17 Ağustos 2011 Çarşamba

simdi ben buraya bi baslik yazarim da, toplum buna hazir degil!

Soyle bir ramazan yazisi yazayim diyordum ama yine ekran karsisinda kilitlendim kaldim! bence ben bir ses kayit cihaziyla (?) gezeyim ortaliklarda, ilham gelir gelmez kaydedeyim kendimi! neyse hadi soyle bir ozet geceyim hayatim hakkinda:

1-Bu cuma esyalarimiz kamyona yukleniyor!!!! burdan 5.5 saatlik bir mesafeye tasiniyoruz ama oraya ulasmasi 2-18 is gunu alirmis o yuzden 1 eylulde teslim edecekleri esyalari 19 agustosta aliyorlar!!! #gicikoldum! tabi ARO hayirsever canlarim su mubarek gunlerde yatak yorgan yastik mutfak esyasi ihtiyaclarimizi karsiliyorlar. Zaten bu cumartesi iftar cadiri kuruluyor universitenin kampusune, aksamlari da ordayiz ins, birileri de sahura cagirdi mi (ki bu cumartesi gecesi sahura davet edildim, ama babam izin vermiyoooo, bu baskilarla yola gelecegim dusunuluyorsa yaniliniyor!! - uf ergen havasina gireyim dedim ama giremedim, aklin yolu bir, sahura davet ne yaaaa? gerci sahura davet degil de cadirdan sonra bir arkadasta bulusulcak sahura kadar muhabbet-dua edilcek, sahur yapip dagilcaz, plan bu, ama babam izin vermiyoooo) is tamamdir.

2-Okulla ilgili hicbir motivasyonum kalmadi. hatta dun sabah toplantim vardi islerimi bitiremedigim icin iptal ettim #rezillik! bugun de sabahtan beri orda burdayim ama kuvvetim olmadigi icin, zaten bir yol da alamadigim icin is = kuvvet * yol oldugu icin, ve daha siralayabilecegim "icin"le biten bir suru bahanem oldugu icin yapilan is sifir! Hocamla konustuk ayda bir, bir hafta far far away'e gelicem, kalicam buralarda. hocam "Buralarin sensiz tadi olmaz" demedi tabi ki, "seni cok ozlerim ben" de demedi, ama ozler yaaa, niye ozlemesin ki! cok sekerim ben (?) yagmurda kalsam eriyip giderim o derece, hem yanaklarim da tam sıkılmalık, neyse kendimi sevme isini annemle babama birakayim hocama doneyim, "ayda bir gel bir hafta kal" dedi, net, "istersen bende kal" dedi "yok' dedim, "arkadasim var elhamdulillah" (tam su an mail geldi bana, Badem beni Linkedin'den eklemek istiyor diye, yuh be Badem, zaten kariyerimi sen planliyorsun ordan eklemek de neyin nesi??) neyse, ayda bir gelicem buraya ins, takilicam burda!

3-yeni koltuk takimi aldik! Artik koltuklarim yeni ya kimseyi oturtmayi dusunmuyorum. saka saka, kizma da anneler rahat etsin diye ben eve gelen cocuk konusunda cok rahattim, cocuklar koltuklari mundar etse umrumda olmazdi, ama yeni koltuklar karisindan tavrim ne olacak merak icindeyim. Simdi bir cocuk bulasik agziyla gidip de koltuklari opse, kalbime bir ok saplanir sanirim.. ufff yeni esyalarla hayat cok zor!

4-annemler geldiginden beri dogru duzgun yemek yapmiyorum! Ramazan bitmeden bir tarif vericem ins, ramazan boyunca yaptigim iki tariften biri olacak (digeri icin bknz)

Mutluyum biliyor musun? yeni yer'in heyecani mi acaba? beni nasil bir hayat bekliyor? Bilmedigim seylerin stres yapmasi gerekirken bende mutluluk yapiyor. Ya da heyecanla mutlulugu karistiriyor muyum? insan burayi cok ozleyecegini bile bile yine de gitmek ister mi?bence istememeli.. hele ki gecmiste yasayip kalan ben hic istememeli, ama istiyorum, hadi irdele beni!

ek:Hocam bugun bana "seni ozlerim" dedi agzini gozunu burusturarak, biliyordum beni ozleyecegini!! beni kim ozlemez ki (?! iddiali cikislar yapar buldum kendimi)

10 Ağustos 2011 Çarşamba

ic ses: Hicbir is yapmadan koskoca bir gunu tuketmek nasil bir duygu BTS?
BTS: Bilindik..

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Bastan alabilir miyim?

Adnan Menderes'i astiklari ip 2.5 lira mi ne tutmus, onun parasini da gidip ailesinden istemisler! "Caninizi asarken cok masraf ettik, e siz de elinizi tasin altina koyun" der gibi, dalga gecer gibi. "gibi" mi dedim ben? sil onu.

Bugunlerde kafamdaki hicbir sey butun degil, kesik kesik. Aklima bi bi sey geliyor, sonra hooop bambaska bi sey geliyor. Gecen gun mesela lisedeki ingilizce ogretmenim dustu aklima, favorim degildi kendileri, yillar sonra bir gun durup dururken aklima gelecegini de hic dusunmezdim. Sonra bi kiz vardi ortaokulda o dustu birden aklima, tribunlere oynadigi bir vakitte ustunu basini yirtmisti. Ne alaka dedim. Bugunlerdeki "bos" halimden kaynakli bir durum olabilir. bos dediysem fiziksel bosluk degil, manevi bosluk. Hicbir sey hissedemiyorum, ne iyi ne kotu, hicbir sey. Hassas duygularim alinmis gibi, beynim benim degilmis gibi. "gibi" mi dedim ben? sil onu.

Gidiciyim ya artik, sahiplenemiyorum hicbir seyi. Benim de hemen her seyden elimi etegimi cekesim varmis meger, bahane ariyormusum. Tabi bu durumda annemlerin burda olusu, babamin "aksam vakti ne isiniz var disarda?" yorumlari ve "evde baban oldugunu unutma" sitemleri, bir de tabi hayatimdaki oncelik siralamamda annem ve babamin birincilik koltuguna yerlesmesi, evde oldugum herbir zamani bizimkilerle gecirmeye calismam da tuz biber oluyor. Oysa BTS, sen biliyorsun ki "sen kendini doldurmazsan seytan doldurur", nefsinle hicbir zaman basbasa kalmamalisin, sen oyle mutlu oluyorsun, aklinda surekli iyilik adina yapilacak isler listesi olmali, kalbin baska turlu mutmain olamiyor. Sonra da ramazan geldi ben niye havaya giremedim diye kendine kiz! Nefsine yardimci olmuyorsun ki! Bir simariklik bir bos isler mudurlugu almis basini gidiyor. Afrika'da insanlar acliktan oluyor, sen kendi derdinle dertleniyorsun, o kadar diyeyim! O kucucuk dert demeye bin sahit gereken dertlerin kalbine az gelince de hepsini sisiriyorsun. Tatmin olmuyorsun. Oysa o cok sevdigine ne de cok hak vermistin "Sen baskalarini yasatma azminde ol ki Allah da sana yasama aski versin" derken. Fazla soze gerek kalmadi.

O zaman silkinip kendine gelme zamani! 3-2-1 ve action!

29 Temmuz 2011 Cuma

Allah'im, alnimi secdeden hic kaldirmasam yine de sukrumu eda edemem

"Calgici karisi Binnaz" tadinda "Doktor karisi BTS" yazasim var:) Masallah Badem bugun tezini savundu, hatta hic sahit olmadigim bir sekilde sunum-sorular-tartisma dahil 1 saatte bitirdi, ve muhendislik doktorasi derecesini aldi. 21 yildir devam eden ogrencilik hayati burda sona erdi. Hayatina hoca olarak devam edecegi icin bizim hayatimizda bir degisiklik olmayacak sanirim, yine aksamlari evde ders calisilacak, yine her sabah okula gidilecek, yine hep yetismesi gereken isler olacak, hatta sanirim bu isler katlanacak. Gerci Agustos sonunda Far Far Away'e el sallayinca hayatimda buyuk degisikler olacak.. Yepyeni bir sehirdeki yepyeni ve bir elin parmaklari sayisinca Turk icinde yepyeni bir hayat. Benim okulum hala bitmedigi icin buraya gelip gidecegim sanirim ama ne sıklıkta olur bilinmez. "Far Far Away"den gitmek deyince huzun basti, nesem kacti.. "Far Far Away", sevdim seni. Badem'e donecek olursam, "ogrencilik"in dili olsaydi eminim hayirla yad ederdi seni Badem, "gitme, alismistik, simdi bir bosluk kalacak senden geriye hic kimsenin dolduramayacagi" tarzi devrik ve huzunlu cumleler cikardi agzindan. Neyse gitme vakti, hadi gidip herkese haber verelim:)

28 Temmuz 2011 Perşembe

dort sahne kaldi senden geriye

Dedemle uzun metrajli anilarim yok benim, her sey kesik kesik, hatta fotograf gibi hareketsiz 3.5tan 4 sahne aklimda. Burak apartmanindaki evimizin kapisinda goruyorum dedemi, koyden gelmis, elinde bir teneke, tenekenin icinde yumurtalar, kirilmasinlar diye saman. Samanlarin icindeki yumurtalari bulmayi seviyorum, o kadar. Ikinci sahne kurban bayramindan, koydeyiz, bahcede kurban kesilecek, tum torunlar bahcedeki alcak bir catinin uzerindeyiz. Aslinda ben bakamam kurban kesilirken ama abimlere uyuyorum sanirsam. Derken bir seyler oluyor, amcamlar bir battaniyenin icinde dedemi bahceye indiriyorlar. Dedeme yer vermiyor anilarim, sadece battaniye aklimda, tuhaf gelmis olacak dort koca adamin bir baska kocaman adami battaniyeyle tasiyor olmalari. Ucuncu sahne ki bu sahne dedemin vefatindan sonra "Son resim" olarak butun halalara amcalara dagitilacak: yer bizim ev, kahverenginin butun tonlarini barindiran uzun koltukta oturuyor dedem, zayif, 3 yasindaki kardesimle satranc oynayan dedemin yuzunde bir gulumseme, o kadar. Dedemi barindiran son sahnem de amcamlarin evinde. Oturma odasindaki kanepede yatiyor, yaninda kagitla kaplanmis bir kavanoz. Benle yasit amca kizimdan yengem kavanozu getirmesini istiyor, amcamin kizi kavanozu alinca kavanozun altini bana gosterip "bouukggg" diyor. Kiziyorum ona, dedem bilerek isteyerek mi cikariyor o balgamlari, acimasizlikla sucluyorum. Sadece bu kadar, baska sahne yok aklimda.

Yillar once bir 28 temmuz sabahi, ben daha okula bile gitmeyecek kadar kucukken, telefon caliyor. Babamlar ayni apartmanda oturdugumuz amcamlara iniyor. Ne ara ben de indim hatirlamiyorum ama amcamlarin dis kapisindan salonda oturan babami goruyorum, tek koltukta tek basina oturmus elleriyle yuzunu kapatip agliyor. Annem de agliyor, ama babami ilk defa aglerken goruyorum, ne oldugunu merak ediyorum. Tum buyukler amcamlarda tum cocuklar da bizde oturuyoruz. Benle yasit amca kizima ne oldugunu soruyorum, kimsenin duymayacagi bir sekilde "dedem ölmüs" diyor. Herkes agladigina gore kotu bir sey olmali diye dusunuyorum ama o yasimda "olmek" ne demek hic bilmiyorum. Aynanin karsisina gecip aglamaya ugrasiyorum, aglayamiyorum. Isaret parmagimi dilimde islatip gozumun altina suruyorum, "bak agladim" diyorum.

Sonraki gun dedemin cenazesi istanbuldaki hastaneden gelince koydeki bagimiza gomulmus, ama ben hicbirini hatirlamiyorum. 66 yasinda Haci Aga oteler alemine gocuyor. "Sadece dedem ve ben" baslikli anilarim yok benim, ama dedem olmasindan mi yoksa alinan her iyi haber/basaridan sonra "deden duysaydi bunu" yorumlarindan mi bilmem cok seviyorum dedemi. Ona verilebilecek bir hediyemin olmasi mutlu ediyor beni. Her gun okunan 3 ihlas bir fatiha ile beraber dualarimin ona ulastigini biliyorum. Ben gocunce arkamdan bana dua gonderecek birileri olacak mi merak ediyorum.

Bugun dedemin ölüm yildonumu, sen de ona bir hediye yollasana...
(resim tabi ki internetten -gittigidiyor.com- alintidir)