11 Nisan 2011 Pazartesi

Ic ses: BTSiş*, tatlim, her dusundugunu yazmak zorunda degilsin

Fark ettim de benim en cok bekledigim zaman dilimi Pazartesi sabahi. Yapacagim her turlu “baslangic” icin Pazartesi sabahini bekliyorum. Ve sonra her Pazartesi kendimi kandirdigimi fark ediyor, ama yine de sonraki pazartesiyi beklemekten kendimi alamiyorum. En sevdigim zaman da Cuma aksamlari 10dan sonra. Gecen Cuma aksami internet basinda zaman öldürürken ve bundan inanilmaz zevk alirken (evet zaman öldürürken zevkli ama öldürülen zamanin ölmüş oldugunu anlayinca aci oluyor), karsima “selvi boylum al yazmalim” filminden parcalar cikti. Hic izlemedigimi, izlediysem de kucuk yaslarima tekabul ettiginden oturu anlamadigimi ve dahi hatirlamadigimi dusunup izlemeye koyuldum. “Hepsini izlemem, zaten gec oldu saat, atlatirim” diye dusunuyordum ama her sey o kadar hizli ilerliyordu ki, atlatinca kaciriyordum (yine de atlatilmasi gereken yerleri vardi). Filmdeki “ic sesler” beni mest etmisti. Ben de icimden cok konustugum icin kendime yakin hissetmistim anlatis tarzini. Hem 1978 yapimi bir filmdi. Turkan Soray hic degismemis, Kadir Inanir ziyadesiyle yaslanmisti. Film boyunca Badem’in igrenc “Buna kim Inanir?” esprisine maruz kalmis olsam da, film bende tebessum etkisi olusturmustu. Neyse film bitmis, giciklik sirasi bana gecmisti. Inanir misin (Kadir), taaa Cuma gecesinden beri Badem’e saf bir ses tonuyla surekli “Sevgi neydi?” sorusunu yoneltiyorum bikip usanmadan. Soruyorum bi de cevap bekliyorum, aldigim cevabi begenmeyip tekrar tekrar cevap istiyorum. Velhasi kelam Badem sorunun cevabini “sevgi, susmakti”ya getiricek yakinda:)

*BTSiş, kendimle kurdugum yakinligin sonucu ortaya cikti. Bi “meltiş (meltem), Betuş (Betul)” sicakligi yakalayayim, kendi kendimin kankasi olayim, su an iyice kivama gelmis yanaklarimi kendim sıkayım istedim.

Son olarak hocama bir sarki gondermek istiyorum: “GUL DOKTUM YOLLARINA, GEL ARTIK TOPLANTIYA”. Dur dur, o sarki son olmasin, son olarak “kuresel isinma neydi?” sorusunu sorayim, ve “Kuresel isinma, 5 nisanda dahi kar gorup, 10 nisanda yazliklari giymeye baslamaktir” cevabiyla da bugunluk vatani gorevimi yerine getirmenin verdigi sahte huzurla ekranlara veda edeyim

8 Nisan 2011 Cuma

Benim de ekmek makinam var artik, beni de araniza alin

Simdi hala "Musaitseniz annemler size gelecek" haberleri gonderiliyor mu? Eskiden niye telefon edilmezmis de el altindaki cocuk gonderilirmis bilmiyorum. Gerci dur ya, oyle telefonlar da hatirliyorum. Ne naif di mi? Ne guzeldi cocuk halimizdeki aksam gezmeleri, aksamlari bize gelen misafirler, hele ki cocuklari varsa (ki hepsinin vardi). Muzun cok kiymetli oldugu zamanlardi.. Meyve kisminda cocuklara yarimsar muz verildigi gunleri hatirliyorum. Cocukken hicbir gun de muzu elimin tersiyle itecegimi dusunmezdim. O yillarda, babam pazardan herkese birer tane muz alirdi, kiymetinden yiyemezdik. Gerci abim hemen yerdi, kardesim de yarisini yer kalanini da kitlik zamaninda tuketmek uzere saklardi (abim bulup yemezse tabi). Bir seylerin "kiymetli" olmasi ne guzelmis. Ve dunya ne cabuk tersine donuyormus. Simdi de kiymetli olan annemin elleriyle yaptigi ve benim atayurttan getirdigim receller! Kucukken o recellerin yuzune bakmazdim oysa. "Anneee, benim canim tatli istiyor" mizmizlanmalarima annemin "ekmeye recel sur ye yavrum" onerisi cok sacma gelirdi.. (gerci hala cok sicak bakmiyorum bu teklife)
---------------------------------------------------------------------------
Insanlar beni kendimden gecercesine calisiyorum, didiniyorum ve yoruluyorum saniyorlar. evet yoruluyorum ama gucsuzlugumden, calistigimdan degil. Annem (Badem'in annesi olan annem) "Yavrum, bu kadar hirpalama kendini" diyor, hatta ruyasina gormus beni, ve ruyasinda da ayni telkinleri vurguluyormus, "biraz da cocuklarina, ailene zaman ayir" diyormus. "insAllah" dedim, ne diyim. Uyuzlugumdan kaynakli yorgun bir tipim var evet, bi de tabi kamburluk! Inanir misin bazen yemek yerken tabagin icine dusmekten, bilgisayar basindayken tuslara burnumla basmaktan korkuyorum. (Sacma korkularim oldugundan daha once de bahsetmistim.) Oysa ben internette vakit oldurmekten baska bir aktivitede bulunmuyorum aslinda.. Ha bi de plan yapiyorum surekli. Zaten okulda ders disi programlar yapiyoruz, surekli kafam orda. Velhasili kelam, blogumu okuyan sevgili dostlar ve aile efradi bir is yapmadigimi biliyorlar ama blogumu okumayan sevgili dostlar ve aile efradi bunu bilmiyorlar, ne aci.
---------------------------------------------------------------------------
Ifrat ve tefritte yasamayi gaye edinmis karakterimden oturu bugunlerde saglik mufettisi olarak gorev yapmakta, supheci kisiligimi simdiye kadar gonul rahatligiyla yedigim her nesneye karsi gostermekte ve "Aaaa bunun icinde koruyucu madde var", "oooo nooo onun icinde de mi MSG var","hmmmm, bunun icindekiler kismi 5 adeti geciyor demek ki bu yemek degil","uffff bu sutler hormon basilmis ineklerden elde edilmis", "kimbilir bu tavuklara ne yedirdiler, cik cik cik" diyerek mertebe katetmeye calismaktayim. Hatta saglikli olsun diye ekmek yapma makinasi aldik! (Tamam ya, ekmek yapma makinasini burda ekmekler cok pahali, kendi ekmegimizi yapalim da ucuza gelsin diye aldik. Yalniz ben bu hizda kotu ekmek yapmaya devam edersem un-su-elektrik parasi yillik ekmek parasini mumla aratacak gibi!). Bu arada, kahveye cok para veriyoruz buna bi cozum bulmali projemizin sonucunda aldigimiz kahve makinamizi da okula getirdim. Cooooook ozleyecegim canlarimin hediye ettigi cok ozel kahve cekirdekleriyle okulda sicak kahve keyfi yasiyorum, ne mutlu.

Lafima doyum olmaz ama sen kalk artik, islerin vardir, colugun cocugun, yapilacak yemegin, belki gorulecek dostlarin vardir. Yine beklerim, ama gelmeden haber ver de ocaga cay suyu koyayim, bir kek cirpayim...

NOT: Resim, 3 tanesi beni terk edecek olan, bir tanesi de benim tarafimda terk edilecek olan canlarim ve ben arasinda. (Bilmeden bana dogum gunu hediyesi almislar, hala bilmiyorlar:) ) Sizi ne cok sevdigimi, ayrilsak da beraber olacagimizi soylememe luzum yok di mi?

31 Mart 2011 Perşembe

Annemin ceyiz tabagiydi, hirsima kurban gitti

Hic yazasim yok aslinda ama cok gulesim var, boyle bi nese bi nese ki sorma gitsin. Surekli coskulu secim sarkilari soyleyip insanlara el sallayasim geliyor. Ya da bir kamyonetin kasasina atlayip "anlamaaam dinlemem, costum iste boyle ben" sarkisinin klibini cekesim geliyor (bknz. cocukluga inmek, ya da hic cikamamis olmak).

Cocuklugum deyince yine bir an'im belirdi. Ortaokula gidiyorum, ergenim yani. Abim de ortaokula gidiyor, o da ergen yani. Abimin giciklik katsayisinin benim de asilik (!) katsayimin en tavan yaptigi yillar. Volkan apartmanindayiz. Abim TV izliyor, onundeki mermer sehpada da (ki ustunde misafire ikram edilmek uzere paket paket sigara dururdu!! Annemle babam "misafire bi sekermis cikolataymis gibiymiscesine sigara ikram etmek" adetini uyguladiklari icin hala kendilerine sasirirlar. Aslinda sigara konusunda da anlatilacak coook sey var ama ustun sir tutma kabiliyetim dogrultusunda bu konuya hic girmeyecegim, simdilik:) ) Neyse, iste mermer sehpanin ustunde de duralex marka sarimtrak bos bir tabak duruyor. Aramizda gecen konusmayi hatirlamiyorum ama abim yine giciklik yapiyor, sinir ediyor beni, ve her zamanki gibi o haksiz ben hakliyim. Ben odanin obur ucundayim, terligi elime aliyorum, abime bi firlatiyorum. Terlik tabaga carpiyor, tabak tuz buz oluyor ve her tarafa dagiliyor. Bomba patlamis gibi oluyor! Oyle korkuyorum ki!! Oysa ki tek amacim abimden hincimi almakti. Hatta yuzune gozune gelmesin diye de bacagini hedef almistim! Annem korkuyla olay yerine intikal ediyor. Abim donup kalmis. Allah'tan parcalar kimseye zarar vermiyor. Oyle boyle degil cok korkuyorum. Simdi bile aklima geldikce "hadi ya abimin gozune gelseydi?" diye kendime kiziyorum. Verilmis sadakamiz varmis. En zor ceza vicdan azabi sanirim! Nesem kacti bak.

(internetten anca bu resmi bulabildim. Anneminkiler daha guzeldi. Annem benim... aaa soylemis miydim annecigimle babacigim Temmuz basinda Far Far Away'e geliyorlar insAllah:)) Bu da demek oluyor ki, Haziran boyunca temizlik yapmam gerek, anca temizlerim evi!)

25 Mart 2011 Cuma

Bahari Gordum!!

Dun sabah sevgideger hocamla akademik gorevimizi yapmak uzere Washington DC yollarina duserken hic de mutlu degildim. Bir kere, dort saat gidis dort saat de gelis sekiz saat hocamla arabada basbasa olacaktim ve ne konusacaktim? Bunu dusunmek bile beni mutsuz ediyordu cunku zaten yeni alinan playstation'ini elinin tersiyle iten zengin cocuk kadar simariktim. Zaten sabah 7'de uyanmis ve gece boyu da hadi ya sabah kalkamazsam korkusuyla zirt pirt uyanip durmustum, uykusuzdum. Ben o saatte kahvalti yapamazdim, somurtkandim. Neyse iste, sabahim boyle basladi. Zaten toplantiya yetistirmem gerekenleri yetistirememistim canim hic ama hiiiic gitmek istemiyordu, falan filan.

Acikcasi, on yargilarimi kendi gozlerimle gordum. Gayet eglenceli bir dort saatin ardindan (bknz. bayan hocayla calismanin faydasi) Washington DC'ye ulasmistik. DC'ye yarim saat falan kala cevremde bir degisiklik hissediyordum, o da ne, oraya BAHAR GELMISTI!!! Agaclar cicek acmisti, gun gunesliydi. Hayretler icerisinde kaldim cunku Far Far Away'le arasinda sadece 4 saat vardi ve ben henuz FFA'de bir tane cicek dahi gorememistim! Hocama "buraya bahar gelmis" dememle, "gel seni kiraz agaclarinin cicek actigi yere gotureyim" dedi. (Gunesin dogdugu yer havasinda bir cumle oldu turkceye cevirince ama "Cherry Blossom" yani). Toplanti yapacagimiz kisileri arayip " BTS, hic bu mevsimde DC'ye gelmemis, onu gezdiricem, ogle yemegine bizi beklemeyin" dedi. Sonra bana her yeri gezdirdi, tabi bu arada tarih dersi de verdi! Ama ben resim cekemedim, cool davrandim(!). Benim yerime cekmisler (2yen.wordpress.com)onu koydum buraya. Nehir boyu oyle guzeldi ki agaclar! Artik bayramlik alinmis fakir cocuk kadar mutluydum! Sonra toplantiya gectik, konferans otelinde yiyelim ogle yemegini dedik, yemek olarak tam 6 yaprak marul geldi kocaman bir tabagin icinde! uzerine de peynir koymuslar!! Artik poster sunumumuz olurken yuzumde sahte bir gulumseme acliktan oleyaziyordum. Ve yine fotografcinin icindeki bir his kendisini benim yanimda benim fotografimi cekerken buldurmustu! Aksama da yola koyulduk, su an hala her yerim agriyor, okula da gitmedim bugun!
------------------------------------------------------------------
Ve beklenen e-mail geldi. Simdi ben bu donem hic ama hicbir seminere katilmadim okuldaki. Cunku, cuma sabah 9'a almislardi semineri. Ne zaman uyari maili gelecek diye kucuk heyecanlar yasiyordum, biraz once uyarildim! bugunku seminere sanirim pek kimse katilmadigindan yoklugum anlasildi, ogrenci koordinatoru olan hoca da acmis agzini yummus gozunu! "seminer dersinden hepinizi birakirim" tehditleri savurmus, ama e-maili butun ogrencilere attigi icin yine de ustume alinmadim. Yani simdi sorarim: cuma sabahi 9da okulda olmak hangi doktora ogrencisine yakisir?? neyse, zaten bir ay falan kaldi okulun kapanmasina, gideyim bundan sonraki seminerlere. ayy simdi icime kurt dustu, birakir mi hakkaten? O hocayla da aramiz cok iyi ama suistimal de nereye kadar...

23 Mart 2011 Çarşamba

o eski halimden eser yok simdi

Gecenlerde bir arkadasimi devlet namina buyuk isler yaparken gazetede gorunce yaslandigimi fark ettim. O gazetelerde gormeye alistigim kocaman adamlar benim sinif arkadasim olabiliyordu, garip.. ne ara bu kadar zaman gecti hic anlamadim.. kapsonlu sweat-shirtler giyip ayagimda spor ayakkabisiyla dolassam da “sevimli” dahi olamayacak kadar yasliyim! Bir gun otobuste 70ine dayadigi merdivenini dahi gecmis bir teyze gordum. Sabahin nurunda cheetos yiyip kola iciyordu. O yasta ne saglikli bir mideye sahip oldugunu saskinla izledikten sonra uzerindeki cingene pembesi t-shirtunu ve altindaki kot pantolonunu fark edince icten ice acimistim o teyzeye. “Kabullenemiyor herhalde yaslandigini” diye icim ezilmisti. Bugun fark ettim ki, Allah omur verir de o kadar yasarsam benim de halim onun benzeri olacak sanirim! Kinamayi gectim, icimden “aaa” diye gecirdigim her seyin basima gelmesi bende korkuyla karisik bir merak duygusu var ediyor..

Yaklasik 10 gundur beynimi catlatircasina ders calisiyorum, yarin baska bir sehirde onemli bi toplantimiz ve poster sunumumuz var da, onun icin. Boyle yogun calismak hic bana gore degil. Sabahtan beri labda uflaya puflaya herkesi sisirdim resmen! Ote yandan, Badem is buldugu icin hayatimda cok buyuk degisiklikler oluyor. Benim gibi statukosunu korumayi fazlaca seven biri icin ne zor oldugunu tahmin edersiniz diye dusunuyorum. Ki, ben bir kazak alirken dahi saatlerce dusunebilen ve karar veremeyen biriyim. Neyse, su toplantiya gideyim geleyim, mustakbel yeni hayatim hakkinda derin yorumlarimi sizlerle paylasirim insAllah.

Yolculuk psikolojisine girdigimden midir nedir hic hazzetmedigim arabesk dinleyesim var, ya da “bu cilgin kalabalikta seni tam duyamiyorum” diye siir okuyasim.. siir deyince aklima gecmis zaman geldi, sonra da 6 yasindaki ben dustu aklima (beynim nasil calisiyor hayretler icirisindeyim!). neyse, ben 6 yasindayim ve ilkokul 1’e gidiyorum. O yasta olmama ragmen hirs gozumu burumus (niye kimse uyarmiyordu beniiii o zaman??? Haa niye?) subat tatiline girecegimiz gun karneler dagitiliyor. Ogretmen beni yanina cagiriyor, ilk defa karne alacak olmanin heyecaniyla ogretmen masasina gidiyorum, karnemi aliyorum hepsi pekiyi, cok mutlu oluyorum. Sonra bi kac arkadasimin daha karnesini goruyorum, onlarinki de hep pekiyi. Ogretmenin yanina gidiyorum, “benim karnemin de hepsi pekiyi, onlarinkinin de, ama ben onlardan daha basariliyim” diyorum !!!!!!!! ogretmen gulumsuyor, ve benim pekiyilerimin yanina yildiz koyuyor! Tatmin oluyorum!! Evet ilkokul 1 karnemde yildizlar var benim!! Allah izin verir de bir gun cocugum olursa benzemesini istedigim en son kisi benim sanirim..

Neyse, eve gideyim de hazirlanayim. Ne giycem yaaa, ufffffff!