9 Haziran 2011 Perşembe

höykürdüm cevap alamadim #endiseliyim

"normalde benim kucuk dunyamin sanal alemdeki gunluk ziyaretci sayisi 30 ila 40 arasinda gidip gelmekteyken, bugun sabah 100e yaklasan rakami gorunce, "öldüm mu acaba?" diye ciddi bir sarsinti yasadim, yapmayin..." (Tarih 8 Haziran)

"durduramiyoruz efendim, dunyanin her bir tarafindan geliyorlar, ama noldu da birden patlama yasadim, anlatin bi bana! #endiseliyim" (Tarih 9 Haziran sabah)

"Ya noolur ya, bir Allah'in kulu da bu son iki gunde blogumdaki patlamayi aciklasin bana! aksama kadar 200 kisi oluyor resmen! Tuzak mi oyun mu, nedir durum? "kac kisi oldugumuzu gosterelim" eylemlerinin bir dali da benim mekan mi? #tedirginim diye yirtiyorum kendimi ses yok, killandim valla! Yani su yasima kadar bir kere de "kim hangi sehirden gelmis, IP adresi neymis, sonra nerelere gitmis, kac dakika benimle hasbihal etmis" arastirmamistim, bana bunu da yaptiracaksiniz sonunda! Dusunun 6+1 dakikada asiri lezzetli brokoli yapiyorum kendime ama huzur icinde yiyemiyorum tedirginlikten! "what the hell is going on here!!" diyor cevap alamiyorum (kendi kendimeyken ingilizce konusurum bazen) Ben "az olsun ama samimi olsun" prensibini benimsemeye calisirken, dengelerimi alt ust ettiniz! Omuzlarima yuk bindi."

Neyse, ssst baqale, 10 dakkaya evdeyim, ocaga bi makarna suyu koysana, yerik (bu cumleyi kurmamda ic Anadolunun cok sirin bir sehrinde buyumus olmamin etkisi azimsanamayacak kadar cok) Bi de "Brokoli" deyince senin de aklina "Brucella bakterisi" geliyor mu? Bu cagrisimi tek benim beynim yapsin istemiyorum, grup olalim istiyorum, birbirimizi tanidikca aslinda ne cok benzedigimizin farkina varalim FALAN.
(Tarih 9 haziran 4 sulari)

6 Haziran 2011 Pazartesi

Cicekli Bocekli kaselerim ve Cengiz

Mercimek corbasi tarifi verdigim o gun her sey aslinda ne de siradan baslamisti. Yine her gunku gibi kare kaselerim yoktu, hem aslinda burdan sunu da itiraf etmeliydim ki ben corbayi kasede icmezdim, yani belki bulasiklari baskasi yikasa icerdim de, bulasik cikarmaya hic gerek gormez direk yemek tabaginda hupletirdim. Ama iste kader yuzume gulmus elit olma vaktim gelmisti, #yazikbana cigliklarim twitter'da trend olamamisti ama arabayla 4 dakika yuruyerek 23 dakika mesafede oturan bir hayir sever yaralarimi sarmak uzere planlar yapmaya baslamisti bile! Once saka sandigim yardim teklifi bugun gercege donustu, hayaller gercek oldu! Canim Lama'm, Peru'nun kurtulusunu anlamli bir slayt gosterisiyle kutlayacagimiz bu ozel haftada bana bunlari ve mutluluk hediye etti. Bana gelen her hediyeyi burda ifsa etmiyorum ama hediyedeki not bir blogcunun sadece sanal alemde degil gercek hayatta da kendi adi (ve arkadasinin gercek adi) yerine blogda kullandigi avatar/nickname/mahlas'ini kullanisini gosterdigi icin paylasma istegimi celbetti. Karti fark edince "Allah canini almasin giz" dedim icimden (boyle bir cumle kurmamda youtube'tan kesit kesit evlendirme programi izlememin etkisi kucumsenemeyecek kadar buyuk). Isbu yazi blog dunyasinin duayeninin kendisini bu ise ne kadar cok verdiginin ve ne kadar ozumsediginin ve iste basarisinin sirrinin da bu kendini vakfetmesinde gizli oldugunun kaniti olarak genclere ornek teskil etmesi amaciyla kaleme alinmistir.

Tam ben resmeylemek uzere temiz bir masa ariyordum ki bana mahsun mahsun bakan cengizi gordum, biraz da kaselere bak dedim, ve cekiyoruuum ceeektim!

2 Haziran 2011 Perşembe

Bir baskadir benim memleketim

Böğüre böğüre aglayasim var, hatta kusasim. cok sıkıldım. Nankorum biliyorum ama yasamak istediklerim bunlar degil.
Annemi babami ozledim, tum ailemi.. Atayurttaki evimizi ozledim. Bir yaz ogleden sonrasinda disarda oynayan cocuklarin sesi gelirken yesilcam izlemeyi ozledim. Aksaminda tum aile balkonda cay icmeyi, ya da kamelyaya inen babamin kahkahalari kulagimda ardarda iki bolum birden yayinlanan Yilan Hikayesi'ni izlemeyi ozledim. ogleden sonra serinlik inince annemle carsiya cikmayi, uflaya puflaya piknige gitmeyi ozledim. Kirsehir kebabi yapan babamin tenekeyi acmadan onceki coskusunu ozledim. cep telefonundan isik hiziyla mesaj atabildigim gunleri ozledim. ya da ne bileyim, bir komsumuzun elinde caydanlik "hadi kek de yaptim kamelyaya inin" demesini, duduklude haslanan misiri ozledim. Star'da tekrari yayinlanan Kaygisizlar'i, babamin "sizin gibi akilli cocuklar sunun nesine guluyor anlamiyorum" demesini, tam bu esnada elinde kocaman bir meyve tabagiyla (legen demek daha uygun) iceri giren annemi ozledim..
cok ozledim, cok..

Sonradan eklenen not: Sanirim gecen gun izledigim Calgi Cengi'den sonra ozlemim depresti. Film fazlaca kufurlu olmakla beraber (ama esprileri kufur uzerine pek degil), ozellikle Murat Cemcir'in tam bizim koydekiler gibi konusmasindan mutevellit acaip bir sempati icindeyim. ilk defa beyaz perdede "ellaam" diyeni duydum, o kadar diyeyim.

31 Mayıs 2011 Salı

kendim yaptim diye soylemiyorum ama hakkaten sahane olmus!

öhöm öhöm, "BTS Mutfak gururla sunar" diye baslik atacaktim ama kendimi tekrarlamayayim dedim, zaten her gunum bir digerinin aynisi (cok sukur gerci, yuregim heyecan kaldirmiyor, varsin aynisi olsun) bari her basligim birbirinin aynisi olmasin FALAN FILAN dedim, oyle yine kendi kendime gereksiz seyler uzerinde dusundum durdum.

Yazin gelmesiyle (iki gun once buraya yaz geldi, ama carsiya kiraz gelmedi, alamadim bes okka kiraz... evet bu igrenc cagrisim icin kinadim simdi beynimi, ceza olarak, bu yazi boyunca kendilerini kullanmayacagim) yaz yemekleri vitrinlerde/yani ekranlarda yerlerini almaya basladi. "e benim neyim eksik AYOL" soruma yalniz olmamdon oturu yine kendim "eksigin yok fazlan var BTS hanimcim (!) hatta sen bi de ustune yaz diyeti ver okurlarina, yaza formda girsinler (!)" seklinde cevap verdim. evet yalniz kalmamaliyim. Olur da kazara yalniz kalirsam kendi kendime konusmamaliyim.

Sicaktan ambale olmus beyinlerimizi daha fazla bunaltmadan, lezzetli ama bir o kadar da kolay tarifimize gecelim. Malzemelerden once tarifin adini versem daha iyi olacak: BUZ-BARDAK
Malzemeler:
Buz
cikolatali dondurma
sut
pudra sekeri
bir tutam kahve (hazir kahve-nescafe falan var ya oyle iste)

tum malzemeleri (olculer size kalmis tabi ki) blendera atiyoruz, buzlar ezilinceye kadar blenderda karistiriyoruz, icine pipet koyup huuuuup diye iciyoruz, mutlu oluyoruz, ben bu tadi nerden hatirliyorum yaaa diye merak ediyoruz ve sonunda "starbuckstaki java chip frappuccino'ya benziyor tadiiiiiiiiii" diye aydinlanma yasiyoruz FALAN FILAN.

26 Mayıs 2011 Perşembe

akilsiz basin cezasini akilsiz BTS cekiyor, ceksin zaten hak ediyor

Dersim iptal olunca birden bir bosluga dustum, internette cilginca sorf yapayim, o site senin bu site benim huzursuzca ve suursuzca vakit oldureyim, sonrasinda kendimi pismanliklara salayim dedim ama canim istemedi. oysa doluluktan ölüyor olsam tiklamadik site birakmazdim, boyle de tutarsizsizliklar sergiliyorum iste.

ben ders aliyorum, soylemistim di mi? hem de iki tane. neden? cunku dikkatsizim! ben safı iki yil once tum derslerim bitti rahata erdim saniyordum. hatta iki yil once girdigim sozde son finalime "ha gayret, bitiyor" nasihatlariyle calismistim. Badem fark etti ki benim hala 6 kredim eksikmis!! e biz de agustos sonunda far far away'e el sallayacagiz, tutustum tabi ben. onume gelen iki dersi aldim, ama dusman basina!

aslinda biri zor olmakla beraber zevkli, acil durumlarda kullanilacak cadir tasarliyoruz. ama bildigin bez cadirlardan degil, prefabrik havasinda, aletsiz kurulabilcek, depreme, tsunamiye, ve akla gelebilecek bilumum felaketlere dayanikli olandan. ciddi zamanimi almakla beraber ise yaradigimi dusunmemden mutevellit mutluyum. tabi grup arkadaslarimdan birinin yahudi olmasi ve dahi 3-5 yil israilde orduda calismis olmasi ve ustune surekli ama surekli "israilde şöyle, israilde boyle, biz israilde" diye beynimi yemesi "baslicam simdi israiline" diye her an uzerine atlayacak gibi durmama vesile olsa da, felaketzedelere faydam dokunabilcek olmasi guzel.

obur dersim (bugun iptal olmasiyla beni sevince gark eden) ise benden cok Badem'i yaraliyor, cunku her ders sonrasi "ic bosaltma" seanslarimi Badem dinlemek zorunda kaliyor. ilk derste sevgili hoca beni direk yok saydi, o yok saydikca ben ukalalastim. zaten ders part-time'cilarin aldigi bi ders, hepsi isten cikip geliyorlar, sacma sapan konular uzerinde gereksiz uzun zaman harciyorlar, cok bi sey yaptiklarini saniyorlar, "biz harikayiz, wuuu" havlarinda geziyorlar. bir yorumlariyla birak sirket kurtarmayi dunyayi kurtardiklarini saniyorlar. hicbir sekilde kanitlanmamis (hatta kanitlanmaya calisilmamis) hipotezleri teori gibi algiliyorlar, ayaga kalktiklarinda ellerini ceplerine sokuyorlar, hepsinin yuzunde kendinden emin bir gulumseme (benim yuzumde de alayci bir gulumseme) falan filan. simdi ilk derste kendimizi tanitip (?) bu dersten ne bekledigimizi soyluyoruz. hoca da part-time (endustride calisiyor yani), "sadece ben anlatmicam, siz de deneyimlerini paylasacaksiniz, cok zevkli olacak dersimiz" diye asiri enerjiklik sergiliyor. dersin sonuna dogru bana sira geldi, tabi bu arada hoca beni yok sayiyor hatta baskasina gulumseyerek bakarken ben bi sey soyleyince direk suratini asiyor, beni biledikce biliyor, neyse iste bu ahval icerisinde ben ayaga kalktigimda kinden ölüyordum, nefretle baktim hocaya ve dersten beklentilerim adina dedim ki "acikcasi kimsenin deneyimlerini merak etmiyorum, ben bu derse bu konudaki teorileri ogrenmeye ve boylece doktora tezimde bulduklarima destek saglamaya geldim". hoca bozuldu tabi "tabii onlari da ogrenicez" falan dedi ama ben kin dolu bakislarimi hic degistirmedim. sonucta ben musteriydim, o satici, bunu sonuna kadar kullanacaktim, emindim. Sonraki derslerde gittim en one oturdum, memnuniyetsiz tavrimi sergiledim, "bunu mu ogrenmeye geldim ben?" bakislarimi her an hocanin ensesinde hissettirdim. biri bir yorum yapinca ve kendini bi sey saninca "hey dostum, ben bu yorum icin agzimi acmaya bile tenezzul etmem" bakisimla fazla konusanlarin antipatisini kazandim, ve sonuc mukemmel! grup arkadaslarimdan hicbirisi destursuz konusamiyor, hoca tum ders boyunca gozlerimin icine bakiyor, hatta gecen gun dersten cikarken kadin elimi sıktı! oysa ben seker gibi bi insanim biliyor musun? kolay gecinirim, uzlasmaciyim. ama bazilarina karsi dis bilemek gerekiyor sanirim, gerci abarttim ben de. gecen gene grup olmustuk, Jay adli fazla enerjik biri grup calismamizi bitirince "ooo harikayiz, en iyi biziz" dedi, bana da cok sacma geldi, alti ustu kıytırık bir discussion dedim icimden, kendimi tutuyordum sonra tutamadim patlayarak guldum, ayip oldu tabi, toparlayayim diye "you are so nice" dedim, sacma oldu ama napiyim baska turlu toparlayamayacaktim. iste boyle de anilar yasiyorum derste. (bir hafta sonra gelen edit: dun yine Jay'le ayni gruptaydik. yine "en iyi biziz" dedi, sonra kafasini bi cevirdi ben ona bakmaktayim bön bön", "I am sorry" dedi, uzuldum ben de, "ben cok mutluyum seninle ayni grupta olmaktan" dedim, icim yandi.)

bi de bugun tanimadigim biri yolda beni durdurdu, "sizin lideriniz Bin Ladin mi?" diye sordu, "mal misin?" diyemedim, cunku oyle kelimeler kullanmazdim, bi de 18 yasindan kucuklere kotu ornek olmak istemiyordum, ama icimde kaldi, belirteyim.