Bilenler bilir, Badem is gorusmeleri icin dere tepe duz gitmekte, eve pek ugrayamamakta! Ben de bir bos kalmaya goreyim hemen bir oraganizasyon yapmaktayim. Gecen persembe “veda” yaptik hava kosullarina ragmen:( Azliii burdaki seruvenini bitirdi ve esas yurduna döndü.. eminim bir kac hafta sonra, Far Far Away’de hic yasamamis gibi hissedecek… neyse, bu konuyu kapatip guzel seylere donelim.
Cuma aksami da genclere bizde kalmayi teklif ettim, sevinc cigliklari esliginden kabul ettiler. Once ciddi muhabbetler ettik, sonra yemek yedik, sonra da gerek projektor bulma konusunda gerekse hoparlöru calistirma konusunda ustun gayret gostererek film izledik. “Kayip balik Nemo”yu 12 kez izledigim, ve yine de her seferinde nemo’yu arayan babanin gayretlerine hislendigim goz onune alirsa “Despicable me” (“Asagilik ben” diye cevirdim ben ama…) filmini cok cok coook begendigimi soylemek abarti olmaz! Ama yok artik buyudum, bir kere izlemek yetti! (Hmmm, ugraslarim sonucu anladim ki “cilgin hirsiz” diye yapmislar cevirisini.. olmamis diyorum, 10 uzerinden 2 veriyorum)
Neyse sonra minicik evimize 5 genci yatirdim, bu konuda kesinlikle annemin kiziyim! Sabun kokulu nevresimleri sermeye calisirken, “ aaa ne guzel kokuyor bunlar” ovguleriyle gecmise isinlandim…
Gecmis zaman, Istanbulda’yim, universite son siniftayim. Kampusun dibinde, disarinin butun sogunu iceri ceken pencerelere sahip bir evde ikamet etmekteyim. O kadar ki mutfak dolaplarimizin kapaklari kirik... O zamanlar her Cuma aksami kizlar bizde toplanirdik, muhabbet ederdik, ardindan yemek yerdik, sonra da film izlerdik (dizi). Gece yatma saati olunca da hepsine yatak yapmaya koyulurduk. Hepsine temiz nevresim sererdik ki o zamanlar ogrenci evinde “temiz nevresim” kavrami Hawaii’ye kar yagmasina denkti. Cunku yatan kalkan belli olmazdi ve takdir edersiniz ki “daha bir kere yatildi” diye kimse o nevresimin kirlendigini dusunmezdi. Ama ifrat ve tefrit’i hayatinin dinamigi haline getirmis “ben”, usenmez herbir kullanimdan sonra o nevresimleri yikardim. Yumusaticinin kokusu henuz uzerinden gitmeyen nevresimi sererken burna gelen koku da gariban ogrenci milletinde surura vesile olurdu.
Iste yine eski zamanlardaki gibiydi. Herkesin yatagini yapmistim, ve huzur icinde kendi odamda tek basima uykuya dalmistim. Ve sabah olunca, yine eski gunlerdeki gibi “Cumartesi kalhvaltisi” vakti gelmisti. Gerci bu gencler tembel cikmisti, dersleri pek agir olmadigindan olsa gerek 10dan once kalkan olmamisti. Ama zaten ben de onlar kalkmaya anca yetistirmistim. Patates kizartmadik bu sefer, kosedeki firindan simit de alamadik...Ama herkesin yuzunde bir gulumseme vardi, en cok da bende.
Gunes vuruyordu soframiza…
ve yine sirtim agriyordu!


