Boyle donmeyecektim yazmaya, “heyooo” cigliklari esliginde, “oohh
be kurtuldum” olacakti ilk basligim, yaz ortasinda “ara” verirken boyle hayal
etmistim donusumu ama ben haaala “tez yazmakta” oldugumdan haaalaa “offff yea,
yine ders” modundayim. Allah’im bi bitmedi gitti!! En son artik kasim basi diye
konustuk hocayla ama amma yogun tez komite hocalarim varmis, herkese uygun bi
gun ayarlayamadik henuz! (Simdiye kadarki yazdiklarimin ana fikri : “hala mezun
olamadim, hala tez yaziyorum”). Hatta bunlari nerden yaziyorum biliyor
musun? Kutuphaneden, ikinci evim de burasi oldu, yakinda burda calisitigim
masaya bir masa lambasi alip, karsimdaki duvara da notlar yapistirmayi
planliyorum.
Oyle bir selam vereyim, merak edenlere terbiyesizlik
etmeyeyim diye yaziyorum bu satirlari. Tezim bitince daha cok gorusuruz demek
isterim ama eger ki ben kendimi taniyorsam ders calismak zorunda olmadigim
zamanlarda bos islerde ugrasmayacagimdan daha az yazar olurum. Hatta oyle
eminim ki sabahlari hic isim olmadigi icin erkenden kalkarim, yaparim bunu.
Bi de iste gecenlerde bi can’la maillesiyorduk, bunalim ruh
halimi yansittim kendilerine, o da dedi ki “aaa, sen hayatimda tanidigim en
neseli insansin” , evet ben de sasirdim ve yavrucagizin hayatindaki en neseli insan bensem
digerleri nasil , bu kizin nasil bir hayati var diye de endiselendim (yok ya,
hic endiselenmedim, uyduruyorum ne yazik ki) bu cumleyi, yani “en neseli” degil
ama “neseli” kismini cok duymuslugum vardir. Insanlar (ben insan degilmisim de
baska bir turden bahsediyorum sanar okuyan da) beni neseli sanirlar genelde. Nasil
bir tipim varsa, sanirlar ki benim hic derdim sikintim yok, her seyi
kolaylaikla hallediyorum falan filan. Ama oyle degil iste, omuzlarim catirdiyor
resmen cogu kez, ve ben altinda kaliveriyorum bocek gibi. Yerden kazinamiyorum
da bunalimlarin kucaginda buluyorum kendimi. “Musluman bunalima girmez”
sandigimdan bunalimim katlaniyordu cogu kez ama gecenlerde okudugum bir yazi
(bknz Mustafa Ulusoy, “Musluman bunalima girer mi?”) Muslumanin da bunalima
girebilecegini yazdi da ben de gonul rahatligiyla giriyorum artik:)
Ben bi de Atayurda gttim malum, ordaki maceralarimi (?) insAllah
yazarim bi ara. Yazima burda son verirkene, hepinizi hasretle kucakliyor,
bagrima basiyor ve en sevdigim yiyeceklerden biri olan bir tarifle sizlere veda
ediyorum:
Saglicakla
Taneli borulce (taneli olanlar daha lezzetli olurmus, hatta
mumkunse kurtlu olsun, bu da borulcenin organik olduguna dalaletmis, ben her
turlusunu seve seve yerim)
Su
Zeytinyagi
Limon
Tuz
Yapilisi: borulceler, tezmilenir, ve suda haslanir, haslanan
borulcenin suyu suzulup (ki annem – Badem’in annesi olan annem- -aslinda benim
kendi annem de egelidir ama su an bozkirin ortasinda yasadigimizdan bizim
oralarda olmaz borulce, sag olsun ben cok severim diye de annem – Badem’in
annesi olan annem- her gun nerdeyse yapar bana--- az suyla haslar, suyunu pek
suzmez o yuzden) uzerine tuz atilir, sonraaa an hasindan zeytinyagi ve limon,
oh oh, agzim sulandi yazarken! Artik yemek icin gelecek seneyi beklemek gerek
Allah omur verirse.

