz Dogan SL ya da SLX, neydi hatirlamiyorum, ama plakasi DF 999, nedense cikmiyor aklimdan. Babam teybi aciyor. Meleyen Azeri abladan kurtulduk ama Mrs. Abacidan kurtulamiyoruz bir turlu, babam eslik ediyor “beeeende kar yanginlari, seeeeende goc hazirligi. Asiydim kardelen cicegindeeen bahar topragina yuzunu sureeeen”. Bir su basi bulsak durup yarim kalan kahvaltimizi yapacagiz, ki babam icin ikinci kahvalti. Yok surdaki mi burdaki mi derken ben ya acliktan olecegim ya da mide bulantisindan kusacagim! En nihayetinde, koylulerin bahcelerinden topladigi meyvelerin de satildigi agaclik bir yerde babamin ove ove bitiremedigi “su”yun yakininda, ki butun sular benim icin ayniydi o zamanlar, mola veriyoruz. Pogacalar yeniyor, meyve aliniyor, babam zorla sudan iciriyor, yolculuk kaldigi yerden devam ediyor. “kizilciklar olduuu mu selelere dolduuu mu heeeey”, bu sarkiya ben de icimden eslik ediyorum. Ve o da ne, 55 plakali bir araba bizi geciyor, ve babamdan ilk soru geliyor “evet, 55 nerenin plakasi, bilene 10 puan!”. Tahminler yapiliyor, yaklastin, onunki şu, ipuclari derken atayurdun kuzeyindeki nadide sehrimiz biliniyor. Yol boyunca butun plakalara ayni muamele yapiliyor. Sular, meyve sulari, meyveler, kekler, annem surekli servis yapiyor. Mercedes abilere yol veriliyor, hadlerini bilmesi gerekenlere hadler bildiriliyor. “bilirsin ki aglamam, bilirsin aglayamaaaam, bilirsin ki ölürüüüüm, bilirsin yaaasayamam”. Ve babam matematik sorularina geciyor, oldum olasi hazzetmem! Abimle kardesimin kafadan problem cozme zekalari cok yuksek oldugu icin sanirim arada eziliyorum, oysa sinifta ne de basariliyim. Derken babam yoruluyor, ve ben asli gorevimi yapiyorum, ellerim agriyor aslinda, ama babama kiyamiyorum, devam ediyorum. Karnimiz acikiyor, benzin de alinmasi gerekiyor. Itinayla Shell istasyonu araniyor. Tekrar yola koyuluyoruz. Gunes batmadan abimin dogdugu sehre variyoruz. Bizimkilerin eskiden oturduklari evin onunden geciyoruz, anilar anilar..
“Beraber yuruduk biz bu yollarda, beraber islandik yagan yagmurda, simdi soyledigim tum sarkilarda, bana her sey seni hatirlatiiiiiiyooor”. Evet, bana her sey cocuklugumu hatirlatiyor!

7 yorum:

Emre dedi ki...

Şİmdi bir işgününde, herhangi bir yer gibi gittiğimiz yerler ne gizemli, ne acayipti..
Dünya büyük gelirdi, biz küçüktük; herhalde ondan..

Bir de yolun sonu var..
Döne döne çıkılan, virajlarında arka plakanı gördüğün kazdağları..
Teyzemin evi, dayımın evi...
İlk motorsiklet maceraları..
Bunları da anlatmalısın çocukluğun bahsinde.. :)

birinci tekil şahıs dedi ki...

aile cay bahcesi, yana dogru acilan buyuk bahce kapisi, hayat...

atropin dedi ki...

ben daha küçüktüm...
gölcükte kaçak da olsa tutulacak balıklarımlarım vardı...
uzun yollarda giderken kafamdan uydurduğum oyunlarım vardı...
geceleyin teyzemlerin bahçesinde kalırken korkularım vardı...
o anlattığın yerlerde ben de vardım...

birinci tekil şahıs dedi ki...

sensiz olur mu! sen far far away'de bile vardin

lacivert karınca dedi ki...

off bee amma hüzünlendirdin..senin çocukluğunun gezisinde kendi çocukluğumun hiç bitmesini istemediğim o güzel yolculuklarını buldum..devamlı servis yapan anne, ille de istediği özel yerde mola vermek isteyen baba, verdiği dil ve tarih dersleri, bitmek bilmeyen mide bulantıları, tuvalet mola istekleri ve tabii arka koltuk kavgaları :) zaman geri gelmez lakin özlemekte bir beis yok sanırım..

Adsız dedi ki...

55 plaka samsunun nasil bilmezsiiiiiiiiiiiiiiiiin!

ablan dedi ki...

ben büyüdüğümde siz küçüktünüz ben evden ayrıldığımda büyümüştünüz eskilere dönersek anlatılcak o kadar çok şey var ki :) mesela gecenin bi yarısında senin tavuk diye tutturman gibi :D .. buna benzer birsürü örnek verebilirim :))ancak anlattığın anılarda bende olmak isterdim .. ama anlattıklarının çoğunu hatırlıyorum ve gülümsüyorum :) seni daha bi çok özlüyorum .. ablan