kalanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kalanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2013 Perşembe

Tadi bende sakli

Zamanim olsa inan uzun uzun yazacaktim
Hatta buralara bir turlu baharin gelmeyisinden dem vuracaktim
Ama simdilik beni affet, bu resmi hatira kabul et
Ben, bozulan bulasik makinam hala yapilmadigi icin cilginca bulasik yikarken, 
hatta bulasik yikama teknikleri diye yeni bir kitaba baslayacak kivamda bir hayat suredururken, 
sen de kotu gunler geride kaldi diye dua et

2 Nisan 2012 Pazartesi

canimdan ote candan biri

Balkona bir sandalye çekip, pencerenin önüne,
Halam uçakla bu taraftan gelecek, ben onu bekliyorum demis..

Halan nasil dayansin...

13 Eylül 2011 Salı

Aglayan bir cift goz biraktin ardinda

12 Eylül 2011 Pazartesi

Boyle kollarimi acaydim iki yana, tutaydim onlari, gitmeyin diyeydim

Kutuphanedeyim, ama bambaska bir sehrin kutuphanesinde. Pencere yanindayim ama izlemiyorum disariyi. Kac zamandir bilgisayarimdan internete giremedigimden, simdi kanarcasina internette vakit öldürüyorum.

Annemle babam gitti. Mutlulardi giderken. Niye olmasinlardi ki? Kendi dillerinin konusulmadigi bir memlekette yasayan cocuklarinin yanindan cikip kendi dillerinin konusuldugu bir memlekette yasayan cocuklarinin yanina gittiler. Hem anlatacak cok seyleri birikmisti, hem iki ayda 700e yakin resim cekilmisti, hem yeni yasam tarzlari gorulmus hem de bir suru kiyas yapilmisti. Eminim ki buraya gelirken duyduklari heyecanin aynisini oraya giderken de hissediyorlardi. Oysa ben ne cok alismistim, hem onlar gidince ne cok aglamistim. Evet kendi secimimdi.. bilmem kendi secimim miydi? Bizimkileri havaalanina birakip da eve gidince, bos ev ne de cok koydu. Hani sabah opucukleri? Hem yogurt da bitti dolapta. Al iste aksama yemek de yok evde. Yemek masasinin bi kosesinde kalakaldik Badem'le, masanin yarisi bos kaldi. ortada dikis kutusu da yok. Ama aksam yatmadan bulasiklari yikadim, seytanlar gezer mezer neme lazim dedim... Hem dun aksam kesif yuruyusune ciktik, "bizimkiler de gorselerdi burayi" dedim. Yetmedi iste, doyamadim..

24 Haziran 2011 Cuma

Oglumuz da doktor cikti bu sene, sigarasi ickisi de yok

Aman da aman, ablasinin bitanecik kardesi bugun doktor mu olmus!! Masallah massssallah! Hem de ne doktor (gerci TUS'a eylulde girecek ama diplomasi var sonunda) Tebrik icin aradim bugun "doktor bey" dedim, "sirtim agriyor, belim agriyor, karnim agriyor, her yanim agriyor" dedim, "muayenehaneme gelirseniz sizinle ilgilenirim" dedi! "hipokrat yemini falan etmediniz mi siz olm, direk mi saldilar sizi?" diyecektim, "hipokrat yemini ne yea" dedim icimden, "disimdan da "olayi kapmissin" dedim. Bu arada kaldi mi ya muayenehaneler? tam gun yasasi falan vardi sanki!

Neyse, altini temizledigim gunleri bilirim dicem ama pek oyle bir sey olmadi, ama annemin senin altina bagladigi mavi musamba hatirimda! Sunnet dugunun, benden kalan kulotlu coraplari annemin sana "ablana da abinden kaldi" numarasiyla giydirdigi sahneler falan da direk hafizada, bence muayenehane falan deme, kosulsuz ilgilen benimle. bak gecmisten dem vurunca huzun basti yine.. ne cabuk gecti di mi zaman! Hem hani sen vali olacaktin? nerden cikti simdi bu doktorluk?

2 Haziran 2011 Perşembe

Bir baskadir benim memleketim

Böğüre böğüre aglayasim var, hatta kusasim. cok sıkıldım. Nankorum biliyorum ama yasamak istediklerim bunlar degil.
Annemi babami ozledim, tum ailemi.. Atayurttaki evimizi ozledim. Bir yaz ogleden sonrasinda disarda oynayan cocuklarin sesi gelirken yesilcam izlemeyi ozledim. Aksaminda tum aile balkonda cay icmeyi, ya da kamelyaya inen babamin kahkahalari kulagimda ardarda iki bolum birden yayinlanan Yilan Hikayesi'ni izlemeyi ozledim. ogleden sonra serinlik inince annemle carsiya cikmayi, uflaya puflaya piknige gitmeyi ozledim. Kirsehir kebabi yapan babamin tenekeyi acmadan onceki coskusunu ozledim. cep telefonundan isik hiziyla mesaj atabildigim gunleri ozledim. ya da ne bileyim, bir komsumuzun elinde caydanlik "hadi kek de yaptim kamelyaya inin" demesini, duduklude haslanan misiri ozledim. Star'da tekrari yayinlanan Kaygisizlar'i, babamin "sizin gibi akilli cocuklar sunun nesine guluyor anlamiyorum" demesini, tam bu esnada elinde kocaman bir meyve tabagiyla (legen demek daha uygun) iceri giren annemi ozledim..
cok ozledim, cok..

Sonradan eklenen not: Sanirim gecen gun izledigim Calgi Cengi'den sonra ozlemim depresti. Film fazlaca kufurlu olmakla beraber (ama esprileri kufur uzerine pek degil), ozellikle Murat Cemcir'in tam bizim koydekiler gibi konusmasindan mutevellit acaip bir sempati icindeyim. ilk defa beyaz perdede "ellaam" diyeni duydum, o kadar diyeyim.

3 Kasım 2010 Çarşamba

"Orda bir haha var uzakta, o haha bizim hahamizdir"

2 yil once bugundu. Okuldan cikmistim, gunesli ama soguk bir ikindi vaktiydi. Telefonun obur ucundaki babam heyecanla "halaaa" dedi, uzerime alindim. Evet boyle aldim dogum haberinizi. Derken ilk resimleriniz dustu elime, "anne bu kadar guzel, baba bu kadar guzel, cocuklar nasi boyle olabilir yani!" saskinligimi bi Badem enisteniz bilir:) ilk defa 9 ay sonra gorebildim sizi, "ibretlik bir degisim" gecirmistiniz:) Dunyanin en guzel cocuklari duruyordu karsimda! Gerci siz beni gorunce yabancilik cekip icimi yakmistiniz. Hala her yabancilik cekisinizde yanar icim... Oysa ne isterdim kapiyi acar acmaz boynuma sarilasiniz, bi aksam da yatiya bana gelesiniz, annenizin babanizin izin vermedigi her turlu yiyecegi bende yiyesiniz. Ama biliyordum ki hep sizi bir yil geriden takip edecektim. ilk adiminizi, ilk "TIFTIF" deyisinizi gozlemleyemedigim gibi ilk defterinizi de aylar sonra gorecektim. Ve biliyordum ki amcanizi benden cok daha fazla sevecektiniz. Ben yilda bir defa gelen "alamanci" akrabalar gibi muamele gorecektim. Hep uzak olacaktim, cok cok uzak.
Ne hüzünlü bi sey di mi gurbet...

28 Mart 2010 Pazar

Mesaj Gonderildi

şulu şulu opulmesinden hiiic haz etmeyen bayan, seslenisim sizedir: bir gun daha bekleyebilseydiniz ortak bir ozelligimiz olacakti!
Kaca gidiyordun sen? oooo o kadar buyudun demek, oysa dogusun, dersaneden sonra seni sevmek icin size gelisim, paytak paytak yuruyusun, sonra yaz odevi olarak tuttugun ilk gunluk (her sayfasi istisnasiz "kalktim, yuzumu yikadim" diye baslayan)(evet, bir gun oturduk annenle gunlugunu okuduk! Her gunlugun basina gelir bu zaten, simdiden ogren, ona gore yaz:) ) beni her gorusunde zorla kuaforculuk oynatman, sonra "gercek bir prens dizlerimde uyuyor" diye bir sarkiyi sanatci edasiyla soylemen, daha dun degil miydi bunlar? Zamanin bu kadar cabuk gecisi seni de acitiyor mu? Yoksa bir an once buyumek mi istiyorsun? Bos ver teyzecigim, annenin dizi dibinde, babanin korumasi altinda, kardeslerinle sen sakrak kucuklugunun tadini cikar...

16 Mart 2010 Salı

Beklenen Yazi: "KARDEŞ"

Kardesim,
Hatiramdaki en eski tablo cocuk odasinda yerde oturan ben ve ayagimda sallamaya calistigim tosundan irice sen, iste o gun bugundur neden bilinmez seni koruma kollama hisleriyle doldum tastim. Belki "abla"lik makami boyle bir seydi, ilk senle tattim.
Sozum ona sen dogunca seni degil de sana alinan karyolayi kiskanmisim, "bu kadarcik bebek bu kadaaaar buyuk yerde mi yatacak" diyerek adaletsizlige parmak basmis, hakkimi soke soke alip karyolada ben yatmisim. ilk ve son(!) bencilligim bu olmus sana karsi, sonra seni hep bagrima basmisim.
Hatiralar yine beni Burak apartmani cocuk odasina goturuyor.Halinin uzerine kurulmus duzen, minik arabalar, legodaki minik adamlar, kendi yaptigimiz kagit paralar, yol olarak kullanilan halinin kenar cizgileri. Abimin cok parasi var, "tekme atma" karsiligi para dagitiyor, sen miniciksin daha, safsin, kabul ediyorsun, abim sana bi tane geciriyor, ben hizli vurdu diye abimle kavgaya tutusuyorum.
Yine kucuksun,cocuk odasinda duran dikis makinasinin altini araba yapmis, bir de mum yakmissin, derken ortu yanmaya baslamis sen de o esnada bulasik yikayan ablamdan bardak bardak su istemeye koyulmussun, korkmussun. Ablamin, o minicik mideye o kadar suyun giremeyecegini anlamisiyla da evi yakmaktan kurtulmussun.
3 yasindasin, kivir kivir saclarin, ordekli(!) mavi kazagin var, bir de pembe plastik ucagin var, kutlanan dogumgunun, dedemle satranc oynaman var. Dedemin vefatiyla, halamin ve babamin sana "babam" diye hitap edisi var. Bu hitabin sonralari "pasam"a ve en sonunda da "toktur"a donusu var. Ondan oncesinde bekirkadi mahallesinde ikindiden sonra disari oynamaya cikarken abimin yerine bana emanet edilen bir kardes var. 81 aylik oynayis ve oyundan sen anne olarak cikip da ben de erkek cocuk olarak cikinca, rolleri degistiris var. Baltalar elinde uzun ip belinde 3 yil ana sinifina gidis, kardesine bakmak icin anasinifina gitmeyen bir abla var. Iki tane 10 lirayla bir tane 50 lirayi degsitiris var. Oynanan tasolar, yenen cerezzalar-tombiler, utulen bilyeler, araba kagitlari var en iyisi 240 basan, en kuvvetlisi 6 silindir olan.
Sonra buyume var, anadolu lisesi sinavi, o okulda 4 yil hep en kucuk devre kalisin var. Ve bir gun okuldan acile gidisin, merdivenlerden inerken bana verilen haber var. Ekmek almaya giden, aldigi ekmegin yanik yerlerini yeme durumunda birakilan acilarin cocugu var. Ikimizin de ayni yil sinavlara girisi, benim odama gelip de beni muzik dinlerken buldugunda gelecege dair tahminlerin var. Gidilen yaban ellerden sana atilan mektuplar, tatilde eve donunce ayni odada kalis ve uyumayip sirdas olus var. Sabrina izlerken yaz ikindilerinde, ablasina kiyamayip magnum alis, duygu somurusu yaparak kardesine mutfaktan istedigi seyleri getirten bi abla var.Calisma masasinin cekmecesindeki not defterine evden ayrilirken yazilmis notlar, alinan anotomi dersi sonrasinda kas adlarini ogrenmek adina yaptirilan masaj var.
Far far away'e ablasiyla gelip, ev tasima sirasinda en cok isi yapis var. Buzdolabi kapaginda, banka reklamlarinda oynamaya aday "gelecege umutla bakan genc" fotografi var. Sonra sari rotring kalem ve bir temizlik esnasinda bulunmasiyla hickira hickira aglatan "yemegin dolapta" notu var...
1.90 boyu, efendiligi, doktorlugu, sogukkanliligi, mantikli yaklasimlari, iradesi, zekiligi, caliskanligi(caliskanliktan otesi), fedakarligi, kirli cikiligi var.
Ablasinin onu cok sevmesi, ve en cok da ozlemesi var...
Seni cok seven bi ablan oldugu icin o kadar sanslisin ki! (Ama S.ablan:)) )

10 Mart 2010 Çarşamba

Telefondaki ses olarak TEYZE

Dogum gunu sezonunu actik coktan, artik gelir pesi sira yaşlılık haberleri.
Ve iste bugun bir yenisiyle karsinizdayim:) Su yanda gordugunuz "bir elinde oyuncak kopek" ve diger elinde "CIG KOFTE" tutan Fenerbahceli(!) delikanli var ya, bu aksam 6 yasina giriyormus! Bir de beni cok ozlemis, haaa bir de herkes ona surpriz hediyeler aliyormus:) Annesi pasta yapmis mi bilmiyormus, surprizmis:) Bak ben surprizi bozayim: baban isten donunce pasta kesecekmissiniz, sonra da sana langirt (?) almislar, onu hediye edeceklermis:) Sen ne cabuk buyudun oyle... Anne karnina dususunle herkesi saskinliga sevk etmistin, simdi de bilmisliginle sasirtiyorsun teyzeni. Neyse, buyu Allah'in izniyle neler anlaticam sana neler dogumundan onceki yazla ilgili:) Dogum gunun kutlu olsun teyzesinin yakışıklısı, teyzen o peltek dillerini yer senin! Boyle de haşinim yani:)

10 Şubat 2010 Çarşamba

"Ben de ozledim ben de"

Bir kahve dukkaninin penceresinden hizlanan kara, ve insanlara bakarak ablami dusunuyorum. Bugun dogumgunu, ona hediye olarak bu yaziyi yazmaya karar veriyorum.

Bastan baslayayim diyorum, en eskiye gidiyorum. Burak apartmaninda zorla evcilik oynattigimi hatirliyorum. Sonra karsi komsumuzun oglunun dugununde cekilmis bir fotograf geliyor gozumun onune. Ablamin saclar disli bir kelebek tokayla yukardan tutturulmus, kahkulu de ozenle havali bir hale getirilmis. Evet, o yillar ablam lisede. Lacivert bir formasi var, sonra P. ve C. ablalar var. Kucuk olmama ragmen onlarla olan “genc kiz” sohbetlerinde hep ben de bulunuyorum. C. Abla ozel bi sey anlatacak oluyor, beni isaret ederek ablama bakiyor, ablam da benim icin “soylemez kimseye” diyor, o gun bugundur ablamin sirdasi oluyorum, ve tabi arkadaslarinin da:)

Ablam bir de o zamanlar Emel Sayin hayrani, e sesi de guzel, surekli elini-bilegini kivira kivira Emel Sayin sarkilari soyluyor:) Bir de en buyuk amcamin buyuk ogluyla dinlenen Ferdi Tayfur’umuz var. O yasimda bana da arabesk dinletiyorlar. Annemin, anneannemin ameliyati icin evden haftalarca uzak oldugu bir donemde, “anne, anne, anne duy sesimi yalvariyorum” sarkisiyla mutfakta beni aglatiyorlar.

Bir de, Micheal Jackson, Madonna resimleriyle suslenmis unutulmaz bir anket defteri var ablamin. Sonra unutulmaz bulasik yikama seanslarimiz var. Her bir seans sonrasi ablamin “Bak yari zamanda is bitti, sen olmasaydin ben durulamaya yeni basliyor olacaktim” cumlesi, ablama yardim etmenin mutlulugu var. (ablam ayar veriyormus meger bana:) ) Universiteye gidisi, yazilan mektuplar var. Evlenisi, evden ayrilisi var, sonra iki kizi bir oglu var. Daha neler var neler, sadece ikimizin bildigi, sadece ikimizin konustugu, sadece ikimizin dertlendigi…

Canim ablam, iyi ki dogdun, dogum gunun kutlu olsun, daha nice 50 yillara:)))

27 Ocak 2010 Çarşamba

her gun yasananlar

once "tulumba"yi ararim, sonra sifremi girerim, sonra bizimkileri ararim, ve telefon calmaya baslar:

(%90 babamdir(B) telefonu acan)B: Alo (eger ki gec vakitte aramissam, kesin "melegim" diye acar telefonu:) hatta bi keresinde baska biriymis arayan, sok olmus tabi kadincagiz:)) ve tabi ki babam da sok olmus:)) )
BTS(ben): babacigim
B: melegim, kizim, yavrum, bitanem, gozumun nuru, cicegim (ben bu esnada gevrek gevrek gulumsemekteyim:) )
BTS(simarik bi ses tonuyla): napiyosunuuuz?
B:hamdederiz, sukrederiz, iyiyiz ( ya kitap yazmaktadir, ya da TV izlemekte)
(annem paralelden konusmaya girer)
A(annem): annecigim
BTS: nasilsin annecigim
A: Baban yine benden once acti telefonu, oyle bi kosuyor ki telefon calinca
B(birinci olmanin verdigi coskuyla): Tabiii ki
BTS: naptin anne?
A: Napiyim annecim, (ya yarina misafir vardir, ya o gun misafir gelmistir, ya TV izlemektedir, ya da orgu ormektedir) sen nasilsin? keyfin yerinde mi?
BTS(ebeveynlerinin sesini duyar da keyfi yerinde olmaz mi hic!): iyiyim, okuldayim, takiliyorum (ya toplantim vardir, ya da oyalaniyorumdur okulda)
----------------------------------
konusmanin bundan sonrasi o gune ozeldir, cok uzun surmez, cok yazmasin denir, 2-3 dakika devam edilir, bitis kismina gecilir
----------------------------------
B: Hadi yavrucugum, Allah'a emanet ol, seni cok seven bi babacigin oldugunu unutma
BTS: sen de Allah'a emanet ol babacigim
A: Allah razi olsun yavrum, Allah iyi insanlarla karsilastirsin, Allah sana da senin gibi bi kiz versin
BTS: hayir anne nolur benim gibi vermesin! iyi evlat versin..
A-B-BTS: hadi hoscakaliiiin

9 Aralık 2009 Çarşamba

Kendindeki kaz'i tavuk bile zannedemeyen

sahip olduklarimi dusunuyorum.. uygun sozcuk "sahip olmak" degil aslinda, biliyorum. Alnim hep secdede yasasam bunlarin sukrunu yerine getiremeyecegim geliyor aklima, eziliyorum. Cok sevdigim birinin "insan her nefesinde iki kere sukretmeli, biri alirken biri verirken" sozlerini hatirliyorum. Sonra donup kendime bakiyorum, illa sakat oldugu icin cok zor yuruyen birini ya da gozleri gormeyen birini gorunce mi hatirlamaliyim diye kendi kendime kiziyorum. Bana verilenleri tekrar ve tekrar dusunuyorum, ve tekrar ve tekrar eziliyorum. Basta "O" var, sonra "o", sonra "onlar"... Bi de bir kucucuk tavsancik var, kirlarda kosup kosup oynar, uykuya dalar...
(En sonu bi "o" (ki en buyuk lutuflardandir), bi de "ben" (ki en buyuk nankorlerdendir) icin yazildi, yoksa sagligim yerinde!)

7 Aralık 2009 Pazartesi

Uzun zamandan sonra "kalan" olmak

Bu persembeye kadar cok da anlamamistim aslinda, ama sizin eve gidince, zaman gectigi halde sen gelmeyince sessizlestim. Bir daha gec kalamayacagini, oturup plan yapamayacagimizi, dertlesemeyecegimizi, beni evden-okuldan alamayacagini, beraber kahve icemeyecegimizi, program yapamayacagimizi idrak etmek huzun verdi.
Ikimiz icin de hayat devam ederken, hala senin arabana biniyor olmak (ve temiz oldugunu gormek), ve hala senin evine gidiyor olmak (ve temiz oldugunu gormek) aslinda yoklugunu daha cok hissettiriyor. Cantamda sen Far far Away'den ayrilirken yiyesin diye alinan ama verilemeyen Dove cikolata, yenilikleri kabulleniyorum. Hicbir sey, hic kimse yerini dolduramayacak biliyorum, doldurmak da istemiyorum.

3 Kasım 2009 Salı

kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı

Dogumgunu pastasinin uzerine iki tane mum dikilmis, (yanina da iki bardak sut konmus!) biri dunyanin en tatli-yakışıklısı digeri de dunyanin en tatli-guzeli icin.. ikisi de kutlamadan habersiz. Tatli-yakışıklı uzun uzun incelemistir mumlari, anlam vermeye calismistir gozlerini kirpmadan. Tatli-guzel de parlak bi sey gordu ya sevincten ciglik atmistir “uuu uuu” diye, gulumsemistir sonra gevrek gevrek :) ya da bilmem artik bir yasina girdi kocaman kiz oldu ya, hanimligini takinmistir.. ya da bilmem noldu.. ben yine yoktum..
Onlar buyuyecekler (Allah kismet ederse) ben dogumlarini goremedigim gibi ilk adim atislarini, ilk konusmalarini da goremeyecegim, resimlerle avunacagim, msn’de saat tutturmaya calisacagim. Ve bir gun beni karsilarinda gorduklerinde amcalarina gosterdikleri yakinligi gostermeyeceklerini bilecegim, ama ebedi beraberligi tercih edecegim ve sabredecegim (ins).

GUNUN ANLAM VE ONEMINI BELIRTEN NOT: her ne kadar ozledigim insan sayisini arttirmis da olsaniz, iyi ki dogdunuz! yoksa nasil hala olurdum ben, sabah aksam kimin videolarini deli gibi izlerdim:)

28 Ekim 2009 Çarşamba

yerle bir

Yogun bir gunun ortasinda, dogumgunu kutlamasi icin aranan prensese sen sakrak sorulan “organizasyon var mi?” sorusuna alinan “ben cok hastayim teyze” cevabi birden dunyayi durdurur. Tam o arada hat kesilir, korkuyla tekrar aranilir. Prenses sogukkanlilikla iki gun once yasadiklarini anlatir. “simdi nasilsin?” dencek olur ama bogaz dugumlenmistir bir kere. Far far away’de olmanin en zor duygularindan biriyle karsi karsiya kalinmistir. Aslinda yaninda olunsa da elden bi sey gelmeyecegi bilinir, yanindakiler de caresiz MR/test sonuclarini beklemektedir. Sanirim insan uzakta olunca daha bi duygusallasiyor, saclarini oksayarak “bak ben yanindayim” diyememek daha bi yakiyor…

16 Ekim 2009 Cuma

işte o benim abim!

COCUKLUK DONEMINDE: Herkesin erkek bebek ismi dusundugu aylarda, 2.5 yasinda olmasina ragmen bir ”kiz kardesi” olacagini sezen, legolarinin bir kismini kaybedince ne alakaysa gelip benim topumu kesen, en buyuk zevki objektiflere poz vermeye calisan beni guldurmek olan, ve tabi eger ki ayni karede yer alacaksak arkadan iki kulak yapmak olan, calisma mekanizmasini anlamak icin her turlu oyuncagin icini acan, benim ortaligi velveleye verme becerimden oturu hep suclu bulunan, sabahin nurunda yayinlanan cizgi film seanslarinin yandasi, Burak apartmanindaki cocuk odasi oyunlarinin ve bekirkadi mahallesi sokak oyunlarinin en iyi arkadaslarindan (oburu icin bknz. erkek kardes), kisa olan anasinifi gunlerimde beni okuldan alan, kola sisesini kafaya diken, son kalan yaspasta dilimini kimse yemesin diye yalayan, 20 kisilik sunnet grubunun en buyugu (en kucugu icin bknz. erkek kardes) “XXX” (buraya soy ismimiz geliyor) radyosunun kiz sesli spikeri (ee cocukluk doneminden bahsediyoruz) ve “emineeem eminem, daglarin guzeli” adli sarkiyi soyleyen sanatcisi…

ERGENLIK DONEMINDE: Sahur sonrasi yapilan satranc maclarinin ardindan sehir turu attiran, yine bir kacak surus sirasinda polise beraber yakalandigimiz ama sonunda kabak onun basina patlayan, duvarlara siirler asan, gaz gaz sarkilar dinleyen, odasinda degisik kareografi calismalarinda bulunan (bknz. şark, calisma masasi duruslari), ranzanin alt kat sahibi (ust kat icin bknz. erkek kardes), orman yakmasina ramak kalan, balkonda kacak olarak yaptigi her turlu seyi bana da yaptiran, ha bi de bazen kavgaci, fazlasiyla kiskanc, lise okumasi icin gurbet ellere giderken arkasindan cok aglanan, hatta daha gitmeden hamsi yeme torenlerinde aglatan, okul hayatimda hep 2.el kitap kullanmama vesile olan…

OLGUNLUK DONEMINDE: Yillarin gecmesiyle duskunlugumun daha cok arttigi, degeri her gecen gun daha cok anlasilan, onu gormek ugruna kultur baskentinde (!) uzun mesafeler katettiren, bloguma ilk yorum yazma serefine nail olan (:)), dinsel ogeler barindiran discussionlarin karsi tarafi, far far away'e giden kiz kardesin ardindan kaldirima oturup aglayan, dönüşlerde havaalanindaki karsilayici, tasiyici, barindirici, babami ilk defa bugun baba yapan cicegi burnunda baba, cok ozlenen, cok sevilen, hep en iyinin onun olmasi icin ve hep mutlu olmasi icin cok dua edilen…

24 Eylül 2009 Perşembe

ozlenenler