1 Ekim 2012 Pazartesi
Gidisim suskun olmustu ama donusum muhtesem olacakti, o da olmadi
8 Ocak 2012 Pazar
Sehriye Corbasindaki Altin Oran
Asal sayilari sevmemden, bolenin 13 olmasi hosuma gitmedi degil, hem 13 bence bu kesire bi hava da katti yani. Corbalarin corba olarak kalmasi icin bu oran hayati onem tasiyor (!). Hadi bi de tarif vereyim:
6.5 bardak su
0.5 bardak arpa sehriye (ya da pirinc)
2 kasik salca
2 kasik zeytin yagi (tabi ki zeytin yagini olcerek koymuyorum)
nane (olmazsa olmazidir bu corbanin, eksimsi bir tat verir)
karabiber, kirmizi biber, tuz
oncesinde salcayi kavurmayla falan ugrasma, hepsini kat karistir, kaynayinca atini kis 20 dakika oyle kaynasin, ondan sonra da ye bi guzel, hele bi de hastaysan limon da ekle, ooooh, afiyet bal sifa olsun!
Ben o kadar ugrasayim bulayim, sen hazira kon...
NOT:Elimde sehriye corbasi resmi olmadigindan "aaa hangi resmi koysam ki" diye dusunup (cok da dusunmedim) bu yaziyi yazarken ictigim kahvenin resmini koyayim dedim. Su an dusununce pek bi sacma geldi kabul ediyorum ama o kadar cektim artik...
24 Aralık 2011 Cumartesi
Hem pratik hem hesapli!
Neyse, yillarca icine y
Muhtesem tatlimizin malzemeleri hemen her orta olcekli Turk evinde (olcegi 1/200.000 ile 1/500.000 arasi degisir) bulunacak cinsten ve olculerimiz de bardakla kasikla (hatta sadece bardakla):
5 bardak sut
1 bardak seker
3 Turk kahvesi fincani un
varsa vanilya (bende genelde olmuyor)
Bazen borcamin en altina biskuvi kirintilari koyup uzerine sicak tatliyi dokuyorum, cogu zaman biskuvileri kirmaya usenip direk diziyorum, son zamanlarda da altina buskuvi bile koymuyorum. Ama her daim icine bi yerlere muz dilimleri koyuyorum.
Bazen ustune meyve parcaciklari koyuyorum, bazen muz dilimlerini ustune ekliyorum (ki kendisi meyve grubuna girer) son zamanlarda da cikolata sosu ekliyorum. (sade yapip uzerine tarcin ekledigim fakir yillarim da oldu)buzdolabinda sogutup mutlu mesut ikram ediyorum ve sizlere bir haftaligina ortalardan kaybolup kendimi bulmaya ugrasacagimi soylerek veda ediyorum.
sepet sepet yumurta
sakin beni unutma
unutursan kuserim
mektubumu keserim
seni cok seven ve asla unutmayacak arkadasin BTS
5-A sinifi
Cumhuriyet Ilkogretim okulu
31 Mayıs 2011 Salı
kendim yaptim diye soylemiyorum ama hakkaten sahane olmus!
Yazin gelmesiyle (iki gun once buraya yaz geldi, ama carsiya kiraz gelmedi, alamadim bes okka kiraz... evet bu igrenc cagrisim icin kinadim simdi beynimi, ceza olarak, bu yazi boyunca kendilerini kullanmayacagim) yaz yemekleri vitrinlerde/yani ekranlarda yerlerini almaya basladi. "e benim neyim eksik AYOL" soruma yalniz olmamdon oturu yine kendim "eksigin yok fazlan var BTS hanimcim (!) hatta sen bi de ustune yaz diyeti ver okurlarina, yaza formda girsinler (!)" seklinde cevap verdim. evet yalniz kalmamaliyim. Olur da kazara yalniz kalirsam kendi kendime konusmamaliyim.
Sicaktan ambale olmus beyinlerimizi daha fazla bunaltmadan, lezzetli ama bir o kadar da kolay tarifimize gecelim. Malzemelerden once tarifin adini versem daha iyi olacak: BUZ-BARDAK
Malzemeler:
Buz
cikolatali dondurma
sut
pudra sekeri
bir tutam kahve (hazir kahve-nescafe falan var ya oyle iste)
tum malzemeleri (olculer size kalmis tabi ki) blendera atiyoruz, buzlar ezilinceye kadar blenderda karistiriyoruz, icine pipet koyup huuuuup diye iciyoruz, mutlu oluyoruz, ben bu tadi nerden hatirliyorum yaaa diye merak ediyoruz ve sonunda "starbuckstaki java chip frappuccino'ya benziyor tadiiiiiiiiii" diye aydinlanma yasiyoruz FALAN FILAN.
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Mercimek corbasi (cok net bi baslik oldu, gelisme var bende)
(Mesela sen dikkatle tanimadigin birine bakiyorsun, o kisi sana donup bakinca gozlerini kacirirsin di mi? iste burdakiler pek oyle yapmiyor. Bakmaya devam ediyorlar, bakilan sen olunca bir de onlara gulumsemek zorunda kaliyorsun! Hele gecen gun “isci canim”la birlikte yemek yiyoruz, karsi masadaki kadin oyle cok kesti ki beni, artik kac defa gulumsedim sayamadim. Yemegini falan yiyemedi resmen bana bakmaktan. Biz yemegi bitirdik cikarken izin isteyecektim kadindan “musaden olursa ben gidicem” diye, o kadar! Yan masadaki de ben uzaydan inmisimcesine, muzelikmisimcesine bakiyor da ordan geldi aklima, neyse kapatayim parantezi)
Sana bi corba tarifi vereyim mi? hadi vereyim, elin bos donme.
6.5 bardak su
1 bardak kirmizi mercimek
2 tane sogan
Zeytin yagi
1 tatli kasigi kofte harci
Tuz
Duduklu tencere
Soganlari soyup ikiye bol (LUTFEN), her seyi duduklu tencereye koy (LUTFEN), su kaynayincaya kadar pisir (LUTFEN) (bence ara sira soyle bir karistir LUTFEN de mercimekler birbirine yapismasin) kaynayinca duduklunun kapagini kapatip 20 dakika orta ateste pisir (LUTFEN). Istersen pisince soganlari al at (LUTFEN). Bence soganla da yenebilir, israfa gerek yok (LUTFEN ISRAF ETME).
Neyse bana musade, ders calisicam sonra da eve gidip yemek yapicam. Iki ayagim bir pabuca girecek, falan filan.
(dun yazmistim bu yaziyi ama blogspot'um engelli oldugu icin yayinlayamadim, bi de o nasil bi kase ya, yazik bana)
21 Nisan 2011 Perşembe
Ellerine saglik BTS’cim, seninki gibi olmus firincim

Hamuru icin: Pita ekmegi
Ustu icin: istenilen miktarda kiyma, sarimsak, sogan, kimyon, kirmizi biber, karabiber, taze biber, domates, tuz.
Cok asiri becerikli (!) BTS dun eve geldi, ellerini yikadi ve kocacigina surpriz yapmak istedi. Aslinda fark etti ki kocacigina yapmak istedikleri surprizler hep kendi cikarinaydi. Sarimsagi, sogani ve domatesi usenmedi rendeledi. Biberi usenmedi ince ince dogradi. Kiymayi ve bahartalari da ekledi. “Ellerimden cig et kokusu da gecmez ama fedakarlik iste boyle bi sey” diyerek karisimi iyice yogurdu. Bir tepsiye pita ekmeklerini koydu, ekmeklerin ustunu suyla isladi, ve karisimi yaydi. Tepsiyi cok bi sey yapmis gibi mutlulukla firina yerlestirdi, Izgara ayarindaki firinda 5 dakika pisirdi. Cok ac olmasalardi ve fotograf makinalarinin pili olsaydi ya da telefonu cilali tas devrinden kalma olmasaydi resim de cekerdi. Ama resim karin doyurmazdi, bu dusuncelerin bir tanesi bile aklina gelmeden tepsiyi firindan cikarip Badem’i sofraya cagirdi. Lahmacunlari goren ve sonrasinda tadan Badem bunlari BTS’nin yaptigina inanmadi. Aslinda BTS de inanamiyordu, hasret sona ermisti. Gokten 3 elma dusmustu, neden ozellikle “elma” duserdi, bir armutun, portakalin nesi eksikti? Neyse, bunlari dusunmenin zamani degildi. Huzur icinde lahmacunun keyfini cikardilar. Onlar erdiler muratlarina biz cikalim kerevetine. (kerevet, divan demekmis, hic boyle dusunmemistim, ilginc)
18 Ocak 2011 Salı
Kaderde un helvasi yapmak da varmis
Evet, sacma sapan girislerime bir yenisini daha ekledim! Fotograf makinamizin pili yok, ne aci di mi? su sarj edilebilir olanlarindan alicam haaala! Telefonumun da kamerasini cizmisim igrenc gosteriyor. Simdi bi un helvasi yaptim da, ne kadar yediysem resmen basim zonkluyor! Kendi ozel mamulumun resmini koyamayacagim resim cekemedigim icin ama gecen Cumartesi aksami icra ettigimiz “yemek gecesi” etkinligindeki un helvasinin resmini koyuyorum. Tabi bunu yapan abla cok becerikli, hatta kulturumuzu tanitmak uzere kameralar karsisinda yemek yapmisligi dahi var! zaten tarif de ondan (biraz oynadim). Tarifi isteyince, “dur ben yapar gonderirim” demedi, “tarif zor bakalim yapabilecek misin:)” dedi ( yaaa, tum gercekleri butun ciplakligiyla serdim ortaya) .
Malzemelerimiz kasikla bardakla! Ama dur, yag haric! Bir cubuk tereyagini (113 grammis) Teflon tencerede eritiyoruz
, uzerine 1 su bardagi unu ekliyoruz. Un az oldugu icin topaklanamiyor, biraz karisitirinca 2 tepeleme dolu yemek kasigi un daha ekliyoruz. Karistirmaya devam ediyoruz. Yan ocakta da 1.25 bardak sutle 1 bardak sekeri karisitirip isitiyoruz, kaynatmiyoruz. Sonra karistir karistir nereye kadar, bunlar niye daha pembelesmedi, diye sıkıla sıkıla isyan bayraklarini cekmeye hazirlaniyoruz, tam sabir tukenmeye baslamisken kavrulma kokusu geliyor burnumuza, heyecan yapiyoruz. Tarifi veren abla "sekerli sutu una yavas yavas dok, hizli hizli karistir" demisti ama iki elimi ayri frekanslarda hareket ettiremiyorum ben, ya yavas karistiyor yavas ekliyorum, ya da hizli karistirip hizli ekliyorum. Boyle bi cebelleserek kavrulan una sekerli sutu ekliyorum. Ama zaten bilegim karistirmaktan yorulmus, hem ben zaten gucsuzum, zaten olcuyu azaltip yapmisim, butun helva tahta kasiga yapisik vaziyette kaliyor, karisitiralmiyor, gicik oluyorum… taaa ki tadina bakincaya kadar! Sonrasinda kendimle gurur duyuyorum. Badem’in “sekerli un bu” sozlerini duyar gibi oluyorum, baklavanin neyden yapildigini saniyor merak ediyorum.
Sonra Ali geliyor aklima, ben 6 yasindayim o 9, karsi apartmanda oturuyor, bos arsada abimler falan her zaman beraber oynuyoruz. Burak apartmanindayiz.. bir gun kapi caliyor. Ali trafik kazasinda ölmüs, helva dagitiyorlarmis. Lavas gibi bi sey de var yaninda. Ali’nin öldügünü anliyorum ama bir daha oynayamayacagimizi anlamiyorum cunku ölmek ne demek bilmiyorum. Bir yaz gunu… annemi hatirliyorum, oturup kaliyor. Ben un helvasini yiyorum, tadi damagimda kaliyor…
11 Aralık 2010 Cumartesi
Pratiklikte son nokta! (Kolaycılık da denebilir tabi)
Neyse, bu kadar yol yapip, olasi cikislara inis yerlerini gosterdikten sonra ilk tarife geceyim:
1 DAKIKADA PANKEK (pisirme suresi haric tabi ki, sevinme o kadar)
Efendim, (su esnada bi kasket gecireyim kafama) 1 bardak hazir pankek ununu aliyoruz, icine 1 bardak sut ve bir de yumurta kiriyoruz ve karisitiriyoruz her zaman yaptigimiz gibi. Aaa bir bakiyoruz, 1 dakikadan bile kisa bi surede karisimimiz hazir! Ama dikkat ettiyseniz hic yag yok, oysa kutunun arkasinda yag da eklemeniz yaziyordu (bakin sizi bilmem kac kolariden kurtardim). Sonra iste karisimi onceden isinmis yagsiz teflon tavaya koyuyoruz, orta ateste pisiriyoruz (ben 4 posta halinde yapiyorum ve iki tava birden kullaniyorum, aslinda daha minik olmasi lazim ama bence hic gerek yok). Uzerine de bol bol maple surubu (aaa akçaağaç demekmis maple, ama akçaağaç ne ki?) dokuyoruz, once Allah’a, sonra uretenlere ve tabi sonra da pisirene sukranlarimizi sunarak afiyetle yiyoruuuuz!
Ikinci tarif de birinciyi aratmayacak pratiklikte:
YUZDE YUZ GARANTI KABARAN KEK
Bu kek de benim Cuma aksamlarimin kurtaricisidir. Okul donusu eve misafir gelecekken 5 dakika bile surmeyen hazirlama kismiyla gonlumun kahramanidir! Tarif şu: 1 kutu kakaolu hazir kek ununu bi kaba koyuyorsun, artik kutunun arkasinda kac tane yumurta diyorsa o kadar yumurtayi, ve yine kutuda yazan miktardaki yagi suyu ekliyorsun. Amaaa cikolatayi cok sevdigin icin icine cikolata damlaciklari da ekliyorsun. Biraz karistiriyorsun, sonra tepsiye dokuyorsun, uzerine de ceviz, oh mis! Onceden isitilmis firinda 30 dakika pisiriyorsun. Cikarir cikarmaz en hazirindan cikolata sosunu (dondurmanin ustune konanindan) gezdiriyorsun. Iliyinca da rendelenmis hindistan cevizi ekliyorsun. Aksama gelen gencler ayila bayila yiyor, mutlu oluyorsun sen de! Cikolata mutluluk yapar ya, kakaolu kek de yapiyor, seviyorsun Cuma aksamlarini.
Degerli okuyucu, biliyorum tiksindin benden. Ama takdir edersin ki, BTS kahvalti diye cips yiyebilen sagliksizlikta bir kisilik. Ondan “et suyundan corba” tarifi beklemiyordun heralde? Lutfen yani, eldeki verilere gore beklentilere girelim! Neyse, sikayetlerinizi bana, memnuniyetinizi Badem’e bildirin lutfen:)
10 Aralık 2010 Cuma
BTS'den DEV HIZMET
YOGURT MAYALAMA SANATI
isin asli, sahsen ben Atayurtta yasasam yogurt mogurt mayalamam! Ben gencken DOST yogurt vardi, hep ondan alirdik ogrenci evimize, hem pratik hem hesapliydi! Ama kaderin bir cilvesi olarak kendimi Far
Tarihcemizi soyle bir anlattiktan sonra gelelim heyecanla beklenen tarife ve tuyolara:
Bir tencereye koydugumuz sutu kaynatiyoruz ama tasirmiyoruz(!). sonra sogumaya birakiyoruz, zaman gecince serce parmagimizi bi guzel sute daldiriyoruz, parmak yanmayacak ama sicakligi da hissedecek dereceye gelince baska bir kaba 2-3 kasik yogurt koyuyoruz ve ilimis sutten uzerine ekliyoruz. Yediriyoruz bi guzel. Sonraaa, onu ilik sute ekliyoruz karistire karistira. Mayalanmaya birakilan sute sefkat gosterip bi guzel sarip sarmaliyoruz, ve tercihen kaloriferin yanina koyuyoruz. 4 saat yeter diye duyumlar aldim ama ben bir gece bekletiyorum o sekilde, hatta bazen okula giderken buzdolabina koymayi unuttugum oluyor ama yine de guzel oluyor tadi. iste bu kadar, zaten gerisi bakterilen isi!
Bir keresinde, sutu once kaynatip sonra da sogutmak cok sacma gelmisti (zaten pastorize sut kullaniyorum), hadi dedim, sutu direk ilitayim. Oyle de yaptim, sutcuk yogurt olamadi bi turlu, isin kotusu sut de kalamadi... Yani usenme, once kaynat sonra sogut, anlastik mi!
Yaa bi de sınır tanımayıp YENI BASLAYANLAR ICIN EV diye bir hizmet mi sunsam? ilk dersim de "10 adimda oturma odasini oturulabilecek hale getirmek" olur! dusuneyim...
26 Ekim 2010 Salı
Keske o pazar gunku ikramlarin hepsi bitmemis olsaydi da simdi yiyebilseydim
Neyse, sevgili yandaslar, cumadan beri milyon davet atraksiyonu icindeyim desem yetersiz kalir, o derece sosyalliklerden sosyalliklere kostum. Cuma aksami gencleri agirladim, cok seviyorum hepsini, huzur kaynagim onlar benim, nirvanaya basamak oluyorlar falan. Cumartesi de evden cikis o cikis, yemek yeme zamanini saymazsak aksam 10du eve girdigimde. Tatli yapip yatmakti niyetim ama 12ye kadar utu yaptim!! Kendi kiyafetim harici hicbir kiyafeti utulemekten gercekten hoslanmiyorum ama insan cefakar olmayagorsun. Neyse 12ye kadar utu yapip, 2ye kadar da tatli yapip ortalik topladim, yazik bana. Bence artik Badem'in zengin olma ve bana bir asci bir de temizlikci tutma vakti geldi.
Pazar gunu de hem sabah hem de ikindin (ikindi mi ikindin mi bu ya?) misafirlerim vardi, Badem konferans icin sehir disina hatta yurt disina gitmisti ben de acimi ancak canlarimin kollarinda hafifletebilirdim ki hakkaten oyle oldu, anca aksam karanlik çökünce benim de icime bir huzun çöktü, ama o kadar yorgundum ki, hatta dizlerimin altini hissetmiyordum, evet hakkaten yazikti bana. oysa caylari bile artik turk usulu cam bardaklarimiz olmasina ragmen koca fincanlara doldurmustum, hem de "acaba onda cabuk mu sogur" diyerek kibarca "ona koyma caylari" demeye calisan canima "yok yea kucukte de cabucak bitiyor" deme yuzsuzlugunu dahi gostermistim. Ben ne diyorum ya, kalkip kimseye cay bile doldurmamistim ki! neyse, velh
Yandaki resim de ogleden sonraya ait, masallah cok kibar oldugum icin her seyi tepsiyle koymusum masaya. Zaten peceteleri katlarken de cok banel buldum kendimi, yeni trend kulah sekline getirip ortasina bir halka gecirmekti ama sahsen bu trendi cok gereksiz buldugum icin protesto ettim, yoksaaa buzlukta firina atmalik sogan halkalarim beklemekte idi, geciriverirdim ortasina:) neyse, annemden boyle gormustum, koklerime cok bagli, cok gelenekciydim. Sonra, utanmasam pogacayi da tepsiyle koyacaktim masaya, utanmazdim gerci de sicakti, yakmasin diye tabaga aldim. Tam koyuyordum tabaga, aaa dedim, sanirim bunun altina pecete falan koymam lazim (pogacanin altina) koydum, ama neden pecete konuluyor valla anlamadim, bence o tabak o peceteden daha temiz. Bir pecete ne kadar hijyenik olabilir ki! Sonra yedik bi guzel, oyle cok yemisiz ki uc gun acikmayacagim zannettim, ama yanilmisim, aksam yorgunluktan ölüyor olmama ragmen yine bi seyler yerken buldum kendimi! ben kesin uyur yer'im!
Bir de son olarak keske diyorum cips yerken midem bulanmadan durdurabilsem kendimi..
20 Ekim 2010 Çarşamba
Eski Gunler Kurabiyesi
Bu gece 12 itibariyle ilk makalemi hocama yollayacagim insallah, hani taa atayurda gitmeden once vermem gereken, sonra erteledikce erteledigim, hocam da yogun oldugu icin uzerimde cok baski kurmadigi makalem. Badem hasta hasta makalemi okuyor. "Disardan biri"nin okumasi, "bu ne?" diye sormasi iyi oluyor. Neyse, simdi Badem hasta hasta okuyor ya, ben de dedim, onu mutlu edeyim, ve yari hasta mutfaga girdim (ve alkislar).
Hemen kaloriferin uzerinde bir cubuk tereyagini oda sicakligina getirdim. 1 tane yumurtayi, oda sicakligindaki tereyagi, bir su bardagi pudra sekerini, yarim su bardagi siviyagi ve yarim su bardagi yogurdu, 3.5 bardak un ve kabartma tozuyla yogurdum. Ama eldivenim bitmis, ellerim hamur oldu. Annem firin 160 derecede olacak demis ama bana 180de pismesi gerek gibi geldi, hadi dedim orta yolu bulayim firini 170'e getirdim. Neden onceden isitmamiz gerek diye dusunurken beynimde isiklar
Kuru uzum vardi evde, daha cok var saniyordum ama anca 1-2 avuc varmis, onlarla beraber ben diyeyim 1 su bardagi siz deyin 1.5 su bardagi cevizi karistirdim. sekil yapicaktim hamurla, ama sonra baktim firinin isisiyla benim hastaligin isisi birlesmis, hararet yapiyor, direk icine katayim yuvarliyim gitsin dedim, ve yuvarladim gitti. Bu kadar cevizi bana koysam ben de guzel olurum dusuncesi ve sevgiyle tepsiyi firina koydum. Sonra meyve salatasi yaptim. Hic sevmem meyve salatalarini, her meyvenin tadi birbirine girer, ama dedim ya Badem hasta, onunla ilgilendigimi anca boyle gosterebiliriyorum. Sonra bi de cay suyu koydum, gayerete geldim bulasiklari da hallettim. Nefis kokular esliginde 35 dakika sonra kurabiyeleri firindan cikardim. Annemi dusundum, krem rengi tencereye pecete serer sonra da kurabiyeleri icine koyardi. Sonra da tencereyi mutfak dolabina koyardi. Biz kardesler sandalye yardimiyla ulastigimiz o mutfak dolabindaki kurabiyeleri bulunca hazine bulmuscasina mutlu olurduk.
Demlenmis cay-kurabiye ikilisini Badem'in calisma masasina koydum. "Eski gunler geldi aklima" dedi. Ben de "eski" deyince kucuklugu geldi aklina zannettim, meger evliligimizin ilk yilindan bahsediyormus..
o kadar eskidik mi dedim...
10 Ekim 2010 Pazar
Lezzetli yemek yapmak hep mi zaman alir?
eveeet, malum evde agir misafirler agirlamaktaydim. persembe gunu aglamalar sizlamalar esliginde yolcu ettik. aksam eve gelince oyle yalniz hissettim ki kendimi, odalara, bos yataklara bakip bakip agladim. Bir de tabi eve gittik, evde yemek yok, bize kapiyi acan yok, daha bi aci oldu! Benimle ayni gun dogma serefine nail olan Elif Sare tatlisinin tatli annesi (ki annesi hadi ya huyu sana cektiyse diye endisesini direk yuzume karsi dile getirmekte bir sakinca gormedi:) )(ki canlarimdan biridir kendisi) "tarif al, ogrenebildigin kadar ogren" diye bana tembihlerde bulunmustu, ben de 2 ay 10 gunun sonunda 8 tarifle karsinizdayim:)
aslinda hic yazasim yok! benim ciddi anlamda ders calismam gerekiyor:( zaten persembeden beri temizlik yapiyorum, calisamadim.. Neyse simdi ben tarif vermezsem siz Biber dolmasiz kalirsiniz falan, vebale girmiyim di mi! ayyyy ama elim gitmiyor, sanirim yaparken cektigim sikintilar geldi aklima sinir oldum. tabi suc bende, adi ustunde di mi, dolma yapacaksin, dolduracaksin, gidip parmak gibi biber almisim resmen! tabi atayurttakiler icin hava hos, ama Far Far Away'de dolmalik biber bulmak herkesin harci degil. normal dolmaliklar kafam kadar! bi tencereye anca 2 tane sigar. Ama yilmadim, aradim taradim en tatlisindan ve renklisinden Meksika biberleri buldum. Yikamadan falan tencereye kac tane sigacak diye hesapladim: 25. Herbir biber icin silme b
Sonra iste, uzun ince biberlerin icine malzemeyi doldurma savasim basladi! Allah'im cildirtti resmen beni. yani bi de biberler yamuk yilik, dik inmiyorlar, elimle bastiricam anca bi parmagim giriyor icine, e parmagim girince pirincler geri cikiyor, "ya sabir" esliginde doldurdum. simdi tabi 10 parmak dalinca biberlerin her tarafi yaglandi, bu sefer de tencerede dik durmuyorlar kayiyorlar (aklima geldikce agrilar girdi boynuma). oyle, ama yilmadim, dizdim. biberlerin 1/3une gelecek sekilde de sicak su ekledim, kaynadiktan sonra da tencerenin agzini kapatip 25 dakika orta ateste pisirdim. (resimdekiler de en sisman ikisi, bir de o fincan tabagi)
Kendim yaptim diye soylemiyorum, ve bir daha yapar miyim bilmiyorum ama hakkaten lezzetli olmus, simardim:) Bugun internetten atayurtla gorusme gunu, gogsumu gere gere havami attim:)
Hadi bakalim aferin, biraz da ders calis simdi olur mu?
29 Mart 2010 Pazartesi
Ilk goz agrim: YE #53 Sebze
Kafalarda soru isareti kalmasin dendi, demokrasiye basvuruldu, ve anket sonucu baklagillerin sebze olduguna %100luk bir oranla karar verildi (hatta katilanlarin %25i baklagilin sebze olmamasinin mevzu bahis dahi edilmesine tepki gosterdi), gonuller rahat, VEJETERYAN FAJITA yapmak uzere mutfaga girildi.
-----------------------------------------------
Once eller yikanir,
Bu boyle uzayip gider!
6 Mart 2010 Cumartesi
gelelim un kurabiyesineeee
Disarda unutulmus bir cubuk tereyagin icine 2 kasik misir nisastasi katilmak istenirken, ne kadar oldugu kestirilemeyen miktarda nisasta kaba dokulur, moraller bozulmaz. 3 dolu kasik pudra sekeri eklenir, bir de bir kahve fincani sivi yag, tabi ki usengeclikten ödün verilmez ve ele tek kullanimlik eldiven gecirilir, karistirilir. Sonra 1.5 bardak un eklenir, cok kati oldu diye uzunule uzunule(?) yogurulur, masa kesmez yere oturulur, bakilir ki bunlar yapisacak gibi degil yogurmaktan vazgecilir. masaya yagli kagit konur, rulo yapilir, kesilir, kesilen taraflardaki katmerli gorunus cok hosa gider, tepsiye yerlestirilir. Onceden isitilmis (evet hep bunu kullanmak istemistim) 160 derece firinda 30 dakika pisirilir. Cikinca sabir gosterilmez bir tane agza atilir, sicaktan iki hafta sonra kanal tedavisi olacak dis bir guzel sizlatilir. Pudra sekeri serpilir, sizlayan dise aldirilmaz bir tane daha yenir. Ben kendimi ovmeyeyim de kim ovsun dusuncesiyle "Valla bildigin SAHANE" diye reklam yapilir. Bir de guzel cay demlenmistir zaten, icinde ne kadar yag oldugu bilindigi halde afiyetle yenir:)
5 Şubat 2010 Cuma
3 resim 2 tarif 1 borcam
Gecen haftalarda firin yemeklerinin aslinda ne kolay (gidip gelip karistirilmasi gerekmeyen yemek kolay yemektir benim icin) ve ne lezzetli oldugunu fark ettim:) yapilmasi gereken de her seferinde ayni, patatesler dograniyor, tavuk ya da kofte borcama atiliyor, hepsi zeytinyagi, domates puresi, karabiber, kirmizi biber, kekik (tuz pistikten sonra atilmali ama ben onu da attim ugrasmayim sonra diye) ile karistiriliyor (tavuga bir de halka halka dogranmis sogan ekleniyor), borcam aluminyum folyo ile kapatiliyor, 220 derece firinda 50 dakika pisiyor, sonra folyo kaldirilip 10 dakika da ustu kizartiliyor. Ise giristikten yaklasik 65 dakika sonra da "ben daha once neden firinda hic yemek yapmamisim" diye dusunule dusunule yeniyor:)bilgi: Tabi ki kofteler, gaza geldigim bir hafta sonu topluca yapip acil durumlar icin buzlukta beklettiklerimden. Tavuk desen, o zaten kesilmis hazirlanmis buzlukta sirasini bekleyen gogus eti. Bu durumda firina koyma 5 dakikami almiyor. Eh pralikligim anneme cekmis:)
16 Aralık 2009 Çarşamba
"yerine getirilmeyen sozler" olsun hadi baslik da
*Yemek demisken oyle etli butlusundan degil, en ozleneninden yaptim yani mercimek corbasi! Nasil yaptigimi cok mu merak ettiniz:)) [(ki bu fanlarimindan biri abim: hayatta yemek yapmaz, oburu kardesim: yapar ama mutfagi yok, yapamaz, bir digeri de karincam: uzak diyarlara alismaya calisiyor su gunlerde, mesgul) (burda hemen bir parantez daha aciyorum, dikkat ettiyseniz kendisi icin sacimi supurge ettigim, hicbir fedakarliktan kacinmadigim kisi dahi fan'im degil, ama o da canim, sizler gibi) (bi parantez daha acip ke
ndimi ovesim geldi bu anadolu kadinivari sozlerimden oturu ama yazinin basi sonu kacmasin)] "eveeeeet" seslerinizi duyamasam da bunun uzakliktan ve azliktan geldigini varsayip paylasayim tarifimsimi sizle:) duduklu tencere ocaga konur, alti en ustte yakilir, once siviyag (birazcik) sonra 1-2 kasik salca eklenir. 1 bardak kirmizi mercimek ve bir kasik tepeleme un konur. Bir de minicik bir patates minicik minicik dogranir ve eklenir. Biraz kavrulup icine 7 bardak su eklenir. Sonracigima tuz, kirmizi biber, kara biber ve nane... kaynayinca duduklunun kapagi kapatilip "fis" sesinin cikmasi beklenir, beklenenin gelmesiyle beraber (ki ne buyuk mutluluktur, bekleyenler bilir) ocak orta ayara saatler de 15 dakikaya ayarlanir. 15 dakika sonra duduklunun alti kapatilir ama kapagi hemen acilmaya kalkisilmaz, yoksa yanilir, biraz kendine gelmesi icin zaman verilir. Keyfiniz olunca ama mutlaka yemeden once mikserden gecirilir, cok harika cok kivamli bir corba elde edilir:)
8 Aralık 2009 Salı
keske gece gece yenen tatli kilo aldirmasa di mi?
Tamam, onca guzel yemek blogu var dedik ama benim de az zamanda cok is yapabilme kabiliyetimi bir kenara atmamak gerek:) Simdi, yarim saatte, bir rulo pasta keki (pismis, katlanmis hem de:) ) bi de brokoli salatasi yapabiliyorsam bir aferini hak etmeliyim di mi?:) Rulo pasta demisken, pazar gunu gelen misafirlere yaptim ilk denememi, ve sonuc 6 yasindaki yumusacik bir cocugun uzulerek yaptigi "anneminki daha guzel oluyor, boyle yumusak yumusak" yorumu oldu:) Oncesinde "bunu misafirlere ikram edecek misin?" uyarisini almistim ama onu "hepsini yeme, baskasina vermeme plani" olarak algilamisti saf kafam (ya da kendine asiri guvenen bunyem). Geriye kaldi mi bi dilimcik bile, yok! Tabi bunda herkesin tabagina bir dilim almasi ve bitirmek zorunda kalmalarinin etkisi de buyuk:) Velhasili kelam yilmadim, gurese doymadim, aksam aksam usenmedim, tekrarladim. Hem de, bu sefer icine kabartma tozu atarak! sonraaaa, firindan cikar cikmaz sutle islayarak! Bi de uzerine nemli bez orterek! ve deee rulonun uzerine gidip gelip bastirmayarak:) ve iste karsimda "yumusak yumusak" rulo pasta:) Adı da "kismet" pastasi! Yani bir gun evime gelir de yerseniz, neresi yumusak bunun derseniz, diyecegim ki "kismet, size de bu dustu":) Nefsimi temize cikarmada ustume yoktur! Tabi kremasini merak edenlere not duseyim, kolaycilikta da ustume yoktur, en hazirini hic cekinmeden kullanirim:) Bu arada bir yandan kaloriferin uzerine konan tereyagin erimesini beklerken bir yandan da sutlu Turk kahvemi yudumlarim, bir yazimi daha boylece sonlandiririm.1 saat sonra: asiri yumusakliktan rulo birbirine yapismis, acilirken yirtildi! Adı hala "kismet" pastasi. Benim kismetime de rulo yerine 3 katlisi dustu. Gece gece yemek zorunda kalan gurmem cok begendi:) 10 uzerinden 10 verdi, tam o'nlukmus, oyle dedi:)
5 Kasım 2009 Perşembe
çalışkan bir akşamdan bloga düşen notlar*
21 Ekim 2009 Çarşamba
Bir tarifimsiyi daha sizlerle paylasmaktan onur duyar!
Iyi geceler “bininci tekil sahis”
Iyi geceler “bininci tekil sahis”
Iyi calismalar “bininci tekil sahis” !!!