24 Ocak 2012 Salı
8 Ocak 2012 Pazar
Sehriye Corbasindaki Altin Oran
Asal sayilari sevmemden, bolenin 13 olmasi hosuma gitmedi degil, hem 13 bence bu kesire bi hava da katti yani. Corbalarin corba olarak kalmasi icin bu oran hayati onem tasiyor (!). Hadi bi de tarif vereyim:
6.5 bardak su
0.5 bardak arpa sehriye (ya da pirinc)
2 kasik salca
2 kasik zeytin yagi (tabi ki zeytin yagini olcerek koymuyorum)
nane (olmazsa olmazidir bu corbanin, eksimsi bir tat verir)
karabiber, kirmizi biber, tuz
oncesinde salcayi kavurmayla falan ugrasma, hepsini kat karistir, kaynayinca atini kis 20 dakika oyle kaynasin, ondan sonra da ye bi guzel, hele bi de hastaysan limon da ekle, ooooh, afiyet bal sifa olsun!
Ben o kadar ugrasayim bulayim, sen hazira kon...
NOT:Elimde sehriye corbasi resmi olmadigindan "aaa hangi resmi koysam ki" diye dusunup (cok da dusunmedim) bu yaziyi yazarken ictigim kahvenin resmini koyayim dedim. Su an dusununce pek bi sacma geldi kabul ediyorum ama o kadar cektim artik...
4 Ocak 2012 Çarşamba
Nasip
24 Aralık 2011 Cumartesi
Hem pratik hem hesapli!
Neyse, yillarca icine y
Muhtesem tatlimizin malzemeleri hemen her orta olcekli Turk evinde (olcegi 1/200.000 ile 1/500.000 arasi degisir) bulunacak cinsten ve olculerimiz de bardakla kasikla (hatta sadece bardakla):
5 bardak sut
1 bardak seker
3 Turk kahvesi fincani un
varsa vanilya (bende genelde olmuyor)
Bazen borcamin en altina biskuvi kirintilari koyup uzerine sicak tatliyi dokuyorum, cogu zaman biskuvileri kirmaya usenip direk diziyorum, son zamanlarda da altina buskuvi bile koymuyorum. Ama her daim icine bi yerlere muz dilimleri koyuyorum.
Bazen ustune meyve parcaciklari koyuyorum, bazen muz dilimlerini ustune ekliyorum (ki kendisi meyve grubuna girer) son zamanlarda da cikolata sosu ekliyorum. (sade yapip uzerine tarcin ekledigim fakir yillarim da oldu)buzdolabinda sogutup mutlu mesut ikram ediyorum ve sizlere bir haftaligina ortalardan kaybolup kendimi bulmaya ugrasacagimi soylerek veda ediyorum.
sepet sepet yumurta
sakin beni unutma
unutursan kuserim
mektubumu keserim
seni cok seven ve asla unutmayacak arkadasin BTS
5-A sinifi
Cumhuriyet Ilkogretim okulu
17 Aralık 2011 Cumartesi
Bilirsin, isaret parmagimi pek islevsel kullanamam
Tamam tamam, itiraf ediyorum, ara sira senin haberin yok iken teknolojinin son (sondan bir onceki) harikasini kullanarak ne haldesin “bi baktim ciktim”. Ordaydin hala, rahatladim. Seni hep biraktigim gibi bulabilmenin dayanilmaz simarikligi ve kendine guveniydi benimkisi, anladim.
Daha ne mi yaptim?
Evi topladim, temizledim, ben topladim o dagildi, ben topladim o dagildi, ben inat ettim o da inat etti, ben pes ettim, o pes etmedi. Aramizdaki fark buydu belki, hemen pes ediverirdim. “uuuufff”tu, “ pencere bile acilmadigi halde bu tozlar nereden geliyor”du, “cikardigim hicbir seyi neden hemen yerine asamiyordum, beni engelleyen ne”idi, “evimizin her tar
afina sinsice dagilmis o bos cay-kahve bardaklarinin kökü neye dayaniyor”du, “yemekten kalkar kalkmaz, dal sarkmazdi evet ama masadaki tabaklari hemen makinaya yerlestirmek neden bu kadar zor”du, gibi cumlelerle omur tukettim.
Daha mi ne yaptim?
Kabak tatlisi yaptim! Hem de 1,512,975 kisinin begendigi squash adi verilen bir kabak cinsinden. O kabagi kestim, soydum, temizledim, dilimledim. Hepsini tek basima yaptim!!!! Bir yandan da “Kattim kattim karistirdim, kendimi onla yaristirdim, kimse kimseye benzemez, kendimi bunla yatistirdim, oturdum ellerimle KENDIME kabak tatlisi yaptim.” diye sarki mirildandim, cok tatliydim. Keske o kabagin kabuklarini patates soyacagiyla soymak yerine adam gibi bicak kullansaydim.
Konferansa gittim. Sadece ama saaadece kendi sunumuma katildim (e bi zahmet). Badem’in sunumu dahil hicbir sunuma katilmadim. Hatta konferans gunlerinin birinde babamla konusuyoruz telde (yaaani), “Badem nasil?” dedi (Badem demedi tabi, adini dedi), “simdi sunumu var, su an sunum yapiyor” dedim, “eee sen niye dinlemeye gitmedin?” dedi, o an bi durakladim, sasirdim. Hic aklima gelmemisti, cidden. Irdelenesi bi durum. Ya da sunan kim olursa olsun sunulana karsi “direk nefret” de denebilir, o derece. Ama resepsiyonu NASCAR muzesinde yapmalari hostu. Hatta yaris arabasi surdum! Suremedim daha dogrusu, 18 mi ne yarismaci vardi, ooonca insanin icinde anons eden adam bana “BTS gaza bas” dedi!!!!!!! Ama yaris baslamamisti daha, basacaktim valla billaaa! Once bariyere carptim, sonra kendimi duzeltmistim ki baktim ters yonde duzeltmisim, insanlar ustume geliyor, cimlere gectim, bir daha da cikamadim. Sonuncu olmusum! Bu da boyle bir rezillik olarak anilarimda yer etti.
Sonra mi ne yaptim?
Kahve ictim, ders calistim, ama bir arpa boyu yol alamadim, hatta gerisin geri (?) basladigim noktaya donmek zorunda kaldim, ama bunu henuz hocamla ve tez komitemdeki hocalarla paylasmadim, paylasamadim.. yapamadim ben onu.
Sonra, dayimi kaybettim, bir gece vakti nefes darligi cekmis, hatta hastaneye giderken de arabayi kendi kullanmak istemis, izin vermemisler tabi.. zaten hastaneye hic gidememis. Kurban bayraminin son gununde de olsa (ki bayramda Far Far Away’de oldugumdan aramama bahanelerim cok olurdu) arayip hal hatir sordugumdan ve duasini aldigimdan oturu vicdani rahatlik duyuyorum. Hem biliyor musun zaten hic vefat etmis gibi de gelmiyor artik.. Bilmem belki de beklenmedik oldugundan.. her gece yatmadan gonderilen duanin listesine girmis olmasi ilk gunlerde tuhaf geldi, simdi ona da alistim. Boyle her sey eskisi gibi.
Daha da mi ne yaptim?
Sabah kalktim, elimi yuzumu yikadim, orta parmagimi gozume sokmak suretiyle lenslerimi taktim, kahvalti yaptim, dislerimi fircaladim, ve benzeri.
PS:Kabak resmi calinti, emege hic saygim yok benim, adi neydi yaa sitenin free-extra gibi bi sey
