dile dolananlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dile dolananlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2011 Salı

ne basligi ya, ordan burdan konusuyorum iste

Evdeki boceklerle ciddi ciddi konustugumu fark ettigim an kendim icin endiselenmeye basladim. Bi insan bir bocege kurallari ogretmemeli ve kurallari cignedi diye bir bocege gonul koymamali. Neyse, Badem gelsin artik konferanstan da bu yalnizlik burda bitsin. Gerci bugun bitecek, Pazar gunu yeniden baslicak (Allah izin verirse). Badem Pazar gunu atayurda gidiyor biliyor musun? Annemleri de alip gelecek ins! Dusuncesi bile mi bu kadar guzel olur! Dusunsene annemle babam her aksam burda da yuruyuse cikarlarmis, bana da yarim saate cayi demlememi tembihlerlermis! Kendim dusundum kendim guldum bak:)

Ya bi suru sey vardi yazacak unuttum hepsini simdi, karsina gecince heyecanlaniyorum sanirim. Neyse pilates geldi aklima hadi onu anlatayim sana. Atayurtta bir pilates cilginligi almis basini gitmis. Ben de bu aylarda kendimi fazlaca yorgun hissediyorum diye hadi dedim pilates yapayim, esneyeyim. Ebru Salli’yla pilates adli milyon tane video buldum, ‘ama bunun şalı yok” diye espri seviyemi belli eden sakalar yaptim, sonra da sinsi sinsi dolasan-saklanan boceklerle konusmaktan daha iyidir deyip kendimi teselli ettim. Ilk bir dakika icinde “pilateste nefes almak cok onemli” cumlesini bir daha duymak istemeyecek hale geldim. On dakika sonunda ise “naturel pozisyon”, “point-flex” , “kaburgalarimizin arasindaki bosluk” kelimelerinin 10 dakikada ne kadar sık kullanilabilecegine taniklik etmenin saskinligini yasadim. Bilgisayarimin ekranina ucmak uzereydim ki videoyu kapatmanin daha mantikli bir davranis olduguna kanaat getirdim. Pilates yapmaktan degil ama sinirden butun kaslarim gerilmisti. Hem sunu da itiraf etmeliydim ki o 10 dakika boyunca yaptigim hicbir egzersizde karnimda bir yanma hissetmedim. Karnimda kas yok muydu benim? Nerden kuvvet almistim? Evet bu sorular hayatima girmisti artik.

Pilates deyince annem geldi aklima, kardesimin dedigine gore annem pilates yapiyormus sabahlari. Zaten annemin cildinin hala kaymak gibi olmasi ama benim cildimin cilekten olma seftaliden dogma bir yapi sergilemesi “neden bu konuda anneme cekmedim?” sorusunu hayatima eklemisken, annemin pilates yaptigi gercegi “ben niye annem gibi esnek-enerjik-sportif degilim” sorusunu da hayatima ekledi.

Bir de “otobuste kitap okuyabilen insan” gercegi var. Hic onlardan olamadigim icin icten ice eziklenirim. Kitap okuyan o cool grubun karsisina gecip “aslinda ben kitap okumayi cok severim, ama iste otobuste kitap okuyunca midem bulanir benim. Yoksa muhakkak okurum” aciklamasini yapamamak hep koymustur bana.

Video deyince su an internette dinlenme rekorlari kiran "metroda caz" videosuna da degineyim. Ordakilerin hicbirini tanimam etmem. Ama yillar once universitedeki ilk yilimda caz korusundaki yakin bir arkadasim “abi konser var muhakkak gel, super bir repertuvarimiz var” cumlesini bilmem kac dafe tekrar ettigi icin, icimden “ya ben Anadolu'nun bagrindan kopup gelmisim, ne anlarim cazdan” diye gecirsem de destek amacli olay yerinde bulunmustum. Bi de hemen belirteyim, ben arkadaslarima “abi” diye hitap etmedim hic. Kizlarin agzindaki “naptin abi? Naber abi? Derste gorusuruz abi” gibi hitaplari her daim tiksintiyle karsilamisimdir. Neyse, derken konser baslamisti ve performanslari takdire sayandi! O zamanlarki cocuk aklimla “yaa ben niye o koroda degilim” diye uzulmustum, ama benim sesim zaten guzel olmadigi gibi muzik yetenegim de yoktu. Hatta ilkokulda bir koro elemesinde muzik ogretmenimiz calmaya baslamis ben de yanlis sarkiyi soylemeye baslamistim, o derece. Yine ilkokulda beni cok seven sinif ogretmenim bana mandolin calmayi ogretmeye yeltenmis, ilk derste de “bos ver, sen calma” demisti. Evet durumum bu. Konuya donecek olursam, meger ben caz seviyormusum da haberim yokmus, ya da bilmem BUMC Jazz’in performanslarini seviyor da olabilirim. Karar veremedim simdi.

26 Kasım 2010 Cuma

Bence arkadaki adam "gitmek kolay" diyor

eskiden de oyle anlardim

not: biz vokal diyoruz canimcim ona..

10 Mart 2010 Çarşamba

"gecip giden zamanlari bir yerlerde bulsam"

Bazen iste oyle eser bana, yapacak is bulamamaktan mi dersiniz, yoksa yapilacak islerin altinda kalip "su an"la baglantiyi koparmak istememden mi dersiniz, nostalji yaparim. Youtube sagolsun, 90lar Turkce pop diye aratinca her turlu aniyi onunuze sunmakta kendisi. O sarki bu sarki derken gecici bir rahatlik alir beni (bu gecici rahatlik, kalici iç sıkıntılarına yol acar cogu kez). Eee bosuna denmemis "zevâl-i lezzet elemdir" diye. Eskiyi benim kadar ozleyen biri daha var midir bilmem, sabahin nurunda kalkip uzerime yelek bile almadan ciplak ayak cizgi film izlemeyi, Tarik Tarcanla carkifelek'i, ve o yasimda hostes kizimiz "Beste" gibi olmamak icin gıdık egzersizleri yapmayi, hatta ve hatta zorla yatirildigim ogle uykularini dahi OZLUYORUM. Iste nostaljik sarkilari dinlerken de icimde tarif edemedigim duygular hasil oluyor, bi burukluk alip goturuyor beni. Kac gundur, beni en cok burkan sarkilarin listesini hazirlayayim diyorum, ama her bir dinledigim sarkiyla gonul listem uzayip gidiyor... Ama zoru basariyorum (!) ve ic burkma/gecmisi ozletme dalinda ilk 3umu (aaa keske POP 10 yapsaydim) Oscar odullerinin sahiplerini buldugu su hafta gururla sunuyorum. Aaaand the Oscar goes to:

1-Bir hadise var (Nazan Oncel)
2-Sezen soyluyordu (Goktan)
3- El gibi ya da Allah'in varsa (Sezen Aksu) (karar veremedim simdi)

Gerci, Metin Ozulku sarkilari da cok burkuk gelir bana ama listeye giremedi. Yorumcularimizdan da kendi listelerini yapmalarini isteyelim, ve sonra el mecbur aklimiz gecmiste oldugu halde YINE YENIDEN derse donelim. Allah bugunlerimizi aratmasin diye bi de dua edelim de nankorluk etmeyelim:)

13 Şubat 2010 Cumartesi

pencereden

Kar hala yagmakta, ama bu gidisin sonu yok diye okullar acildi. Keske yollari da acsalardi:) Neyse, normal hayatimiza devam modundayiz, toplantilar, makaleler, aksam yemekleri, kahvaltilar, gorusmeler, muhabbetler, kutlamalar, dile dolanan sarkilar:

gece gokyuzunden bir damla yas dusunce
bahar gelir tum cicekler islanir
kara gozlerinden bir damla yas dusunce
huzun keder yuregime yaslanir (B.)

Bu sarki dun dogumgunu olan olmayan herkese gitsin:) Bir de peynir ne guzel bi sey di mi? krakerle, salatayla, ve dahi cipsle..

19 Kasım 2009 Perşembe

Alakasiz sarkiya alakasiz resim

2 saat 15 dakika sonra bir toplantim var ama benim dilime dolanan bir sarki yuzunden (ki bu sarkiyi ogreneli de bir iki ay oluyor, sag olsun cok sevdigim bir canim, bilgisayarima yukeyip gitmis!) iki sayfa sey yazamadim, yok konsantre olamiyorum! Hoca bana kizacak o zaman konsantre olabilcem sanirim!! Ama ama o zaman da kalbim kirilmis olacak:(( zaten narinim, neyse yazayim da sizin de dilinize dolansin:)

Öyle kırık dökük bir başıma
Karar verdim bugün seni unutmaya
Bilirsin kalandır terkeden aslındaaaaaaaa
Ne anılar, ne acılar
Bıraktım ardımda ne kırgın sabahlar
Unutmam affetsem de sende yaram var

yani bi de ne alakaysa...! Dile dolanma demisken bi de gecenin 3unde uyanmis falan kalp kalbe karsi olan bi sarki vardi onu da yeni duymus ve duyar duymaz dilime dolamistim. Hadi alakasiz basladim alakasiz bitireyim, benim canim kardesim OSSye girmeden evvel bir hafta mi bir ay mi ne, evde kimseye ezgili bi sey soyletmezdi sinavda diline dolanir diye:)

16 Kasım 2009 Pazartesi

bu aksama ozel

Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli
Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli
Hiç haber göndermedin o günden beri
Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni
Dün yine seni andım gözlerim doldu
O tatlı günlerimiz bir anı oldu
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni (simdiden) çok çok özledim canim benim (B.Manco)

ve gecen yazdan bir resim (Far far away'de beraberken)...