Tam ben resmeylemek uzere temiz bir masa ariyordum ki bana mahsun mahsun bakan cengizi gordum, biraz da kaselere bak dedim, ve cekiyoruuum ceeektim!
6 Haziran 2011 Pazartesi
Cicekli Bocekli kaselerim ve Cengiz
Tam ben resmeylemek uzere temiz bir masa ariyordum ki bana mahsun mahsun bakan cengizi gordum, biraz da kaselere bak dedim, ve cekiyoruuum ceeektim!
kategorini acikliyoruuum:
BTS Far Far Away'den bildiriyor
2 Haziran 2011 Perşembe
Bir baskadir benim memleketim
Böğüre böğüre aglayasim var, hatta kusasim. cok sıkıldım. Nankorum biliyorum ama yasamak istediklerim bunlar degil.Annemi babami ozledim, tum ailemi.. Atayurttaki evimizi ozledim. Bir yaz ogleden sonrasinda disarda oynayan cocuklarin sesi gelirken yesilcam izlemeyi ozledim. Aksaminda tum aile balkonda cay icmeyi, ya da kamelyaya inen babamin kahkahalari kulagimda ardarda iki bolum birden yayinlanan Yilan Hikayesi'ni izlemeyi ozledim. ogleden sonra serinlik inince annemle carsiya cikmayi, uflaya puflaya piknige gitmeyi ozledim. Kirsehir kebabi yapan babamin tenekeyi acmadan onceki coskusunu ozledim. cep telefonundan isik hiziyla mesaj atabildigim gunleri ozledim. ya da ne bileyim, bir komsumuzun elinde caydanlik "hadi kek de yaptim kamelyaya inin" demesini, duduklude haslanan misiri ozledim. Star'da tekrari yayinlanan Kaygisizlar'i, babamin "sizin gibi akilli cocuklar sunun nesine guluyor anlamiyorum" demesini, tam bu esnada elinde kocaman bir meyve tabagiyla (legen demek daha uygun) iceri giren annemi ozledim..
cok ozledim, cok..
Sonradan eklenen not: Sanirim gecen gun izledigim Calgi Cengi'den sonra ozlemim depresti. Film fazlaca kufurlu olmakla beraber (ama esprileri kufur uzerine pek degil), ozellikle Murat Cemcir'in tam bizim koydekiler gibi konusmasindan mutevellit acaip bir sempati icindeyim. ilk defa beyaz perdede "ellaam" diyeni duydum, o kadar diyeyim.
31 Mayıs 2011 Salı
kendim yaptim diye soylemiyorum ama hakkaten sahane olmus!
Yazin gelmesiyle (iki gun once buraya yaz geldi, ama carsiya kiraz gelmedi, alamadim bes okka kiraz... evet bu igrenc cagrisim icin kinadim simdi beynimi, ceza olarak, bu yazi boyunca kendilerini kullanmayacagim) yaz yemekleri vitrinlerde/yani ekranlarda yerlerini almaya basladi. "e benim neyim eksik AYOL" soruma yalniz olmamdon oturu yine kendim "eksigin yok fazlan var BTS hanimcim (!) hatta sen bi de ustune yaz diyeti ver okurlarina, yaza formda girsinler (!)" seklinde cevap verdim. evet yalniz kalmamaliyim. Olur da kazara yalniz kalirsam kendi kendime konusmamaliyim.
Sicaktan ambale olmus beyinlerimizi daha fazla bunaltmadan, lezzetli ama bir o kadar da kolay tarifimize gecelim. Malzemelerden once tarifin adini versem daha iyi olacak: BUZ-BARDAK
Malzemeler:
Buz
cikolatali dondurma
sut
pudra sekeri
bir tutam kahve (hazir kahve-nescafe falan var ya oyle iste)
tum malzemeleri (olculer size kalmis tabi ki) blendera atiyoruz, buzlar ezilinceye kadar blenderda karistiriyoruz, icine pipet koyup huuuuup diye iciyoruz, mutlu oluyoruz, ben bu tadi nerden hatirliyorum yaaa diye merak ediyoruz ve sonunda "starbuckstaki java chip frappuccino'ya benziyor tadiiiiiiiiii" diye aydinlanma yasiyoruz FALAN FILAN.
kategorini acikliyoruuum:
BTS mutfak gururla sunar
26 Mayıs 2011 Perşembe
akilsiz basin cezasini akilsiz BTS cekiyor, ceksin zaten hak ediyor
Dersim iptal olunca birden bir bosluga dustum, internette cilginca sorf yapayim, o site senin bu site benim huzursuzca ve suursuzca vakit oldureyim, sonrasinda kendimi pismanliklara salayim dedim ama canim istemedi. oysa doluluktan ölüyor olsam tiklamadik site birakmazdim, boyle de tutarsizsizliklar sergiliyorum iste.
ben ders aliyorum, soylemistim di mi? hem de iki tane. neden? cunku dikkatsizim! ben safı iki yil once tum derslerim bitti rahata erdim saniyordum. hatta iki yil once girdigim sozde son finalime "ha gayret, bitiyor" nasihatlariyle calismistim. Badem fark etti ki benim hala 6 kredim eksikmis!! e biz de agustos sonunda far far away'e el sallayacagiz, tutustum tabi ben. onume gelen iki dersi aldim, ama dusman basina!
aslinda biri zor olmakla beraber zevkli, acil durumlarda kullanilacak cadir
tasarliyoruz. ama bildigin bez cadirlardan degil, prefabrik havasinda, aletsiz kurulabilcek, depreme, tsunamiye, ve akla gelebilecek bilumum felaketlere dayanikli olandan. ciddi zamanimi almakla beraber ise yaradigimi dusunmemden mutevellit mutluyum. tabi grup arkadaslarimdan birinin yahudi olmasi ve dahi 3-5 yil israilde orduda calismis olmasi ve ustune surekli ama surekli "israilde şöyle, israilde boyle, biz israilde" diye beynimi yemesi "baslicam simdi israiline" diye her an uzerine atlayacak gibi durmama vesile olsa da, felaketzedelere faydam dokunabilcek olmasi guzel.
obur dersim (bugun iptal olmasiyla beni sevince gark eden) ise benden cok Badem'i yaraliyor, cunku her ders sonrasi "ic bosaltma" seanslarimi Badem dinlemek zorunda kaliyor. ilk derste sevgili hoca beni direk yok saydi, o yok saydikca ben ukalalastim. zaten ders part-time'cilarin aldigi bi ders, hepsi isten cikip geliyorlar, sacma sapan konular uzerinde gereksiz uzun zaman harciyorlar, cok bi sey yaptiklarini saniyorlar, "biz harikayiz, wuuu" havlarinda geziyorlar. bir yorumlariyla birak sirket kurtarmayi dunyayi kurtardiklarini saniyorlar. hicbir sekilde kanitlanmamis (hatta kanitlanmaya calisilmamis) hipotezleri teori gibi algiliyorlar, ayaga kalktiklarinda ellerini ceplerine sokuyorlar, hepsinin yuzunde kendinden emin bir gulumseme (benim yuzumde de alayci bir gulumseme) falan filan. simdi ilk derste kendimizi tanitip (?) bu dersten ne bekledigimizi soyluyoruz. hoca da part-time (endustride calisiyor yani), "sadece ben anlatmicam, siz de deneyimlerini paylasacaksiniz, cok zevkli olacak dersimiz" diye asiri enerjiklik sergiliyor. dersin sonuna dogru bana sira geldi, tabi bu arada hoca beni yok sayiyor hatta baskasina gulumseyerek bakarken ben bi sey soyleyince direk suratini asiyor, beni biledikce biliyor, neyse iste bu ahval icerisinde ben ayaga kalktigimda kinden ölüyordum, nefretle baktim hocaya ve dersten beklentilerim adina dedim ki "acikcasi kimsenin deneyimlerini merak etmiyorum, ben bu derse bu konudaki teorileri ogrenmeye ve boylece doktora tezimde bulduklarima destek saglamaya geldim". hoca bozuldu tabi "tabii onlari da ogrenicez" falan dedi ama ben kin dolu bakislarimi hic degistirmedim. sonucta ben musteriydim, o satici, bunu sonuna kadar kullanacaktim, emindim. Sonraki derslerde gittim en one oturdum, memnuniyetsiz tavrimi sergiledim, "bunu mu ogrenmeye geldim ben?" bakislarimi her an hocanin ensesinde hissettirdim. biri bir yorum yapinca ve kendini bi sey saninca "hey dostum, ben bu yorum icin agzimi acmaya bile tenezzul etmem" bakisimla fazla konusanlarin antipatisini kazandim, ve sonuc mukemmel! grup arkadaslarimdan hicbirisi destursuz konusamiyor, hoca tum ders boyunca gozlerimin icine bakiyor, hatta gecen gun dersten cikarken kadin elimi sıktı! oysa ben seker gibi bi insanim biliyor musun? kolay gecinirim, uzlasmaciyim. ama bazilarina karsi dis bilemek gerekiyor sanirim, gerci abarttim ben de. gecen gene grup olmustuk, Jay adli fazla enerjik biri grup calismamizi bitirince "ooo harikayiz, en iyi biziz" dedi, bana da cok sacma geldi, alti ustu kıytırık bir discussion dedim icimden, kendimi tutuyordum sonra tutamadim patlayarak guldum, ayip oldu tabi, toparlayayim diye "you are so nice" dedim, sacma oldu ama napiyim baska turlu toparlayamayacaktim. iste boyle de anilar yasiyorum derste. (bir hafta sonra gelen edit: dun yine Jay'le ayni gruptaydik. yine "en iyi biziz" dedi, sonra kafasini bi cevirdi ben ona bakmaktayim bön bön", "I am sorry" dedi, uzuldum ben de, "ben cok mutluyum seninle ayni grupta olmaktan" dedim, icim yandi.)
bi de bugun tanimadigim biri yolda beni durdurdu, "sizin lideriniz Bin Ladin mi?" diye sordu, "mal misin?" diyemedim, cunku oyle kelimeler kullanmazdim, bi de 18 yasindan kucuklere kotu ornek olmak istemiyordum, ama icimde kaldi, belirteyim.
ben ders aliyorum, soylemistim di mi? hem de iki tane. neden? cunku dikkatsizim! ben safı iki yil once tum derslerim bitti rahata erdim saniyordum. hatta iki yil once girdigim sozde son finalime "ha gayret, bitiyor" nasihatlariyle calismistim. Badem fark etti ki benim hala 6 kredim eksikmis!! e biz de agustos sonunda far far away'e el sallayacagiz, tutustum tabi ben. onume gelen iki dersi aldim, ama dusman basina!
aslinda biri zor olmakla beraber zevkli, acil durumlarda kullanilacak cadir
tasarliyoruz. ama bildigin bez cadirlardan degil, prefabrik havasinda, aletsiz kurulabilcek, depreme, tsunamiye, ve akla gelebilecek bilumum felaketlere dayanikli olandan. ciddi zamanimi almakla beraber ise yaradigimi dusunmemden mutevellit mutluyum. tabi grup arkadaslarimdan birinin yahudi olmasi ve dahi 3-5 yil israilde orduda calismis olmasi ve ustune surekli ama surekli "israilde şöyle, israilde boyle, biz israilde" diye beynimi yemesi "baslicam simdi israiline" diye her an uzerine atlayacak gibi durmama vesile olsa da, felaketzedelere faydam dokunabilcek olmasi guzel.obur dersim (bugun iptal olmasiyla beni sevince gark eden) ise benden cok Badem'i yaraliyor, cunku her ders sonrasi "ic bosaltma" seanslarimi Badem dinlemek zorunda kaliyor. ilk derste sevgili hoca beni direk yok saydi, o yok saydikca ben ukalalastim. zaten ders part-time'cilarin aldigi bi ders, hepsi isten cikip geliyorlar, sacma sapan konular uzerinde gereksiz uzun zaman harciyorlar, cok bi sey yaptiklarini saniyorlar, "biz harikayiz, wuuu" havlarinda geziyorlar. bir yorumlariyla birak sirket kurtarmayi dunyayi kurtardiklarini saniyorlar. hicbir sekilde kanitlanmamis (hatta kanitlanmaya calisilmamis) hipotezleri teori gibi algiliyorlar, ayaga kalktiklarinda ellerini ceplerine sokuyorlar, hepsinin yuzunde kendinden emin bir gulumseme (benim yuzumde de alayci bir gulumseme) falan filan. simdi ilk derste kendimizi tanitip (?) bu dersten ne bekledigimizi soyluyoruz. hoca da part-time (endustride calisiyor yani), "sadece ben anlatmicam, siz de deneyimlerini paylasacaksiniz, cok zevkli olacak dersimiz" diye asiri enerjiklik sergiliyor. dersin sonuna dogru bana sira geldi, tabi bu arada hoca beni yok sayiyor hatta baskasina gulumseyerek bakarken ben bi sey soyleyince direk suratini asiyor, beni biledikce biliyor, neyse iste bu ahval icerisinde ben ayaga kalktigimda kinden ölüyordum, nefretle baktim hocaya ve dersten beklentilerim adina dedim ki "acikcasi kimsenin deneyimlerini merak etmiyorum, ben bu derse bu konudaki teorileri ogrenmeye ve boylece doktora tezimde bulduklarima destek saglamaya geldim". hoca bozuldu tabi "tabii onlari da ogrenicez" falan dedi ama ben kin dolu bakislarimi hic degistirmedim. sonucta ben musteriydim, o satici, bunu sonuna kadar kullanacaktim, emindim. Sonraki derslerde gittim en one oturdum, memnuniyetsiz tavrimi sergiledim, "bunu mu ogrenmeye geldim ben?" bakislarimi her an hocanin ensesinde hissettirdim. biri bir yorum yapinca ve kendini bi sey saninca "hey dostum, ben bu yorum icin agzimi acmaya bile tenezzul etmem" bakisimla fazla konusanlarin antipatisini kazandim, ve sonuc mukemmel! grup arkadaslarimdan hicbirisi destursuz konusamiyor, hoca tum ders boyunca gozlerimin icine bakiyor, hatta gecen gun dersten cikarken kadin elimi sıktı! oysa ben seker gibi bi insanim biliyor musun? kolay gecinirim, uzlasmaciyim. ama bazilarina karsi dis bilemek gerekiyor sanirim, gerci abarttim ben de. gecen gene grup olmustuk, Jay adli fazla enerjik biri grup calismamizi bitirince "ooo harikayiz, en iyi biziz" dedi, bana da cok sacma geldi, alti ustu kıytırık bir discussion dedim icimden, kendimi tutuyordum sonra tutamadim patlayarak guldum, ayip oldu tabi, toparlayayim diye "you are so nice" dedim, sacma oldu ama napiyim baska turlu toparlayamayacaktim. iste boyle de anilar yasiyorum derste. (bir hafta sonra gelen edit: dun yine Jay'le ayni gruptaydik. yine "en iyi biziz" dedi, sonra kafasini bi cevirdi ben ona bakmaktayim bön bön", "I am sorry" dedi, uzuldum ben de, "ben cok mutluyum seninle ayni grupta olmaktan" dedim, icim yandi.)
bi de bugun tanimadigim biri yolda beni durdurdu, "sizin lideriniz Bin Ladin mi?" diye sordu, "mal misin?" diyemedim, cunku oyle kelimeler kullanmazdim, bi de 18 yasindan kucuklere kotu ornek olmak istemiyordum, ama icimde kaldi, belirteyim.
kategorini acikliyoruuum:
BTS Far Far Away'den bildiriyor
25 Mayıs 2011 Çarşamba
BTS sanat gururla sunar
Sanatin ve sanatcinin dostu olamadigimi anladigim gun benim icin milad oldu. Tamam, asiri iyi/yardimsever/kimseye hayir diyemeyen kisiligimden oturu sanatciya destek olabilirdim ama "duz" kisiligim sanata yaklasmama engel oluyordu. oysa ben de sanatin ve sanatcinin dostu olup onume gelen sergiye sponsor olmak isterdim, hatta sporun ve sporcunun dostu olarak sponsorlugumu genisletmek, daha buyuk kitlelere ulasmak isterdim. belki ben bir adim atsam gerisi gelirdi, bu dusuncelerle antika degerine sahip olan telefonumun kamerasina sarildim ve umarsizca sanatsal fotolar cekmeye calistim. Amerika'nin degil de Turkiye'nin dogusunda yasasaydim insanlarin bamtellerine dokunabilir, daha da sanatsallasabilirdim, fakat cevremde ne bir koy cocugu vardi elinde sopasiyla bir kuzuya sarilan, ne de yesil gozleri esmer teninde daha da belirginlesen eli yuzu toz-toprak olmus baska bir cocuk. evet belki de sanatci ruhumun inkisaf edememesinin sebebi neset ettigim burjuva ortamiydi. kabul etmeliydim ki nerdeyse gordugum tek yer laboratuvardi, pencerem bile yoktu. altin kafese konulan bulbul gibiydim, sıkışmıstım, kacamiyordum. hatta kafesim altin bile degildi. varlik icinde herkesin usta olabilcegi onemli olanin yoklukta basarmak oldugu telkini beynimde yanip sondu, ve iste yandaki resim beynimin yandigi dakilarda cekilmis yokluklar icinde ortaya cikan biricik sanat eserim: kısılmak. kendi ruh halimi anlatmasi acisindan degeri dolarlarla olculemeyecek kadar cok, ama yine de uygun bir fiyata anlasabilecegimizi dusunuyorum."onemli olan maddenin kendisinden cok bizim maddeye yukledigimiz anlamlar" temali calismamin urunu olan "kibir" de asagida arz-i endam etmekte.
diger eserlerim de sirasiyla mutluluk, parcalanmak, beklemek, asili kalmak ve caresizlik. ama tum komuoyuna bildirmek isterim ki (ilk soylesimde bu fikirlerimi sizlerle paylasacagim ins), ben yine de sanatimla degil ozel hayatimla gundeme gelmek isterim. evet simdi resimlere uzuuuuun uzun bakiniz, benim yukleyemedigim anlamlari siz yukleyiniz, kendinizden bir seyler bulunuz, aydinlanmalar yasayiniz."mutluluk"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



