kendi kendime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendi kendime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2012 Cuma

Kendi anlamlarimi yukledim sana firatcan

*ugur gursoy karikaturu

12 Mart 2012 Pazartesi

vuuu nasil bagladim o son'a?

Insanlar ne cabuk "musait degilim", "vaktim yok", "yapamam", "edemem" diyorlar di mi? (ki sahsim icin istesem, hadi neyse)

Inanin cok sevgili canlar (burdaki canlara hitaben), bosluktan oleyazdigim icin boy gostermiyorum o yerlerde... Hatta haftaya donem raporu niteliginde bir sunumum olacak komite hocalarima, ve hic olmadigim kadar "desperate" bir haldeyim. (Tabi ki bunun nedeni zamanimi verimli kullanamamamdan kaynaklaniyor)

Amaaaaan, bi Turkiye mi yapip gelsem... gidis donus de 1100 dolarmis, kimseye soylemeden 10 gunlugune mesela... Hocamin bile ruhu duymadan, ki haftalik gorusmelerimizi zaten internet uzerinden yapiyoruz. Bilmem belki huzura ererim, gerginligim gecer... Herkes benden uzakta oylece yasarken, hayatlarina dahil olurum. Ruyalarimda gore gore bir hal olduklarima simsiki sarilir aglarim... falan filan

4 Ocak 2012 Çarşamba

Nasip

Su evde bir duvar dibine otursam... basim duvara dayali... dinlesem, aglasam... aglasam, aglasam...kaynak: herkul.org

10 Ağustos 2011 Çarşamba

ic ses: Hicbir is yapmadan koskoca bir gunu tuketmek nasil bir duygu BTS?
BTS: Bilindik..

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Bastan alabilir miyim?

Adnan Menderes'i astiklari ip 2.5 lira mi ne tutmus, onun parasini da gidip ailesinden istemisler! "Caninizi asarken cok masraf ettik, e siz de elinizi tasin altina koyun" der gibi, dalga gecer gibi. "gibi" mi dedim ben? sil onu.

Bugunlerde kafamdaki hicbir sey butun degil, kesik kesik. Aklima bi bi sey geliyor, sonra hooop bambaska bi sey geliyor. Gecen gun mesela lisedeki ingilizce ogretmenim dustu aklima, favorim degildi kendileri, yillar sonra bir gun durup dururken aklima gelecegini de hic dusunmezdim. Sonra bi kiz vardi ortaokulda o dustu birden aklima, tribunlere oynadigi bir vakitte ustunu basini yirtmisti. Ne alaka dedim. Bugunlerdeki "bos" halimden kaynakli bir durum olabilir. bos dediysem fiziksel bosluk degil, manevi bosluk. Hicbir sey hissedemiyorum, ne iyi ne kotu, hicbir sey. Hassas duygularim alinmis gibi, beynim benim degilmis gibi. "gibi" mi dedim ben? sil onu.

Gidiciyim ya artik, sahiplenemiyorum hicbir seyi. Benim de hemen her seyden elimi etegimi cekesim varmis meger, bahane ariyormusum. Tabi bu durumda annemlerin burda olusu, babamin "aksam vakti ne isiniz var disarda?" yorumlari ve "evde baban oldugunu unutma" sitemleri, bir de tabi hayatimdaki oncelik siralamamda annem ve babamin birincilik koltuguna yerlesmesi, evde oldugum herbir zamani bizimkilerle gecirmeye calismam da tuz biber oluyor. Oysa BTS, sen biliyorsun ki "sen kendini doldurmazsan seytan doldurur", nefsinle hicbir zaman basbasa kalmamalisin, sen oyle mutlu oluyorsun, aklinda surekli iyilik adina yapilacak isler listesi olmali, kalbin baska turlu mutmain olamiyor. Sonra da ramazan geldi ben niye havaya giremedim diye kendine kiz! Nefsine yardimci olmuyorsun ki! Bir simariklik bir bos isler mudurlugu almis basini gidiyor. Afrika'da insanlar acliktan oluyor, sen kendi derdinle dertleniyorsun, o kadar diyeyim! O kucucuk dert demeye bin sahit gereken dertlerin kalbine az gelince de hepsini sisiriyorsun. Tatmin olmuyorsun. Oysa o cok sevdigine ne de cok hak vermistin "Sen baskalarini yasatma azminde ol ki Allah da sana yasama aski versin" derken. Fazla soze gerek kalmadi.

O zaman silkinip kendine gelme zamani! 3-2-1 ve action!

4 Temmuz 2011 Pazartesi

"Ey sefkati gazabinin onunde bulunan Rabbim"

"Gokyuzu yarildi da icinde barindirdigi denizleri asagi bosaltti" tandansinda yagan yagmur mu icimi boyle daraltti? Ama oyle olsa, yagmur dinip de ortami kus civiltilari alinca benim de gonlumu huzur almali degil miydi?

Batmak uzere olan gunes mi beni bu hale koydu yoksa? Bir gunu daha yapilmasi gerekenleri yapmadan orda burda tukettigim gercegini gozume mi sokuyor gunun bu vakitleri? Ya da bugun dinleyip de insanlarin suuraltlariyla dirileceklerini hatirlamam sonrasi duydugum endise mi kalbimi daraltan? Kalbimle aklim neden cogu kez izdivac halinde degil benim? ya da irademle aklim niye dort nala farkli yonlere yol almakta? Ya da hala neden dinmeyen yaralarim var benim? Ve ben bile bile niye o yaralara tuz ustune tuz basiyorum?

Allah bana sonsuz nimetler verdigi halde ben neden sukrunu eda edemiyorum? Beni bir dertle imtihan edince de neden sabirli olamiyorum? Surekli hatalar icinde bocaladigimi gordugu halde beni helak etmeyisi niye aklimi basima getirmiyor? O'nun tarafindan sevilmeyi bu kadar istedigim halde niye gonlumu tastamam veremiyorum? Bana verdigi firsatlari kesiverir diye korktugum halde niye o firsatlari hic ama hic degerlendirmiyorum? Ne benim derdim? Ne yapmaya calisiyorum? Ne istiyorum, nasil yasiyorum?

3 Temmuz 2011 Pazar

gece gece canim sıkıldı da iki laf edeyim dedim, ama uykuluyken cekilmiyorum

Ben kutu gazozu kutuyu agzima dayamak suretiyle icemem biliyor musun? Tiksinirim! Kac kisi degdi kimbilir o kutunun agiz kismina! Bu konuya parmak basip toplumu bilinclendirmek istedim de o yuzden yazdim, yoksa "bana pipetle gelin" gibi bir mesaj kaygim yok.

Gecenin bi vakti bir basima faydali isler yapacagima luzumsuz islerle vakit öldürüyorum YINE! Ben bloguma yayinlamadigim ve yayinlamayacagim kendime ozel yazilar da yaziyorum biliyor musun? (hatta benim bir blogum daha var, yaaa sasirdin di mi? Hadi itiraf et) iste bugun luzumsuz isler kategorisinda kendime yazdigim yazilari okuyayim dedim. 13 Kasim 2010'da kendime yazilmis (yazdigimi hic hatirlamadigim icin -mis'li gecmis zaman kullaniyorum) soyle bir yaziya rast geldim:

"insanlar zulmetse de kaderin adalet ettigini biliyorsun di mi? Tamam, onu hep aklinda tut. Derdin sana derman onu da biliyorsun di mi? Bakara suresinin 216. ayeti ne diyordu? Hani su diline pelesenk ettigin ayet, baskasina kolayca soyledigin, evet evet o, "Hakkinizda hayirli oldugu halde bir seyden hoslanmamis olabilirsiniz. Sizin için kötü oldugu halde bir seyden hoslanmis da olabilirsiniz. Yalniz Allah bilir, siz ise bilemezsiniz." Bunu da aklindan cikarma olur mu? Hem zaten kulluk neyi kabullenmekle baslardi? Hakk'in senin hakkindaki takdirinin, senin kendi hakkindaki takdirinin onunde olmasiyla baslardi... Hem bak Hz Ismail'e, "Ne ile emrolundunsa o işi yap. Beni inşâallah sabreden bir insan olarak bulacaksın." dememis miydi? Okurken iyi, baskasina anlatirken iyi de, neden uygulamasi gereken kendin olunca boyle zor geliyor, neden batip cikmayi bu kadar seviyorsun,"

yazi bu.. "virgul" ile bitirmis olmam o zamanki ruh halimin kotulugunun apacik bir kaniti. Kasim ayindaki diger yazilara baktim, "hayat hos TRT FM'le cos" havasinda hepsi. Acaba bana bu yaziyi yazdiran olay-durum-ruh hali neydi??neydi hissettiklerim?? neydi neydi neydi? ("kremini" diyesim geliyor ama igrenclesmicem)

Gelecek icin dusulmus not: Bi gun kalkip da bu yaziyi okuyunca "Acaba bana bu yaziyi yazdiran olay-durum-ruh hali neydi?" diye kendi kendimi yemeyeyim diye su anki hissettiklerimi kayitlara geciyorum, yaz kizim, "BTS'nin 3 temmuz 2010 01:47'de cetveli basina surtup o cetvel ile masadaki minik kagit parcalarini cekesi var, evet su an hissettikleri sadece bu" Acinasi..

aylar sonra: kutu gazozu cok canim istemisse agzima dayayabiliyormusum meger! uzerimdeki uyuzlugu atmak icin beni ac birakman gerekiyormus!

13 Nisan 2011 Çarşamba

Yillar neden bu kadar acele etmis?

Saclari 1'e ya da 3'e vurulmus birini gordugun vakit senin de onun kafasiyla avcunun icini kasiyasin geliyor mu? Varsin gelmesin, zaten oylesine sormustum. Bos bos konusuyorum.. Bugun eski yazilara bir baktim da hic degismemisim, ne aci. Insan bir yilda muasir medeniyetler seviyesine ulasir, Ay'a falan cikar, ben ise yok "ders calisamiyorum", yok "agzini sapirdatiyor", yok "cips yemezsem olucem", yok "ama once o vurdu" tarzi cumlelerle hayat tuketmisim, icim yandi. Bir de Badem'in bir mailini gordum bugun, universiteden sinif arkadasim Badem'i yeni isi icin tebrik etmis, iyi hos guzel. Ama yani sonucta Badem'in degil benim sinif arkadasimsin di mi, ayni cins olmasak da insan bi beni sorar, nezaketen bi selam yollar. Bozuldum. Hal hatir deyince, Badem yeni memleketimizdeki biriyle skype'tan konusuyordu, ben de duyuyorum. Sagolsun beni sordu "BTS nasil?" dedi. Sonra da "BTS 198X dogumlu di mi?" dedi (mustakbel esi 198X'li oldugu icin), Badem de ne dedi biliyor musun?? "yok, BTS 198Y'li"!! (Y+2 = X) O an girecektim goruntuye "hayiiiir ben daha buyumediiiim" diye bogurecektim. Hatta annem yanibasimda olsaydi, onun etegine sarilarak gerceklestirecektim bu eylemi (hakkaten buyumemisim). Insanin buyuyemeden yaslanmasi da ne aci. Neyse, 198Y'li oldugumu ogrenen taraf cok sasirdi, "olsun" dedi!! Badem benim bunlari duydugumu fark edip "Ama zaten herkes BTS'yi kucuk sanar" dedi. Karsi taraf "nedense ben kendimi BTS'nin 198X'li olduguna inandirmistim" dedi. Bense icerde "bu nasil bir muhabbet, ben nerdeyim" sorulariyla kendime yalanci bicaklar sapliyor yalanci gozyaslari dokuyordum (performansim gorulmeye degerdi). Yipranmis bir sekilde "susam sokagi"ni actim. "dagdan bir kiz geliyor done doneeee, done done done done" sarkisina coskuyla istirak edebilmem zeka yasimi tum ciplakligiyla gozler onune seriyordu ama "8" rakamini ogrenmek zevk vermiyordu, bunu kabul etmeliydim. Kabul etmem gereken daha cok seyler vardi, ama hazir degildim. Yillarimi mizmizlanma yerine olgunlasmayla gecirseydim hayat benim icin daha az acili olabilirdi. Ve kabul etmeliydim ki ben 198Y dogumluydum ve her gecen dakika aleyhime islemekteydi...

21 Ocak 2011 Cuma

işte böyle

"Ben ki suçumu yusam
Su biter kurnalarda"
NFK

9 Aralık 2010 Perşembe

Kokuşmuş içimin döküldüğü bir yazıdır kendileri, sıkıcıdır ayrıca

Senin de çok mu pişmanliklarin, “keşke”lerin ? Zamani geri cevirme istedigi duyar misin her daim? Pişman olacagini bildigin yollarda bulur musun kendini? Ama uzerindeki ataleti atamadigin icin ya da en genelinden nefsine her seferinde yenik dustugun icin o yolda devam eder misin sen de? Her gunun akşaminda kararlar alip sonraki sabah “eski tas eski hamam hayata devam” modunda olur musun? Kizar misin kendine benim kadar? Sonra daha fazla duşunmemek icin boş işlerin kucagina daha da atar misin kendini, bunun sonsuz bir dongu oldugunu bile bile? Bilip de uygulamamak nedir bilir misin? Hic kendini kitap taşiyan yani onun hamalligini yapan ama icindeki bilgilerden faydalanmayan bi binek/hayvana benzettin mi? senin nefsin de benimki kadar şimarik mi?

En muzdarip oldugum duygudur pişmanlik, ve hep yaşadigim. Oyle cok pişman olurum ki, yaşadiklarim kadar yaşamadiklarima da pişman olurum, soyledigim kadar sustuklarima da. Ama yine de ders almam! Zamani bosa harciyorum diye benim kadar uzulen ama yine de hala ve hala zamanini boşa harcamaya devam eden başka biri yoktur heralde. Madem o kadar uzuluyorsun, madem biliyorsun kendini, ne diye internette bos bos zaman harciyorsun? Ya da madem sevmiyorsun bolumunu neden hala devam ediyorsun? Daha da onemlisi neden bi de ustune doktora yapiyorsun? Birak git yeni bi sey oku di mi? ama yok, tek yaptigim mizmizlanmak “ama yea kim 17-18 yaşindaki bi cocuktan meslegini secmesini bekleyebilir, niye kimse yonlendirmedi beni o zaman, niye herkes sadece kendi cikarini dusundu” diye suc atmak ki nefsimi temize cikarmada hakkaten ustume yoktur daha once de soyledigim gibi. Hemen hazirdir bahanem! Kendi aşiriligimin, her yerde kendimi belli etme istegimin hic suçu yoktur! En basitinden, midem bulanincaya kadar cips yesem suç onu alan Badem’dedir mutlaka! Daha 10 yasinda oldugum icin sorumluluk alamiyorum bi turlu(!).

Ama haksiz miyim simdi yea, kim 17-18 yaşindaki bi cocuktan meslegini secmesini bekleyebilir? Lise sona donmek istiyorum! Insanliga faydali bi meslek seçmek istiyorum! Aslinda akil veren de oldu o aralar, “gel doktor ol” dediler, yok dedim, hatta o zamanlar yurt dişina gitme hakkim oldugu için dediler ki, “sen yurt disinda tip okur gelirsin ozel hastane acariz”, yok dedim. Annem dedi ki “yavrum, anne olacaksin bak, ogretmenlikten guzel meslek yok bayan icin”, yok dedim. “yok” dedim durdum! Dersanenin gazina geldim:( Uff nasil pişmanim! Keşke tip okusaydim! Kardesimin tipta okudugu kitaplara agzimin suyu akarak bakiyorum simdi. Koye gidiyoruz mesela, koydeki tum yaşlilar “doktor” diye bagirlarina basiyorlar bizim oglani, o da herkesin gonlunu aliyor, ve dualarini tabi, ailemizin kahramani. Ote yandan benim yaptigim işe bak! Ayy bakmak bile istemiyorum, valla işkence geliyor çaliştigim herbir dakika! Oyle boş ki! Kendime faydam yok ki insanliga faydam olsun! Insanin kendi yaptigi arastirmada savundugu hipoteze kendinin inanmamasi ne aci bilir misin? Kucukken, sinif arkadaslarimdan okula gelmek istemeyen olurdu, “bi insan nasil okula gitmek istemez” diye acaip şaşirirdim, anliyorum simdi, fazlasiyla! Bi de ben kuçukken, gozluk takan insanlar gozluklerini cikarinca nasil bir goruntuyle karsilasirlar diye acaip merak ederdim, gozlerimi şaşi yapardim “yani boyle iki tane mi goruyorsunuz” falan diye, hatta ve hatta sirf o goruntuyu gorebilmek icin gozumu bozma girişimlerim olmuş ve icine dusecek sekilde TV seyretmişligim olmustur, ki hepsi de annemin “kizim, o kadar yakindan izleme, gozun bozulur” uyarilariyla son bulmuştur. Sonradan bizzat anladim nasil goruyorlar, hic gerek yokmuş, bilmesem de olurmuş. Uff nerden girdim simdi bu konuya, na alaka?

Neyse, diyecegim o ki, endustri muhendisligi (ki kendisini bi muhendislik olarak gormuyorum ben, bilmem o benim dusuncemi ne kadar onemser) dunyanin en gereksiz meslegidir! Ben kendilerinden hakkaten tiksiniyorum, ve ilerledigim bu yolda belki de ilerde endustri muhendisi olacak insanlar yetiştirecegim!! ayyyy, biçak bulup kendime saplayasim geldi simdi, ikiyuzlulugun de bu kadari!!! Yapma BTS, birak bu işleri, bi sahil kasabasina yerles, domates salatalik yetiştir bahçende, guneş acsin her sabah, tavuklar gidaklasin, falan.

13 Kasım 2010 Cumartesi

Dua ile baslayalim soze

Allah'im, bize Hz Ibrahim'in itaatini, Hz Ismail'in de teslimiyetini ver!

"Fakat unutmayın ki ne onların etleri, ne de kanları asla Allah'a ulaşacak değildir. Lâkin Ona ulaşan tek şey, kalplerinizde beslediğiniz takvâdır, Allah saygısıdır. O bu hayvanları size âmâde kıldı ki, sizi doğru yola eriştirdiği için O’nun yüceliğini ilan edesiniz. Öyleyse güzel davrananları müjdele!" (Hac suresi, 37. ayet)

Simdiden, tevriyeniz, arefeniz, bayraminiz mubarek olsun. Arafat'takilerle beraber sizlerin de dualari kabul olsun. Amin

28 Ekim 2010 Perşembe

blogdaki tweet

Bir sicak kahvem bile yok anliyor musun, hadi gulumse!

2 Haziran 2010 Çarşamba

Mesaj

"İşte bundan dolayı İsrail oğullarına kitapta şunu bildirdik:Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur.Resullerimiz onlara açık âyetler ve deliller getirmişlerdi.Ne var ki onların çoğu bütün bunlardan sonra, hâla yeryüzünde fesat ve cinayette aşırı gitmektedirler" (Maide suresi, 32. ayet)

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Sabir tukenince akla gelebilse

O güzel akıbet Adn cennetleri olup, onlar babalarından, eşlerinden ve nesillerinden iyi olanlarla birlikte o cennetlere girerler.Öyle ki melekler de her kapıdan yanlarına varıp: “Sabretmenize karşılık size selamlar, selâmetler! Dünya diyarının ne güzel âkıbetidir bu!” diyecekler. (Ra'd Suresi, 23. ve 24. ayetleri)

4 Şubat 2010 Perşembe

esbab bilkülliye sukut edince...


"Karanlıklar içinde niyaz etti: 'Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.'" (Enbiya Suresi, 87. ayet)

4 Ocak 2010 Pazartesi

idrak

"Nâçâr kaldığın yerde,
Nâgah açar ol perde,
Derman olur her derde,
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler." (I. Hakki)

9 Aralık 2009 Çarşamba

Kendindeki kaz'i tavuk bile zannedemeyen

sahip olduklarimi dusunuyorum.. uygun sozcuk "sahip olmak" degil aslinda, biliyorum. Alnim hep secdede yasasam bunlarin sukrunu yerine getiremeyecegim geliyor aklima, eziliyorum. Cok sevdigim birinin "insan her nefesinde iki kere sukretmeli, biri alirken biri verirken" sozlerini hatirliyorum. Sonra donup kendime bakiyorum, illa sakat oldugu icin cok zor yuruyen birini ya da gozleri gormeyen birini gorunce mi hatirlamaliyim diye kendi kendime kiziyorum. Bana verilenleri tekrar ve tekrar dusunuyorum, ve tekrar ve tekrar eziliyorum. Basta "O" var, sonra "o", sonra "onlar"... Bi de bir kucucuk tavsancik var, kirlarda kosup kosup oynar, uykuya dalar...
(En sonu bi "o" (ki en buyuk lutuflardandir), bi de "ben" (ki en buyuk nankorlerdendir) icin yazildi, yoksa sagligim yerinde!)

27 Ekim 2009 Salı

eşikten

Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım! (Mü’minûn suresi 97. ayet)

2 Ekim 2009 Cuma

bana mesaj

Baksana kendi heva ve hevesini ilah edinen, ilmi olduğu halde Allah'ın kendisini şaşırtıp, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözlerine de perde çektiği kimsenin haline! Hakkı görmemekte ve azgınlıkta ısrar etmesi sebebiyle Allah’ın şaşırttığı bu kimseyi kim yola getirebilir? Düşünmüyor musunuz? (Câsiye SURESİ, 23.ayet)