1 Kasım 2010 Pazartesi

Sevgili BTS, su an uyuyor olman gerekiyordu, ya da madem uykun yok kalk bi kitap oku

Benim laptoptan blogspot’a erisim olmadigini bilir misin ey dost? Ve bu sirf bu yuzden bu yaziyi bilmem ne zaman yayinlayabilecegimi? Hatta ve hatta youtube olsun, facebook olsun, twitter olsun, her turlu “zaman kaybi” olarak gordugum fakat iradesiz olusum hasebiyle kendimi engelleyemedigim sayfalara dahi erisimimim olmadigini bilir misin? Yil olmus 2010 ben istedigim sayfaya giremiyorum! Tabi sen buna “yas olmus x sen hala hangi sitede ne kadar zaman harcaman gerektigini bilmiyorsun” da diyebilirisin,hatta bana istedigini diyebilirsin. Ben de sana x’in kac oldugunu diyeyim. Saka saka, der miyim hic onu! Yalniz kim demisse “bayanin yasi sorulmaz” diye elleri opulesi biriymis. Yaslandikca olgunlasacagima, yaslandikca eziklenmeye basladim resmen. “yasin kac?” diyenlere hemen “kac gosteriyorum?” diyorum ve umutla gozlerinin icine bakiyorum az bi sey soylesin diye. Daha kucuk oldugumu dusundukleri vakit de degmen benim keyfime! Hatta gecen kis kollarimda falan bi seyler cikmisti ve gecmemisti, neyse yazin atayurtta kardes bana “genc kizlarda gorulen ama sebebi bilinmeyen bi hastalik” teshisini koydu, aman ne sevindim ne sevindim:) hatta o cikan seyler gecince uzuldum yaslaniyor muyum diye! O kadar vahim bi durumdayim, gordugunuz yerde bana el opturun de sevineyim.

Ben bi baslayinca, 3 yildir bir hucrede yalniz yasiyormusum da yenice insan icine cikmisim gibi konusup duruyorum. Gerci dur ya, 3 yil insan hucre hayati yasasa sonrasinda da hic konusmaz di mi.. Bak asil yazacagimi, gecenin bi yarisi bana bilgisayar actirtan konuyu unuttum. Ne dicektim yaaa, keske insan fedakarlikta onde giden, caliskanlikta ahlakta falan onde giden olsa ama saflikta onde giden olmasa mi diyecektim acaba? Ufff, zaten aylar once twitter’a “hesaba katilmayan seyler” yazmisim, gecenlerde bi okudum, Allah’im neydi o hesaba katilmayan seyler, dusundum dusundum bulamadim. Boyle gizemli gizemli tweet yazmaya calisirken hesaba katilmayan seyleri unutabilecegimi hic hesaba katmamisim! Zaten hep oyle olur, aaa yok ben unutmam derim, bazen hocamla toplantilarimda bile not tutmam, sonra da dusun dur neydi diye!

Sanirim dis ipi hakkinda konusacaktim (gecenin bi vakti bana bilgisayar actiracak kadar onemli olan sey dis ipi miymis??? )ben iste gecen seneye kadar asla ve kat’a dis ipi kullanmazdim. Sonra bi discide “butun dislerinizi iple temizlemek zorunda degilsiniz, sadece sizde kalmasini istediklerinizi temizleyin” gibi turkceye cevrilince uuupuzun olan (bknz. ceviren etkeni) ama aslinda kisacik olan bi afis okumustum, ignelerin de etkisiyle cok etkilenmistim. Neyse, gun o gundu iste, milad oldu benim icin. Ama fark ettim ki dislerimi kurtaricam derken kan kaybindan ölücem! Hep mi kanar?? Yok yani artik disci de 2. evim oldu bi durum varsa soylesin di mi ama!

Ve son olarak sunu da soylemeliyim ki, lensler insan gozunde 36 saatten fazla kalinca, arada duygusal bir bag olusuyor, cikarirken uzuntulere gark olunuyor, eksikligi daha bi hissediliyor, ozleniyor resmen, "senin yerin o lens kutusu degiiiil" gibi histerik ve anlamsiz triplere giriliyor.

Tamam tamam gecti, uyu artik

28 Ekim 2010 Perşembe

8 yasindaysaniz ve dunyadan haberiniz yoksa hayat gercekten cok guzel

Isimin cok olmasiyla uyuzlanma katsayim arasinda fazlasiyla dogru bir oranti bulunmakta. Ne zaman is konusunda rahatim, Allah’im bi enerjiklik bi enerjiklik, ama ne zaman da yapilacak milyon tane is var, hoop dunyanin en uyuz insanina donusuyorum. Donusmek deyince voltran geldi aklima. Burak apartmaninda otururken evimizin onu bos arsaydi, orda voltrancilik oynardik. (Hos her turlu oyunu oynardik da)Abim voltranin basi olurdu, “birlesme zamaniiiii” diye bagirirdi biz de oldugumuz yerlerden cikar voltrani olustururduk, cok tatliymisiz.

Bunu yazmayacaktim da, hani otellerde küvetlerin perdeleri cook kalin oluyor ya, iste ben ne zaman otele gitsem "küvette bi cesetle karsilasma" korkusu yasarim. O perdeyi dualarla acar, perdeyi actiktan sonra kapali gozlerimi acmakta tereddut yasarim. Kucukken de, aksam tum aile oturma odasindayiz mesela, icerdeki tum isiklar kapali, benim de mutfaktan bi sey almam gerek, kosarak gidip kosarak gelirdim. Bence butun lambalar hep acik kalmali. Iste yine bu korkumdan oturu yatarken isik acik uyumak isterdim. Hatta bir gun abimle ayni odada yatiyoruz (yani burak apartmanindayiz) ben yakiyorum lambayi, abim kapatiyor, ben yakiyorum, abim kapatiyor.. Sonra ampul patladi tabi, karanlik karanlik uyuduk. Ne vardi sanki acik kalsaydi abi, ha, simdi su satirlari okuyunca yanmadi mi icin? pismanlik duymadin mi?

Aslinda ben cok hanim hanimcik, herkese guven veren bir kiz cocuydum,ama iki erkek kardese sahip olmak (buyuklu kucuklu) hanim hanimcik kalmayi guclestiriyor. Volkan apartmaninda 6. katta otururduk, evin onu kaldirim, bi de kalabalik bi cadde, asagidan biri gececekken tukururduk! Hemen geriye saklanirdik tabi! O kisinin gelme suresiyle tukurugun asagi inme surelerini hesaplamak cok zevkliydi, ama tiksindim su an kendimden! Simdi ben yoldan gecerken biri oyle yapacak olsun, sıkıştırıveririm kol etlerini, alırım hıncımı!

gunun anlam ve onemi bildiren not: dogum gunu kutlu olsun prensesim!

blogdaki tweet

Bir sicak kahvem bile yok anliyor musun, hadi gulumse!

26 Ekim 2010 Salı

Keske o pazar gunku ikramlarin hepsi bitmemis olsaydi da simdi yiyebilseydim

Kesinlikle doktora konumu degistirip "en uzun zamanda en az isi yapmak", ya da "gunlerce hic is yapmadan sabahtan aksama kadar okulda kalabilmek" uzerinde calismaliyim. Gerci bu konuda doktora yapmama gerek yok, direk ders vermeye baslayabilirim! Bugun kizginim da kendime, yine yapilacaklar listem uzayip gitmis, bi de saf saf not dusmusum "nolur bugun calis, bak sonra cok uzuluyorsun" diye!

Neyse, sevgili yandaslar, cumadan beri milyon davet atraksiyonu icindeyim desem yetersiz kalir, o derece sosyalliklerden sosyalliklere kostum. Cuma aksami gencleri agirladim, cok seviyorum hepsini, huzur kaynagim onlar benim, nirvanaya basamak oluyorlar falan. Cumartesi de evden cikis o cikis, yemek yeme zamanini saymazsak aksam 10du eve girdigimde. Tatli yapip yatmakti niyetim ama 12ye kadar utu yaptim!! Kendi kiyafetim harici hicbir kiyafeti utulemekten gercekten hoslanmiyorum ama insan cefakar olmayagorsun. Neyse 12ye kadar utu yapip, 2ye kadar da tatli yapip ortalik topladim, yazik bana. Bence artik Badem'in zengin olma ve bana bir asci bir de temizlikci tutma vakti geldi.

Pazar gunu de hem sabah hem de ikindin (ikindi mi ikindin mi bu ya?) misafirlerim vardi, Badem konferans icin sehir disina hatta yurt disina gitmisti ben de acimi ancak canlarimin kollarinda hafifletebilirdim ki hakkaten oyle oldu, anca aksam karanlik çökünce benim de icime bir huzun çöktü, ama o kadar yorgundum ki, hatta dizlerimin altini hissetmiyordum, evet hakkaten yazikti bana. oysa caylari bile artik turk usulu cam bardaklarimiz olmasina ragmen koca fincanlara doldurmustum, hem de "acaba onda cabuk mu sogur" diyerek kibarca "ona koyma caylari" demeye calisan canima "yok yea kucukte de cabucak bitiyor" deme yuzsuzlugunu dahi gostermistim. Ben ne diyorum ya, kalkip kimseye cay bile doldurmamistim ki! neyse, velhasili kelam cok yorgundum, yalniz basima korkup sonrasinda da Badem'in basina eksimeyi planliyordum ki, korkamadan uyumusum. (Gerci gerek evlerine davet eden gerek de bende kalmayi teklif eden canlarim vardi) Oyle bir gundu.. guzel bir gundu.. Kahvaltiyi yazicam insallah ama Rapsodi'nin resim gondermesini bekliyorum.

Yandaki resim de ogleden sonraya ait, masallah cok kibar oldugum icin her seyi tepsiyle koymusum masaya. Zaten peceteleri katlarken de cok banel buldum kendimi, yeni trend kulah sekline getirip ortasina bir halka gecirmekti ama sahsen bu trendi cok gereksiz buldugum icin protesto ettim, yoksaaa buzlukta firina atmalik sogan halkalarim beklemekte idi, geciriverirdim ortasina:) neyse, annemden boyle gormustum, koklerime cok bagli, cok gelenekciydim. Sonra, utanmasam pogacayi da tepsiyle koyacaktim masaya, utanmazdim gerci de sicakti, yakmasin diye tabaga aldim. Tam koyuyordum tabaga, aaa dedim, sanirim bunun altina pecete falan koymam lazim (pogacanin altina) koydum, ama neden pecete konuluyor valla anlamadim, bence o tabak o peceteden daha temiz. Bir pecete ne kadar hijyenik olabilir ki! Sonra yedik bi guzel, oyle cok yemisiz ki uc gun acikmayacagim zannettim, ama yanilmisim, aksam yorgunluktan ölüyor olmama ragmen yine bi seyler yerken buldum kendimi! ben kesin uyur yer'im!

Bir de son olarak keske diyorum cips yerken midem bulanmadan durdurabilsem kendimi..

21 Ekim 2010 Perşembe

duzenli bir eve sahip olmak cok zor

Daginikligimla okul hayatimda ve ailemiz icinde ün salmisligim vardir. Hatta bir gün ben bir tatil vesilesiyle ana-baba ocagindayken icerden "el ele tutusalim da kaybolmayalim" nidasini duymuslugum, anlam veremeyerek sesin geldigi yere gittigimde babamla kardesimi el ele bulmuslugum vardir. Meger benim odama girecek olan babamin haykirisiymis, kime cekmisim bilmiyormus, benim gibi harika bi insan nasil boyle daginik olabiliyormus, vb.

Tabi ben büyüdüm, hatta evlendim, ama huylu huyundan vazgecmedi, gerek labdaki masam olsun, gerek cok fazla esyanin bulunmadigi evim olsun, hatta gerek laptopumun masaustu olsun, her seyim daginik! Hatta ben daha gencecik bir universite ogrencisiyken haftasonlari abimlere giderdim de abim beni yolcu ederken "sen gidince ev duzene giriyor" derdi (simdi soylemesem hatirlamaz!)

Artik bu gidise bir dur deme vaktinin geldigini dusundum, bu oyle ara ara gelen gazlardan da degildi, ciddiydim. Daha gercekci olabilmek icin calisma masami hatta calisma odamizi plana dahil etmeyecektim. Kural suydu: "yilanin basini kucukken ez". cok yenilikciydim masallah, literature yeni yeni kurallar getiriyordum(!). neyse, cozumu uzaklarda aramaya gerek yoktu, kararliydim.

En son gecen hafta bir gun temizlik yapmistim. Bu haftasonu elim basima degmemisti..(neden degmemisti? hah, evet hem makale yaziyordum haril haril, hem de dostluk yemegimiz vardi, fedakarliklardan fedakarliklara kosmustum(!) hatta yemek diye de anca bir dilim pizza yiyebilmistim, zaten ucrette hep arkada kalmakti hayalim, ilk defa bunu yapabilmistim(!) )

Bak yaaa, yine cok konusasim var, laf lafi aciyor. konuya geri doneyim, nerde kalmistim, tamam, iste bu pazartesi aksam YORGUN ARGIN eve gelince baktim ki yilanin basi buyumeye baslamis coktan. giristim temizlige! hatta camasir bile yikadim! bulasik desen hallettim, yerleri supurdum, bir haftadir giyip giyip ortaliga attigim her turlu kiyafeti "kac dakikani alir sanki sunu cikarir cikarmaz katlayip dolaba yerlestirmek" diye kendi kendime kiza kiza katladim. Dunyanin en sıkıcı islerinden biri olan toz alma eylemini dahi gerceklestirdim. Allah'im iyi ki yerler haliflex de yer silmem gerekmiyor diye kendi kendime mutluluk oyunlari oynadim. Banyoyu da temizledigimde artik kendimden gecmistim. o yorgun halime bakmadan uzuuuun uzun temizledigim yerleri izledim, hayranlikla! Simdi de mevcut durumu koruyabilmek icin salidan beri ortalik topluyorum, kac defa bulasik yikadim, sabah esofmanimi bile katlayip koyuyorum, terlikler desen tek sira...

Yazimizin ana fikri su ki, yilanin basini kucukken ezmek de hic kolay degil. ev duzenini koruyacagim diye kendimi eve adadim resmen! Bu kadar zor olmamali! Mutlaka baska bir yol olmali...

NOT: Daginik ev resmi ariyordum resimlerimden, sonra utandim onlardan koymaya, bakarken de gecen seneden bi foto buldum onu koydum, fotosuz kalmasin postumuz di mi?