28 Ekim 2010 Perşembe

8 yasindaysaniz ve dunyadan haberiniz yoksa hayat gercekten cok guzel

Isimin cok olmasiyla uyuzlanma katsayim arasinda fazlasiyla dogru bir oranti bulunmakta. Ne zaman is konusunda rahatim, Allah’im bi enerjiklik bi enerjiklik, ama ne zaman da yapilacak milyon tane is var, hoop dunyanin en uyuz insanina donusuyorum. Donusmek deyince voltran geldi aklima. Burak apartmaninda otururken evimizin onu bos arsaydi, orda voltrancilik oynardik. (Hos her turlu oyunu oynardik da)Abim voltranin basi olurdu, “birlesme zamaniiiii” diye bagirirdi biz de oldugumuz yerlerden cikar voltrani olustururduk, cok tatliymisiz.

Bunu yazmayacaktim da, hani otellerde küvetlerin perdeleri cook kalin oluyor ya, iste ben ne zaman otele gitsem "küvette bi cesetle karsilasma" korkusu yasarim. O perdeyi dualarla acar, perdeyi actiktan sonra kapali gozlerimi acmakta tereddut yasarim. Kucukken de, aksam tum aile oturma odasindayiz mesela, icerdeki tum isiklar kapali, benim de mutfaktan bi sey almam gerek, kosarak gidip kosarak gelirdim. Bence butun lambalar hep acik kalmali. Iste yine bu korkumdan oturu yatarken isik acik uyumak isterdim. Hatta bir gun abimle ayni odada yatiyoruz (yani burak apartmanindayiz) ben yakiyorum lambayi, abim kapatiyor, ben yakiyorum, abim kapatiyor.. Sonra ampul patladi tabi, karanlik karanlik uyuduk. Ne vardi sanki acik kalsaydi abi, ha, simdi su satirlari okuyunca yanmadi mi icin? pismanlik duymadin mi?

Aslinda ben cok hanim hanimcik, herkese guven veren bir kiz cocuydum,ama iki erkek kardese sahip olmak (buyuklu kucuklu) hanim hanimcik kalmayi guclestiriyor. Volkan apartmaninda 6. katta otururduk, evin onu kaldirim, bi de kalabalik bi cadde, asagidan biri gececekken tukururduk! Hemen geriye saklanirdik tabi! O kisinin gelme suresiyle tukurugun asagi inme surelerini hesaplamak cok zevkliydi, ama tiksindim su an kendimden! Simdi ben yoldan gecerken biri oyle yapacak olsun, sıkıştırıveririm kol etlerini, alırım hıncımı!

gunun anlam ve onemi bildiren not: dogum gunu kutlu olsun prensesim!

blogdaki tweet

Bir sicak kahvem bile yok anliyor musun, hadi gulumse!

26 Ekim 2010 Salı

Keske o pazar gunku ikramlarin hepsi bitmemis olsaydi da simdi yiyebilseydim

Kesinlikle doktora konumu degistirip "en uzun zamanda en az isi yapmak", ya da "gunlerce hic is yapmadan sabahtan aksama kadar okulda kalabilmek" uzerinde calismaliyim. Gerci bu konuda doktora yapmama gerek yok, direk ders vermeye baslayabilirim! Bugun kizginim da kendime, yine yapilacaklar listem uzayip gitmis, bi de saf saf not dusmusum "nolur bugun calis, bak sonra cok uzuluyorsun" diye!

Neyse, sevgili yandaslar, cumadan beri milyon davet atraksiyonu icindeyim desem yetersiz kalir, o derece sosyalliklerden sosyalliklere kostum. Cuma aksami gencleri agirladim, cok seviyorum hepsini, huzur kaynagim onlar benim, nirvanaya basamak oluyorlar falan. Cumartesi de evden cikis o cikis, yemek yeme zamanini saymazsak aksam 10du eve girdigimde. Tatli yapip yatmakti niyetim ama 12ye kadar utu yaptim!! Kendi kiyafetim harici hicbir kiyafeti utulemekten gercekten hoslanmiyorum ama insan cefakar olmayagorsun. Neyse 12ye kadar utu yapip, 2ye kadar da tatli yapip ortalik topladim, yazik bana. Bence artik Badem'in zengin olma ve bana bir asci bir de temizlikci tutma vakti geldi.

Pazar gunu de hem sabah hem de ikindin (ikindi mi ikindin mi bu ya?) misafirlerim vardi, Badem konferans icin sehir disina hatta yurt disina gitmisti ben de acimi ancak canlarimin kollarinda hafifletebilirdim ki hakkaten oyle oldu, anca aksam karanlik çökünce benim de icime bir huzun çöktü, ama o kadar yorgundum ki, hatta dizlerimin altini hissetmiyordum, evet hakkaten yazikti bana. oysa caylari bile artik turk usulu cam bardaklarimiz olmasina ragmen koca fincanlara doldurmustum, hem de "acaba onda cabuk mu sogur" diyerek kibarca "ona koyma caylari" demeye calisan canima "yok yea kucukte de cabucak bitiyor" deme yuzsuzlugunu dahi gostermistim. Ben ne diyorum ya, kalkip kimseye cay bile doldurmamistim ki! neyse, velhasili kelam cok yorgundum, yalniz basima korkup sonrasinda da Badem'in basina eksimeyi planliyordum ki, korkamadan uyumusum. (Gerci gerek evlerine davet eden gerek de bende kalmayi teklif eden canlarim vardi) Oyle bir gundu.. guzel bir gundu.. Kahvaltiyi yazicam insallah ama Rapsodi'nin resim gondermesini bekliyorum.

Yandaki resim de ogleden sonraya ait, masallah cok kibar oldugum icin her seyi tepsiyle koymusum masaya. Zaten peceteleri katlarken de cok banel buldum kendimi, yeni trend kulah sekline getirip ortasina bir halka gecirmekti ama sahsen bu trendi cok gereksiz buldugum icin protesto ettim, yoksaaa buzlukta firina atmalik sogan halkalarim beklemekte idi, geciriverirdim ortasina:) neyse, annemden boyle gormustum, koklerime cok bagli, cok gelenekciydim. Sonra, utanmasam pogacayi da tepsiyle koyacaktim masaya, utanmazdim gerci de sicakti, yakmasin diye tabaga aldim. Tam koyuyordum tabaga, aaa dedim, sanirim bunun altina pecete falan koymam lazim (pogacanin altina) koydum, ama neden pecete konuluyor valla anlamadim, bence o tabak o peceteden daha temiz. Bir pecete ne kadar hijyenik olabilir ki! Sonra yedik bi guzel, oyle cok yemisiz ki uc gun acikmayacagim zannettim, ama yanilmisim, aksam yorgunluktan ölüyor olmama ragmen yine bi seyler yerken buldum kendimi! ben kesin uyur yer'im!

Bir de son olarak keske diyorum cips yerken midem bulanmadan durdurabilsem kendimi..

21 Ekim 2010 Perşembe

duzenli bir eve sahip olmak cok zor

Daginikligimla okul hayatimda ve ailemiz icinde ün salmisligim vardir. Hatta bir gün ben bir tatil vesilesiyle ana-baba ocagindayken icerden "el ele tutusalim da kaybolmayalim" nidasini duymuslugum, anlam veremeyerek sesin geldigi yere gittigimde babamla kardesimi el ele bulmuslugum vardir. Meger benim odama girecek olan babamin haykirisiymis, kime cekmisim bilmiyormus, benim gibi harika bi insan nasil boyle daginik olabiliyormus, vb.

Tabi ben büyüdüm, hatta evlendim, ama huylu huyundan vazgecmedi, gerek labdaki masam olsun, gerek cok fazla esyanin bulunmadigi evim olsun, hatta gerek laptopumun masaustu olsun, her seyim daginik! Hatta ben daha gencecik bir universite ogrencisiyken haftasonlari abimlere giderdim de abim beni yolcu ederken "sen gidince ev duzene giriyor" derdi (simdi soylemesem hatirlamaz!)

Artik bu gidise bir dur deme vaktinin geldigini dusundum, bu oyle ara ara gelen gazlardan da degildi, ciddiydim. Daha gercekci olabilmek icin calisma masami hatta calisma odamizi plana dahil etmeyecektim. Kural suydu: "yilanin basini kucukken ez". cok yenilikciydim masallah, literature yeni yeni kurallar getiriyordum(!). neyse, cozumu uzaklarda aramaya gerek yoktu, kararliydim.

En son gecen hafta bir gun temizlik yapmistim. Bu haftasonu elim basima degmemisti..(neden degmemisti? hah, evet hem makale yaziyordum haril haril, hem de dostluk yemegimiz vardi, fedakarliklardan fedakarliklara kosmustum(!) hatta yemek diye de anca bir dilim pizza yiyebilmistim, zaten ucrette hep arkada kalmakti hayalim, ilk defa bunu yapabilmistim(!) )

Bak yaaa, yine cok konusasim var, laf lafi aciyor. konuya geri doneyim, nerde kalmistim, tamam, iste bu pazartesi aksam YORGUN ARGIN eve gelince baktim ki yilanin basi buyumeye baslamis coktan. giristim temizlige! hatta camasir bile yikadim! bulasik desen hallettim, yerleri supurdum, bir haftadir giyip giyip ortaliga attigim her turlu kiyafeti "kac dakikani alir sanki sunu cikarir cikarmaz katlayip dolaba yerlestirmek" diye kendi kendime kiza kiza katladim. Dunyanin en sıkıcı islerinden biri olan toz alma eylemini dahi gerceklestirdim. Allah'im iyi ki yerler haliflex de yer silmem gerekmiyor diye kendi kendime mutluluk oyunlari oynadim. Banyoyu da temizledigimde artik kendimden gecmistim. o yorgun halime bakmadan uzuuuun uzun temizledigim yerleri izledim, hayranlikla! Simdi de mevcut durumu koruyabilmek icin salidan beri ortalik topluyorum, kac defa bulasik yikadim, sabah esofmanimi bile katlayip koyuyorum, terlikler desen tek sira...

Yazimizin ana fikri su ki, yilanin basini kucukken ezmek de hic kolay degil. ev duzenini koruyacagim diye kendimi eve adadim resmen! Bu kadar zor olmamali! Mutlaka baska bir yol olmali...

NOT: Daginik ev resmi ariyordum resimlerimden, sonra utandim onlardan koymaya, bakarken de gecen seneden bi foto buldum onu koydum, fotosuz kalmasin postumuz di mi?

20 Ekim 2010 Çarşamba

Eski Gunler Kurabiyesi

Badem nezle ya da grip, oldum olasi ayiramam zaten ikisini. Ben de hasta olmak uzereyim, her tarafim agriyor ama normal hayatima devam ediyorum.

Bu gece 12 itibariyle ilk makalemi hocama yollayacagim insallah, hani taa atayurda gitmeden once vermem gereken, sonra erteledikce erteledigim, hocam da yogun oldugu icin uzerimde cok baski kurmadigi makalem. Badem hasta hasta makalemi okuyor. "Disardan biri"nin okumasi, "bu ne?" diye sormasi iyi oluyor. Neyse, simdi Badem hasta hasta okuyor ya, ben de dedim, onu mutlu edeyim, ve yari hasta mutfaga girdim (ve alkislar).

Hemen kaloriferin uzerinde bir cubuk tereyagini oda sicakligina getirdim. 1 tane yumurtayi, oda sicakligindaki tereyagi, bir su bardagi pudra sekerini, yarim su bardagi siviyagi ve yarim su bardagi yogurdu, 3.5 bardak un ve kabartma tozuyla yogurdum. Ama eldivenim bitmis, ellerim hamur oldu. Annem firin 160 derecede olacak demis ama bana 180de pismesi gerek gibi geldi, hadi dedim orta yolu bulayim firini 170'e getirdim. Neden onceden isitmamiz gerek diye dusunurken beynimde isiklar yandi sondu, onceden isitirsan pisirken yayilmaz, hadi bu bilgi de benden tum ascilara amme hizmeti olsun!

Kuru uzum vardi evde, daha cok var saniyordum ama anca 1-2 avuc varmis, onlarla beraber ben diyeyim 1 su bardagi siz deyin 1.5 su bardagi cevizi karistirdim. sekil yapicaktim hamurla, ama sonra baktim firinin isisiyla benim hastaligin isisi birlesmis, hararet yapiyor, direk icine katayim yuvarliyim gitsin dedim, ve yuvarladim gitti. Bu kadar cevizi bana koysam ben de guzel olurum dusuncesi ve sevgiyle tepsiyi firina koydum. Sonra meyve salatasi yaptim. Hic sevmem meyve salatalarini, her meyvenin tadi birbirine girer, ama dedim ya Badem hasta, onunla ilgilendigimi anca boyle gosterebiliriyorum. Sonra bi de cay suyu koydum, gayerete geldim bulasiklari da hallettim. Nefis kokular esliginde 35 dakika sonra kurabiyeleri firindan cikardim. Annemi dusundum, krem rengi tencereye pecete serer sonra da kurabiyeleri icine koyardi. Sonra da tencereyi mutfak dolabina koyardi. Biz kardesler sandalye yardimiyla ulastigimiz o mutfak dolabindaki kurabiyeleri bulunca hazine bulmuscasina mutlu olurduk.

Demlenmis cay-kurabiye ikilisini Badem'in calisma masasina koydum. "Eski gunler geldi aklima" dedi. Ben de "eski" deyince kucuklugu geldi aklina zannettim, meger evliligimizin ilk yilindan bahsediyormus..

o kadar eskidik mi dedim...