t’a erisim olmadigini bilir misin ey dost? Ve bu sirf bu yuzden bu yaziyi bilmem ne zaman yayinlayabilecegimi? Hatta ve hatta youtube olsun, facebook olsun, twitter olsun, her turlu “zaman kaybi” olarak gordugum fakat iradesiz olusum hasebiyle kendimi engelleyemedigim sayfalara dahi erisimimim olmadigini bilir misin? Yil olmus 2010 ben istedigim sayfaya giremiyorum! Tabi sen buna “yas olmus x sen hala hangi sitede ne kadar zaman harcaman gerektigini bilmiyorsun” da diyebilirisin,hatta bana istedigini diyebilirsin. Ben de sana x’in kac oldugunu diyeyim. Saka saka, der miyim hic onu! Yalniz kim demisse “bayanin yasi sorulmaz” diye elleri opulesi biriymis. Yaslandikca olgunlasacagima, yaslandikca eziklenmeye basladim resmen. “yasin kac?” diyenlere hemen “kac gosteriyorum?” diyorum ve umutla gozlerinin icine bakiyorum az bi sey soylesin diye. Daha kucuk oldugumu dusundukleri vakit de degmen benim keyfime! Hatta gecen kis kollarimda falan bi seyler cikmisti ve gecmemisti, neyse yazin atayurtta kardes bana “genc kizlarda gorulen ama sebebi bilinmeyen bi hastalik” teshisini koydu, aman ne sevindim ne sevindim:) hatta o cikan seyler gecince uzuldum yaslaniyor muyum diye! O kadar vahim bi durumdayim, gordugunuz yerde bana el opturun de sevineyim.Ben bi baslayinca, 3 yildir bir hucrede yalniz yasiyormusum da yenice insan icine cikmisim gibi konusup duruyorum. Gerci dur ya, 3 yil insan hucre hayati yasasa sonrasinda da hic konusmaz di mi.. Bak asil yazacagimi, gecenin bi yarisi bana bilgisayar actirtan konuyu unuttum. Ne dicektim yaaa, keske insan fedakarlikta onde giden, caliskanlikta ahlakta falan onde giden olsa ama saflikta onde giden olmasa mi diyecektim acaba? Ufff, zaten aylar once twitter’a “hesaba katilmayan seyler” yazmisim, gecenlerde bi okudum, Allah’im neydi o hesaba katilmayan seyler, dusundum dusundum bulamadim. Boyle gizemli gizemli tweet yazmaya calisirken hesaba katilmayan seyleri unutabilecegimi hic hesaba katmamisim! Zaten hep oyle olur, aaa yok ben unutmam derim, bazen hocamla toplantilarimda bile not tutmam, sonra da dusun dur neydi diye!
Sanirim dis ipi hakkinda konusacaktim (gecenin bi vakti bana bilgisayar actiracak kadar onemli olan sey dis ipi miymis??? )ben iste gecen seneye kadar asla ve kat’a dis ipi kullanmazdim. Sonra bi discide “butun dislerinizi iple temizlemek zorunda degilsiniz, sadece sizde kalmasini istediklerinizi temizleyin” gibi turkceye cevrilince uuupuzun olan (bknz. ceviren etkeni) ama aslinda kisacik olan bi afis okumustum, ignelerin de etkisiyle cok etkilenmistim. Neyse, gun o gundu iste, milad oldu benim icin. Ama fark ettim ki dislerimi kurtaricam derken kan kaybindan ölücem! Hep mi kanar?? Yok yani artik disci de 2. evim oldu bi durum varsa soylesin di mi ama!
Ve son olarak sunu da soylemeliyim ki, lensler insan gozunde 36 saatten fazla kalinca, arada duygusal bir bag olusuyor, cikarirken uzuntulere gark olunuyor, eksikligi daha bi hissediliyor, ozleniyor resmen, "senin yerin o lens kutusu degiiiil" gibi histerik ve anlamsiz triplere giriliyor.
Tamam tamam gecti, uyu artik
